Sevgili Arkadaşlarım Kıymeti Dostlarım Canlar
Günümüzde Büyük kurumların veya yapının çürümesi, genellikle en tepedeki ismin kötü niyetinden ziyade, çevresinde örülen usulsüzlük ağına karşı sergilediği "konforlu sessizlikle" başlar. Yönetici, etrafında olup biten hukuksuzluklara karşı gözlerini kapattığında, sadece suç ortağına dönüşmekle kalmaz; aynı zamanda kendi sonunu hazırlar. Benim Gazetecilik tecrübelerinden edindiğim bir gerçek vardır ki; hiçbir karanlık oda, gün ışığından sonsuza dek kaçamaz.
Üst yönetici usulsüzlüklere karşı ilk aşamada "idare edilebilir" küçük pürüzler gibi sunar. Yönetici, ekibinin sadakatini kaybetmemek ya da kurulu düzenin çarklarına çomak sokmamak adına duymazdan gelmeyi seçer. Ancak bu sessizlik, usulsüzlükleri yapan kişiler için sanki bir onay, bir cesaret vesikasıdır. Usulsüzlüğü yapan kişi veya kişiler "Efendim hallediyoruz" cümlesinin arkasına saklanan kanunsuzlardır. Yönetici sustukça usulsüzlükler büyür ve devasa bir buzdağına dönüşerek suyun yüzüne çıkar.
Kıymetli Dostlarım Canlar
İşte Gazetecilik refleksi tam da bu noktada devreye girer. Hiçbir beklentiye girmeden Doğru dürüst işini yapan Kamu menfaatini gözeten bir kalem, kapalı kapılar ardındaki bu usulsüzlükleri deşifre ettiğinde, o güne kadar sessiz kalan yöneticinin dünyası başına yıkılır. Bir sabah gazete manşetlerinde veya sosyal medya mecralarında kendi ismini ve kurumunu usulsüzlükle yan yana gören yöneticinin ilk tepkesi genellikle inkar ve şaşkınlık olur. Oysa o şaşkınlık, aylar süren görmezden gelmenin bedelidir. Yüce Yaratan Nisâ / 58. Ayetin’de şöyle buyuruyor ; ’’Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adâletle hükmetmenizi emrediyor. Böylece Allah size ne güzel öğüt veriyor! Doğrusu Allah her şeyi hakkıyla işiten, kemâliyle görendir.’’
Yazılı basın veya sosyal medyada sıkça bahsedilen Kriz anı geldiğinde ne yapacağını bilemeyen yönetici panik halinde savunma mekanizmaları geliştirir. Bir yandan "Haberim yoktu" diyerek sorumluluğu üzerinden atmaya çalışırken, diğer yandan yıllardır göz yumduğu ekibini feda etmekle onları korumak arasında sıkışıp kalır. Bu kararsızlık, kamuoyu nezdindeki güvenilirliği yerle bir eder. Zira vatandaş , haberi olmayan bir yöneticiyi "beceriksiz", haberi olup da susan bir yöneticiyi ise "suçlu" ilan eder.
Medyanın spot ışıkları altındaki bu bocalama evresi, iletişimin en kötü yönetildiği süreçtir. Yapılan çelişkili açıklamalar, apar topar görevden almalar veya saldırgan bir dille basını suçlamalar, aslında suçluluk psikolojisinin birer tezahürüdür. Profesyonel bir yönetici kriz anını, gerçeği kabullenerek ve şeffaflıkla aşabilir; ancak geçmişin sessizliği, şimdinin dürüstlüğünü ne yazık ki gölgeler.
Sevgili Arkadaşlarım Kıymeti Dostlarım Canlar
Gerçek şu ki; bir yöneticinin asli görevi sadece yönetmek değil, aynı zamanda denetlemektir. Denetim mekanizmasını kişisel ilişkiler uğruna devre dışı bırakanlar, usulsüzlükler patlak verdiğinde sığınacak bir liman bulamazlar. Tüm Basın, toplumsal bir denetçidir ve usulsüzlükleri ortaya koyarken sadece failleri değil, o faillere yol veren pasif duruşu da deşifre eder. Bu, gazeteciliğin topluma karşı olan etik borcudur.
Çevresindeki yanlışlara "dur" diyemeyen yöneticiler, tarih sahnesinde sadece başarısızlıklarıyla değil, kişiliklerini teslim ettikleri o sessizlikle anılırlar. Usulsüzlük basına sızdığında yaşanan o çaresizlik, aslında etik değerlerden verilen ödünlerin birikmiş faizidir. Haksızlığa göz yummak, menfaat için yanlışa doğru demek, olana olmamış gibi davranmak, yalnız kendini düşünmek insanın yönettiği kuruma yaptığı en büyük kötülüktür. Üst yöneticinin Şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı benimsenmediği sürece, manşetlerdeki o mahcup yüzlerin sayısı ne yazık ki azalmayacaktır.
Ne de güzel bir dua; "Allah karşımıza, haddini, kendini ve edebini bilen güzel insanlar çıkarsın. Allah kimseye, yanlış kişiyi doğru aşkla sevdirmesin.’’
SAYGILARIMLA VESSELAM
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Hissedemeyenlerin Çağı
İmdat Yayla
Konya'nın Manevi İklimi, Ramazan Ayı Geldi
Hasan Yayla
Konya Bir Velespit Şehridir
Dr. Cemil Paslı
Altın Yumurtlayan Tavuğu Kesmek
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Onbir Ayın Sultanı
Erol Sunat
Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da
İlayda Mangal (Psikolojik Danışman)
6 Şubat: Hatırlamak mı, Tüketmek mi?
Mustafa Kaygusuz (Emekli Emniyet Müdürü)
Bir Derviş Hüseyin Taşkın...
Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)
Efsane Vali Recep Yazıcıoğlu Denizli’ye Geri mi Döndü?
Ömer Kacar (Eğitim Gücü Sen İlçe Temsilcisi)
Ebabiller Hâlâ Var