Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,
İnsanoğlunun sarsılmaz bir iradeye, bitmek bilmeyen bir azme ve her zorluğun üstesinden gelen bir güce sahip olduğu kulağımıza fısıldanan en büyük tesellidir. "Yılmaz" deriz kendimiz için. Düşse de silkinip tekrar ayağa kalkan, bükülse de kırılmayan o mağrur duruşumuzu hiç bozmayız. Ancak durup şöyle bir etrafımıza baktığımızda tarumar ettiğimiz doğaya, beton yığınları arasında sıkışmış ruhlarımıza, bu cümlenin altının ne kadar boş olduğunu fark etmemek mümkün değil. Eğer gerçekten yılmasaydık, dünya bugün içinde bulunduğu bu yorgun ve yaralı hale gelmezdi.
Kıymetli Dostlarım, Canlar,
Yılmak, sadece pes etmek ya da bir köşeye çekilip ağlamak değildir. Asıl yılmak, vicdanın sesini kısmak, hırsların karşısında boyun eğmek ve "ben yapmasam başkası yapacak" bahanesine sığınmaktır. Biz aslında değerlerimizi korumaktan, adaleti ayakta tutmaktan ve kendimizden sonrasını düşünmekten yıldık. Dünya, bizim kalben vazgeçişlerimizin, kolaycılığa kaçışımızın ve konforumuz uğruna feda ettiklerimizin göstergesidir.
Bakın çevrenize, ormanların griye dönmesi, nehirlerin kuruması ve gökyüzünün isli rengi tesadüf mü? Hayır, bunlar hepimizin "nasıl olsa bir şey olmaz" diyerek attığı o küçük ama yıkıcı adımların toplamıdır. İnsanoğlu, iyiliği inşa etmekten çok çabuk yıldığı için kötülük kendine bu kadar geniş bir alan buldu. Emek harcamaktan, sabretmekten ve doğayla uyumlu yaşamaktan vazgeçtiğimiz noktada, dünya bu ağır faturayı önümüze koymaya başladı.
Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,
Samimiyetinizi nerede bıraktığınızı hatırlıyor musunuz? Birbirinizin gözünün içine bakarken hissettiğiniz o eski güvenin yerini alan şüphe, aslında sizin "insan kalma" mücadelesinden yıldığınızın kanıtıdır. Beyler Bu yaşadığımız toplumda Sevgiyi büyütmek zordur, emek ister, oysa nefret ve kayıtsızlık zahmetsizdir. Biz zoru seçmekten yıldık, bu yüzden kalplerimiz de tıpkı şehirlerimiz gibi kalabalık ama yapayalnız hale geldi.
"İnsanoğlu Yılmaz" sözü, belki de kendimizi avutmak için uydurduğumuz en büyük sığınaktır. Gerçek şu ki, biz hırslarımıza yenildik, kısa vadeli çıkarların kölesi olduk ve en önemlisi merhamet göstermekten yıldık. Eğer geri adım atmasaydık, savaşların yıktığı o sokaklar bugün çocuk gülüşleriyle yankılanır, denizlerin mavisi plastik yığınlarıyla örtülmezdi. Dünyanın bu hali, bizim irademizin değil, teslimiyetimizin bir kanıtıdır.
Sevgili okurlarım benim bu karamsar tabloyu çizmem, "her şey bitti" demek değildir. Belki de ilk adım, ‘’Yılmaz’’ olduğumuz yalanından vazgeçip, nerelerde ve nasıl yenildiğimizi dürüstçe kabul etmektir. Kendi hatalarımızla yüzleşecek cesareti bulduğumuzda, o meşhur "Yılmaz" irademiz belki o zaman gerçekten uyanır. Çünkü gerçek güç, hiç düşmemek değil, düştüğümüz o derin çukurun kendi eserimiz olduğunu anlayıp oradan el birliğiyle çıkma samimiyetidir.
Dünya, bizim yorgunluğumuzun ve vazgeçmişliğimizin sessiz bir tanığıdır. Eğer bu gidişatı tersine çevirmek istiyorsak, önce dillerimizdeki o içi boş kahramanlık sloganlarını bırakmalı ve kalplerimizdeki o paslanmış merhameti yeniden işler hale getirmeliyiz. Unutmayalım ki, dünya biz "yıldığımız" için bu hale geldi. Ancak biz yeniden "biz" olmayı göze alırsak, iyileşmeye başlayacaktır.
Söz, gümüş ise; sükût, altındır” sözü, otoriter toplumlarda kategorik bir değer olabilir. Özgür toplumlarda yerine göre söz de sükût da, altın ve gümüş değerinde olabilir. Yunus Emre’nin: “Söz ola, kese savaşı/Söz ola, kestire başı/ Söz ola, ağulu aşı/Bal ile yağ eyleye bir söz” dizeleri, sözün ahlaki değerini ve gücünü ifade eder. “Sözün bittiği yer” ifadesi, sözün kaynağı olan vicdanın çürümesini, kararmasını, dumura uğramasını ifade eder. Özü ve sözü başka olmak, ikiyüzlülük ve münafıklıktır.
SAYGILARIMLA VESSELAM!
Hasan Yayla
Konya Siyasetinde 40 Bin Kilometrekare Mesaisi
Dr. Cemil Paslı
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
İmdat Yayla
İnsanoğlu Yılmaz Deme, Yılmasa Dünya Bu Hale Gelmezdi
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Al Bayrağımızın Gölgesindeyiz
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Türk Eğitiminde Kadın Girişimcinin Yükselişi
Erol Sunat
Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara
İlayda Mangal (Psikolojik Danışman)
YKS’de Son 45 Günün Şifresi
Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli; Müdür Şiddeti
Ali Sait Öge (Gazeteci-Yazar)
Evlerine Gitmediklerimizin Kabirlerine Gittik
Mustafa Kaygusuz (Emekli Emniyet Müdürü)
Bir Derviş Hüseyin Taşkın...