Toplum olarak en büyük yanılgımız, kötülüğün kendi mahcubiyetinde boğulacağını sanmamızdır. Oysa hayatın gri alanlarında gezinen, ilkelerini kişisel menfaatlerine göre esneten birine "ahlaksız" olduğunu hatırlatmaz, ona alan açarsanız; bir sabah uyandığınızda karşınıza baş vaiz olarak çıktığını görürsünüz.
Bu, bir nevi toplumsal bir illüzyondur. Hafızası zayıflatılmış bir toplumda, dünün "yolsuzluk" mimarları, bugünün "dürüstlük" elçileri haline gelir. Çünkü ahlaksızlık, bir karakter kusuru olduğu kadar, aynı zamanda müthiş bir adaptasyon yeteneğidir.
Ahlaksıza, ahlaksız olduğunu unutturduğunuz an, ona yeni bir kimlik inşa etme fırsatı verirsiniz. İnsan ruhu boşluk sevmez; boşalan "suçluluk" koltuğuna hemen "üstünlük" hissi oturur. Geçmişteki defoları yüzüne vurulmayan kişi, zamanla kendi yalanına inanmaya başlar.
Siz nezaketinizden susarsınız, o ise sustuğunuzu sanır. Siz "belki düzelir" diye beklersiniz, o ise "demek ki haklıyım" diye düşünür. Sonuç? Sizin sessizliğiniz, onun kürsüsü olur.
Bu durum sadece bir yüzsüzlük örneği değil, aynı zamanda bir savunma mekanizmasıdır:
En iyi savunma saldırıdır. Kendi karanlığını başkalarını "karanlık" olmakla suçlayarak gizler. Başkasına ahlak dersi vermek, kişiye "Ben de bu değerleri savunuyorum, demek ki ben de iyiyim" dedirtir. Bir nevi sahte bir günah çıkarma seansıdır. Ahlak dersi vermek, hiyerarşide üstte olduğunu iddia etmektir. Birine ders veriyorsanız, ondan daha üstün olduğunuzu varsayıyorsunuzdur.
Eskilerin "Yavuz hırsız ev sahibini bastırır" sözü tam da bu durumu özetler. Eğer bir toplumda arsızın sesi, dürüstün sesinden daha gür çıkıyorsa; orada ahlaksıza kim olduğu çoktan unutturulmuş demektir.
Ahlaklı kalmanın en zor yanı, ahlaksızın verdiği dersi dinlemek zorunda kalmaktır. Ancak unutmamalıyız ki; gerçek erdem, sahnede en çok bağıranın değil, vicdanı ile baş başa kaldığında başını yastığa rahat koyabilenin mülküdür.
Gerçekler, onları görmezden geldiğinizde yok olmazlar; sadece bir gün daha ağır bir bedelle karşınıza çıkmak üzere pusuya yatarlar.
Ahlaksızın ahlak, haksızın hak, zalimin merhamet dersi vermeye çalıştığı günlere geldik.
SAYGILARIMLA VESELAM
İmdat Yayla
Kurban Bayramı Paylaşmanın, Hatırlamanın ve Yakınlaşmanın Adıdır
Dr. Cemil Paslı
İçimizdeki Putlardan Ne Haber?
Hasan Yayla
Neden Yazıyorum?
Ali Sait Öge (Gazeteci-Yazar)
Unutulan Gazeteciler Ve Kaybolan Vefa
Ömer Kacar (Eğitim Gücü Sen İlçe Temsilcisi)
Kel Başa Şimşir Tarak; İki Kelimelik Devrim
Erol Sunat
Hâlimiz Hâl Değil
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Al Bayrağımızın Gölgesindeyiz
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Türk Eğitiminde Kadın Girişimcinin Yükselişi
İlayda Mangal (Psikolojik Danışman)
YKS’de Son 45 Günün Şifresi
Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli; Müdür Şiddeti