Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım ve Canlar,
10 Ocak’ta kutlanacak olan Çalışan Gazeteciler Günü’nde, bugün gelinen durum pek de iç açıcı değil. "Neden?" derseniz; gazetecilik sadece bilgilerin kamuya aktarılması sürecinden ibaret değildir. Sosyal sorumluluk anlayışı içerisinde kamu yararını gözeterek araştırmaya dayalı haber yapma gibi önemli bir misyona da sahiptir. Türkiye’de teknolojik gelişmelerin hız kazanması, bilginin artan önemini ve hızla yayılma niteliğini de tartışılır hale getirmiştir.
Bu tartışmaların ortak paydası; medyanın haber üretim sürecinde sosyal sorumluluk duygusundan uzaklaştığı, haberlerin magazinleştirildiği ve bilgi ile değil "malumatla" haber yapıldığı yönündedir. Dolayısıyla medyanın artık genellikle doğru haberler iletmediği görüşü hâkim olmaya başlamıştır. Günümüz gazeteciliğinde reklam ve promosyon gibi ticari kaygılarla hareket edilmesi, medyanın tekelleşmesi ve insanların ilgisini çekebilecek magazinsel konuların çoğalması, medyanın imajını zedelemiştir. Bu yozlaşma okuyucuların da tepkisine neden olmuş; eskiden var olan “Gazete yazıyorsa doğrudur.” anlayışı tersine dönmüştür.
Kıymetli Dostlarım,
Günümüz çalışan gazetecilerinin çoğu -iyileri tenzih ederek söylüyorum- öncelikle araştırma kavramının ne olduğunu öğrenmelidir. Araştırarak haber yapmak gazetecilikte çok önemlidir. Bugün yalnız ülkemizde değil, dünyanın pek çok köşesinde medya, ağır eleştirilere muhatap olan bir kurumdur. Vatandaşların haber alma hakkını kullanmasına aracılık eden bir kurum olmayı bırakmış; iktidarın veya muhalefetin "vurucu gücü" haline gelmiştir. Şu sıralarda okumaya başladığım bir kitabın verdiği umutlar olmasa, mesleğim adına ağıtlar yakmam gerekirdi.
Kurum olarak medya, içinde yer alanların yanlışları sebebiyle ağır yaralar alıyor. Oysa medyaya itibar kazandıran en önemli özellik güvenilir olmasıdır. Verdiği bilgiler "güvenilir" sınıfına girmezse, ülkesi hakkında merak ettiklerini öğrenmeye çalışan günümüz insanı kendisini pusulasız hisseder. Nitekim hissediyor da.
Değerli Dostlarım,
Gazetecilik; dürüstlük ve saygının yanı sıra kıskançlık ve rekabetin de sıkça yaşandığı bir meslektir. Ne kadar dürüst ve saygılı olursanız olun, bu meslekte her zaman zorluklar olacaktır. Ancak bu zorluklar meslek aşkımızı daha da pekiştirir. 12 yıl önce mesleğe başladığımda, üstadım ve meslek hocam Uğur Özteke ağabeyimden aldığım öğütler, meslek ahlakını anlamamda bana rehber oldu. Bu değerli insandan aldığım nasihatler, gazeteciliği sadece bir iş olarak değil, insanlığa hizmet eden bir görev olarak görmemi sağladı. Bana önce "insan" olmayı, sonra "gazeteci" olmayı öğrettiler.
Gazetecilik sadece haber yazmak değildir; insan hikayelerini dinlemeyi, anlamayı ve empati kurmayı gerektirir. Toplumun sesi olma sorumluluğunu taşırken her zaman dürüst, tarafsız ve doğrucu olmayı ilke edinmeliyiz. Meslek hayatım boyunca öğrendiğim en önemli şey; insanlara saygı göstermenin ve onların hikâyelerini doğru yansıtmanın önemidir. Her haberin ardında bir insan, her olayın ardında bir yaşam vardır. Gazeteciliği bir sanat olarak görmek ve bu sanatı en iyi şekilde icra etmek en büyük gerekliliklerdendir.
Dünyadaki değişimlere ayak uydurmak ve yeni medya araçlarını kullanmak bizleri ileriye taşıyacaktır. Ancak teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, insan hikâyelerini ve duygularını aktarmanın temelini asla kaybetmemeliyiz. Bugün geriye dönüp baktığımda, gazetecilik mesleğini seçmiş olmanın ne kadar doğru bir karar olduğunu bir kez daha anlıyorum. Bu meslek bana sadece bir kariyer değil; değerli dostluklar, unutulmaz anılar ve derin bir yaşam bilgeliği kazandırdı.
Gazetecilik hayatımın en büyük aşkı ve en değerli hazinesidir. Bu mesleğe olan sevgim ve saygım bana her zaman doğru yolu gösterdi. Meslektaşlarıma ve yeni nesil gazetecilere de aynı değerleri aşılayabilmeyi umut ediyorum.
Unutmayalım ki; önce insanız, sonra gazeteci.
Saygılarımla, Vesselam.
Ömer Kacar (Eğitim Gücü Sen İlçe Temsilcisi)
Ebabiller Hâlâ Var
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Bayrağa Uzanan Niyet
Hasan Yayla
İçindeki Anka’yı Uyandır
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Terör Sorunu
Dr. Cemil Paslı
“Kalite” Anlaşılmak İçin “Zaman ve Sabra” İhtiyaç Duyar
İmdat Yayla
Hayat Bir Aynadır Siz Ona Gülümserseniz, O da Size Gülümser
Erol Sunat
Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde
Ali Sait Öge (Gazeteci-Yazar)
Ben Mesleğimi Özledim…
Özkan Buyrucu
Cumhuriyetin Sanayi Hamlesi ve Atatürk
Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)
Eğitimde Yeni Yönetim Şekli; İdare Edemeyeni İdare Et