Sevgili Arkadaşlarım Kıymetli Dostlarım Canlar
Değer kavramlarında çok büyük bir erozyon yaşıyoruz. Popülizm değil, acı ama gerçek.
Günümüzde; Paraya çevrilemeyen, Para ile değer biçilemeyen , Paranın satın alamadığı bir değer kalmadı. Çoğunluk hesapsız güç peşinde. Ahlaki değerler dahi değersizleşti. Hatta unutuldu, yok oldu. Herkes sorar oldu; ne ara böyle olduk. Olmuşuz işte. Topluma ayna tutunca görünenler bunlar. Öyle bir zamana denk geldik ki; ihtiyaçlar dahi sahte, hesapsız, limitsiz. Doygunluk yok. Doyan yok, duran yok. Toplumda hesap verilebilirlik yok, kimsenin umurunda değil, empati hiç yok. Kimse kendini suçlu hissetmiyor. Bütün hakları sınırsız kendinde görüyor. Kendisi hariç diğerleri kabahatli, ama kendisi hep doğru, hep haklı, hep iyi. Yanlış ile doğru arasında ayrım yok, farkta yok.
Kıymetli Dostlarım Canlar
Toplumda hiç kimse Empati yapmıyor. Suçlu görmüyor. Kabahatli değil. İnsaf yok. Merhamet yok. Vicdan hiç yok, çürümüş. Bu durum güncel hayatın her alanında, toplumda, ailede, trafikte, kurumlarda hep böyle. Çoğunluk, bana dokunmayan yılan bin yaşasın modunda. Ne ara böyle olduk.
Sevgili Arkadaşlarım Kıymetli Dostlarım Canlar
Dünyada en zor iş insan olmak, insan idare etmektir. Bilmediğimiz, beceremediğimiz her iş gerçekten çok zordur. Ancak bildiğimiz işler ise çok kolaydır. Bir de hiçbir şey bilmeden her şeyi bildiğini zannedenler vardır. Bunlar her konuda fikir sahibidir ve işi gerçekten iyi yapan erbabına dahi ahkam keserler. Asıl tehlikeli olanlar bunlardır. Bunlar hiçbir iş bilmeden, hiçbir işi beceremedim sözde her işe hakim olduğu sananlardır.
Aslında hep ben, hep ben demeyip, her şeyi, her konuyu en iyi ben bilirim, en iyi ben yaparım, en doğrusu bende demeyip, karşımızdakilerin de bakış açısı vardır, bilgileri vardır. Bu açıdan konuya tam hakim olmadan, doğru olanı bilmeden sadece başkalarından duyduklarımızla ve yarım yamalak gördüklerimizle biliyorum demek büyük hatadır.
Etrafta çok kişiler vardır, mesleğimiz ve uzmanlığımız ile ilgili sorular sorarlar, sonra verdiğimiz cevaplara; ama, fakat diyerek yorum yaparlar. Yaptıkları yorumların saçmalığından haberleri dahi yoktur. Düştüğü vahim ve acı durumun farkında dahi değildir. Aslında verdikleri mesajda her şeyi bildiğini anlatmaya çalışırken hiçbir şey bilmediğinin, bir harf kadar bilgisi olmadığının itirafını yapmış olurlar. Böylesi insanlara; kayıtsız kalmak, susmak, ciddiye almamak verilecek en doğru cevaptır.
İnsanı insan yapan sahip olduğu değerlerdir. Davranış, tutum, düşünceler, sözler, mimikler, karakter insanı yüceltebileceği gibi bazen de aşağı bir seviye düşürebilmektedir. Karekterini kaybedenler her şeyini kaybetmişlerdir. İnsanın oturuşu, kalkışı, konuşması, bakışı, mimik hareketleri, üslubu, duruşu, yürüyüşü kişinin aynasıdır. Her şeyi biliyormuş gibi devamlı konuşulmaz, habire başkasının lafı kesilmez. Başka birinin kusurları ile alay edilmez lakap takılmaz. Konuşurken, bir şeyler anlatırken habire ben sözcüğü ile didişip durulmaz. Bırak seni başkaları anlatsın.
İnsan; iyiliğin, sevginin, güzelliklerin esiridir. İnsanlara ne verirseniz onu alırsınız. Hatta ne verirseniz daha fazlasını alırsınız. Karşıdakilerin isteklerini, düşüncelerini, zevklerini kısacası hayatını ve kendisini önemser değer verirsen, değer bulur önemsenirsin.
SAYGILARIMLA VESSELAM
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Bir Öğretmenin İç Sesi
Hasan Yayla
Akdeniz’de İkinci Yüzyıl Hamlesi
İmdat Yayla
Basının Gözünden Sessizliğin Bedeli
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Kalemin Karakterin Olsun
Dr. Cemil Paslı
Hangi Hazine Daha Değerli: Yeraltı mı, Yer Üstü mü?
Ali Sait Öge (Gazeteci-Yazar)
Ben Mesleğimi Özledim…
Erol Sunat
Neyi Arıyorsan O’sun Sen
Ömer Kacar (Eğitim Gücü Sen İlçe Temsilcisi)
Kurtarıcı Maskeli Kuşatmalar içinde Sendikal Biat Kültürü ve Bireyin Direnişi
Özkan Buyrucu
Cumhuriyetin Sanayi Hamlesi ve Atatürk
Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)
Eğitimde Yeni Yönetim Şekli; İdare Edemeyeni İdare Et