Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,
“Önce insan olmak” sözü, derin bir gerçeği ifade eden güçlü bir ifadedir. Bu, sadece bir söz değil, bir yaşam felsefesidir.
Yıllarca tanıdığım, beraber görev yapma şerefine nail olduğum, "Sen değişmezsin, hep böyle kalırsın" zannettiğim güzel insan... Yanılmışım. Siz de değişmişsiniz sevgili Başkanım. Hayatımda kişiliğini ve karakterini kendime idol olarak gördüğüm bir insanın bu derece değişmesi, inanın bana, en büyük sınavlardan birisi oldu. Sevdiğimiz insanların değişimini kabullenmenin zor da olsa idrak edilmesi gerektiğini anladım.
İnsanların işinde, siyasette veya herhangi bir görevde başarılı olması için dürüst, merhametli, adil, sorumluluk sahibi ve her fikri kabul etmese bile saygı göstermesini bilmelidir.. Unvanlar ve statüler geçici, insanlık ise kalıcıdır. İnsanların makama geldikten sonra görülen değişimi, elbette tek bir nedene bağlı değildir. Makamın verdiği gücün psikolojik etkisi, rolün gerektirdiği davranışlar, ağır stres, çevrenin yarattığı baskı ve belki de kişinin gerçek benliğinin açığa çıkmasının sonucu olabilir. Kişi, o koltuğa oturduktan sonra eleştirilere kapalı, kendi fikirlerine daha fazla güvenen, etrafındaki "Evet efendimci" bir ekiple çevrili bir hâle geldiğinde; işte o zaman gerçek sevenleri etrafından uzaklaşır. Zamanla da o koltuğu kaybetmeye mahkûm olur.
Tarihe baktığımızda, makama oturan insanlar arasında, dünyadaki ve Türkiye’deki değişimi iyi yönetebilen, mütevazı kalabilen, eleştiriye açık olan ve gerçeklik algısını koruyan yöneticilerin hem daha başarılı oldukları hem de tarih tarafından daha olumlu anıldıkları görülmektedir.
Sevgili Başkanım, anlayışınız ve hoşgörünüz için şükranlarımı sunarım. Sitemimi mazur görmenizi istirham ederim. Etrafınıza örülen örümcek ağını dağıtırsanız her şey daha güzel olacak. Ben İmdat Yayla olarak; her zaman sizin vizyonunuzun ne kadar yüksek olduğunu en iyi bilenlerden biri olarak size olan sevgim ve saygım tamdır.
Kıymetli Dostlarım, Canlar,
Gelelim Başkanın atadıkları makam sahiplerine... Geçenlerde ziyaret ettiğim ve kırıldığım makam sahibi kardeşime sözüm: İsim vermeyeceğim çünkü hâlâ kardeşim olarak değer veriyorum.
Sevgili Kardeşim, lütfen şunu unutma: Kendini karşındakinin yerine koyabilmek, onun duygularını ve durumunu anlayabilmek, "Ben olsaydım ne hissederdim?" sorusunu sorabilmek, insan olmanın olmazsa olmazıdır. Irk, din, dil, cinsiyet, sosyal statü ayrımı yapmadan, sırf "insan" olduğu için her bireye saygı duymak ve sevgiyle yaklaşabilmektir. Hem kendi onurunu hem de başkalarının onurunu korumak, onur kırıcı davranışlardan uzak durmaktır.
"Önce insan olmak", hayatın her alanında bir pusula gibidir. Zor kararlar almanız gerektiğinde, bir çıkar çatışması yaşadığınızda veya sadece günlük ilişkilerinizde size doğru yolu gösterir. Bir yönetici, bir doktor, bir mühendis, bir öğretmen veya bir öğrenci; ya da makam sahibi olmadan önce, siz bir "insansınız". Ve bu en temel, en kıymetli kimliğinizdir.
İnsanlar makam sahibi olduklarında genellikle davranışları değişiyor. Daha iddialı, bazen daha mesafeli veya kendini beğenmiş bir tavır takınıyorlar. Eski dostluklar zayıflayabilir, menfaat ilişkileri artabilir. İnsanlarla iletişim kurma biçimleri farklılaşır. Gerçi insanlar değişmez, farkına varır. Ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Kırılan, kırıldığı ile kalır ve size bakış açısı değişir. Bunu asla unutmayın.
Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,
Hayat sürekli bir değişim içindeyken, değişmeyen insan çoğunlukla kendini tekrar eden insandır. Değişmeyen insanın düşünceleri tekrar eder, eylemleri tekrar eder, duyguları ve tepkileri tekrar eder. Çevresindeki insanlar aynıdır, arkadaşları aynıdır, dinlediği müzik, sevdiği yemekler aynıdır.
Ne kadar zaman geçerse geçsin, benim özüm de kişiliğim de aynı. Hayatın getirdiği tüm değişimlere rağmen içten içe hep aynı insan, aynı İmdat Yayla olarak kaldım. Bazı insanların hoşuna gitmese de hayatın dalgaları arasında kaybolmadan, kendi özümü koruyabildim. Değişmeyen yanlarım beni "BEN" yapan şeyler belki de.
Sevgili kardeşime yine de şunu hatırlatmak isterim: Makamda büyümek ve gelişmek başkadır, özden uzaklaşmak başka. O koltuğa oturunca zamanla olgunlaşmak, yeni deneyimlerle zenginleşmek aslında en güzel değişimlerdir. Kendinizden ve özünüzden vazgeçmeden değerlerinize sahip çıktığınız için tebrik ederim. Bu, gerçekten takdir edilesi bir durum. Allah Resulü, büyüklerin hakkını gözetmek gerektiğine dikkat çekerek “Sözü büyüklerine bırak” buyurmuştur.
SAYGILARIMLA VESSELAM
Hasan Yayla
Sessiz Çoğunluk
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Hz Mevlana Gel Diyor
İmdat Yayla
KGTÜ'nün Sırrı: Çiftçiye Dokunan Eğitim Modeli
Dr. Cemil Paslı
Okyanus mu, Kuyu mu?
Ömer Kacar (Eğitim Gücü Sen İlçe Temsilcisi)
Makamların Gölgesindeki Çaresizlik ve Duruşun Kıymeti
Özkan Buyrucu
Cumhuriyetin Sanayi Hamlesi ve Atatürk
Erol Sunat
Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü
Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)
Eğitimde Yeni Yönetim Şekli; İdare Edemeyeni İdare Et
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Balkanlar’da Kalan Türk’ün Ahı
İlayda Mangal (Psikolojik Danışman)
Konya’nın ilk Türkiye’nin ikinci Rehberlik ve Psikolojik Danışma Merkezi olan KUZEY YILDIZI’NDA Biz Ne Yapıyoruz?