ureticihaber.com
ureticihaber.com
KÖŞE YAZISI

İnsanın Kendi Kendine Yetebilme Arzusu

İmdat Yayla İmdat Yayla Yazarın tüm yazıları
02-09-2025 23:03 3 dk okuma
Paylaş:

Sevgili Arkadaşlarım Kıymetli Dostlarım Canlar

Yıllardır şu yalan dünyada bütün çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamak oldu. Tüm beklentim ve umudum da kendi mücadeleme bağlı olduğunu biliyorum. Çünkü  Cenabı  Allah İsra Suresi 13. ayet şöyle buyuruyor: “Biz her insanın kaderini; kendi çabasına bağlı kıldık. ‘’

 İnsanların  durumunun en temel arzularından biri de   bireysellik arayışını dile getirir. Doğası gereği tüketen ve değişen toplum yapılarına göre ihtiyaçları çeşitlenen insanoğlu, kapitalizmin yeni üretim-tüketim ilişkilerinden bu niteliği sebebiyle nasibini almıştır. Kapitalist sistem toplumlara yeme içme ve giyim gibi somut ürünlerin tüketimini sağladığı gibi zaman, kültür, kimlik gibi soyut kavramların da hızla tüketilmesinin yolunu açmıştır. Bu bağlamda, salt tüketim odaklı ilişkiler ve kazanımlar gerçekleştiren tüketim toplumlarında kimlik ediniminin tüketim argümanları üzerinden yapılmasıyla ortaya yeni kimlik tipleri ve dindarlık eğilimleri çıkması temel hipotezimizi oluşturmaktadır.

 Sevgili Dostlarım 

 Bu, sadece maddi bağımsızlıktan ibaret değildir; aynı zamanda ruhsal bir duruşu, kendi varoluşunun merkezine kendini koyma çabasıdır. Modern dünyanın karmaşasında, insanların kendi iç sesini bulma ve başkalarının beklentilerinden, yargılarından uzak bir yaşam mücadelesinin eseridir.

​ Kendi Kendine Yetebilme Arzusu ve Umut  Bu sözün psikolojik boyutu ise insanının  kendi yeteneklerine, kararlarına ve gücüne olan inancıdır.  Bu inanç hayatın zorlukları karşısında sarsılmaz bir iradeyi  oluşturur. İnsanların dışarıdan yapmış olduğu , takdirler veya eleştiriler gelip geçicidir, ancak insanın kendine olan inancı, en zor anlarda bile ayakta kalmasını sağlar. Bu, pasif bir olay  değil, aksine aktif bir mücadele ve kendini yetiştirme ve  kendi hayatının mimarı olma konumumdur. Buda insanı sürekli bir gelişim ve kendini  keşfetme yolculuğuna çıkarır.

​  Bu arayış , aynı zamanda insanı yalnızlık korkusuyla da yüzleşmeyi gerektirir.   Hayat denen bu derin okyanusa yelken açmak  insan ilişkilerini tamamen reddetmek değil, bu ilişkileri sağlıklı bir temele oturtmaktır. Kişinin kendi ayakları üzerinde durabilmesi, başkalarına olan bağımlılığını azaltır ve böylece kurduğu ilişkileri bir ihtiyaçtan değil, bir tercihten ibaret olur.

 Bu durum, sevgi, dostluk veya ortaklık gibi bağları daha anlamlı ve samimi hale getirir, çünkü bu bağlar bir boşluğu doldurmak için değil, var olan değerleri   zenginleştirmek için kurulmuştur. İşte bu noktada, kendi ayakları üzerinde duran ve belirli  güce sahip olan insan  sosyal bağları daha sağlam ve daha az kırılgan olur.

 

Sevgili Arkadaşlarım Kıymetli Dostlarım Canlar

​ Kendi kendine yetmeyi Edebi açıdan bakıldığında ise bu söz, var olabilme mücadelesidir. Buna göre   insan, kendi varlığını ve anlamını kendisi yaratır. İnsanın dış etkenlerden bağımsız olarak kendi değerlerini, ahlakını ve amacını belirlemesi, onu özgürleştirir. Ancak bu özgürlük aynı zamanda büyük bir sorumluluk da yükler. Hayatın anlamını başkasından beklemek yerine, bu anlamı kendi içinde araması gerektiğini fark eden insan, hem umudunu hem de yükünü kendi omuzlarında taşır. Bu, kolay bir yolculuk değildir.

 Toplumda değerlerin fiyatla değil kıymetle biçildiği o eski zamanlardan tüketerek var olabildiğimiz  ve bu yeni zamanlara geçişte  ne kadar insan kalabildiği yeni zamanlara geçişte insanın ne kadar insan kalabildiği  önem taşımaktadır.

​ Toplumun insanı  belirli kalıplara sokma, ona hazır roller biçme eğilimi karşısında, kendi yolunu çizme cesaretini gösterenleri yücelir.. Bu durum, insanın  toplumun  yönlendirmesine  körü körüne uymak yerine, eleştirel bir farkındalıkla kendi kararlarını alması onun   artık kendi kendine  yettiğini göstermektedir. Sonuç olarak, "kimseye muhtaç olmadan yaşama" çabası, insanın sadece kişisel bir olgunluğa ulaştırmakla kalmaz, aynı zamanda daha özgür, daha bilinçli ve daha dirençli bir toplumun oluşmasına da katkı sağlar. Kendi içine dönen, umudunu kendine bağlayan insan, aslında etrafındaki toplumu da dönüştürme potansiyeli sahiptir.

Kader Gayrete Aşıktır  !!!!

SAYGILARIMLA   VESSELAM

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, ureticihaber.com yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

İmdat Yayla — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.