ureticihaber.com
ureticihaber.com
KÖŞE YAZISI

Bu Gemide Perişan Hatıram Var

İmdat Yayla İmdat Yayla Yazarın tüm yazıları
20-07-2024 21:25 4 dk okuma
Paylaş:

Sevgili Arkadaşlarım Kıymetli Dostlarım Canlar

 Pek denizcilikten anlamam ama hep duyduğum kelime   “Kaptan, gemiyi en son terk eder.” Yüzyıllardır söylenen bu söylemin ana fikri  en üst sorumlunun  kaptan   olmasıdır. Bu durumda her kaptan  sorumlu olduğu tüm çalışan ,üreten ve ortaklarına yapılan dere beyliklerini  en ağır şekilde cezalandırma hakkı varken, kendisinin de gemisini terk edip kendine güvenenleri  yüzüstü bıraktığı için  cezası  binlerce insanın   gönüllerinde idam olmuş olmalarıdır.  Bugün  ise en ağır şekilde çalışan ve ortakları tarafından suçlu  sayılmakta ve  açık açık eleştirirken  gönüllerinde  yargılayıp yeter artık diyerek derebeylerine tekrar fırsat vermeyeceklerini söylüyorlar.  Geçmişte  karaya oturup alabora olmak üzere gemiyi terk eden  kaptanının durumu gibi. Kaptanlık misyonu sadece denizcilik dünyası ile alakalı değildir. Bir uçak kaptanı  ve futbol takımının kaptanı da aynı sorumlulukları taşır. Kaptanlar arasında Tek bir farkı var denizcilikte  gibi  kaptan  gemiyi terk eder gibi uçağını havadayken terk edemez. Diğer kaptan ise takımını asla yalınız bırakmaz . Bazı  kaptanlar  kalabalıklar içerisinde yalnızlık duygusu yaşarlar. Etraflarında  onlarca insan vardır, selamlaşır bir iki kelime konuşur  tabi ama ortak bir noktaları  yoktur ki oturup  muhabbet edemezler.

Kıymetli dostlarım ,Canlar                                               

 Gelelim bu günkü kaptanın durumuna. Bir futbol takımının kaptanı gibi takım arkadaşlarını  disiplinli, çalıştırarak  ve kolektif yardımlaşma amaçlarının sorumluluğunu taşıyarak, bir yandan da takımını üst sıralara çıkarmak  için uğraşın takım kaptanı. Örneğin saha içerisinde futbolcular arasında çıkacak herhangi bir tartışmanın arasına ilk girenler takımların kaptanları olur. Ama maç içericisinde kavgayı bir takım kaptanı başlatırsa ne olur? İmam ile Cemaat misali olur.  Kaptanlık yapan insan  kendi personelinin iş ve sağlık sorumluluğunu da taşımak zorunda onun görevi sadece para olmamalı. Tıpkı görev başındaki  kaptan gibi. Yapılan işlerin  doğru seyri, bunu yaparken birlikte çalıştığı personelin insan hakları, sağlıklı iletişim ve ekip çalışmasının ve sorumluluğunun ortak paylaşımı  kaptanın  kaçınılmaz sorumluluğudur. İşte bu noktada bir lider (kaptan) işi bırakması/bıraktırılması noktasında bir gemiye benzeyen iş yerinin devamlılığı ardından gelen kaptan  Hem bu sorumluların hem de gemiden yaşam hakkı, iş-aş hakkı kazanan personelin sorumluluğu bilinciyle, böylesi bir fırtınanın atlatılmasında önemli bir görev üstlenmiştir. Onlar bir şeylerin uğruna  bu gemiyi-iş yerini sahipsiz bıraktılar, Geminin  alabora olmaması için  kısa süre olsa da hayatta tutmanın sorumluluğunu personel üstlenmiştir. Çünkü ekmek paralarını bu gemiden kazanmaktadırlar. Ama hiçbir zaman terk edilmişlik duygusunu ve kırgınlığını da unutmazlar.  Ticari konteyner yüklü Gemiye  dönersek. Kaptan ve yardımcıları tekneyi terk edip tüm tayfayı başı boş bıraktığı için , bu gün dünkü Meseleyi   unutmadan  çalışanların, üreticilerin ve ortaklarının  yapacağı tek şey  gemiyi sağ salim  limana  çekerek   sonuç ne olursa olsun gemiyi terk etmeyen kaptana teslim etmelidirler. Kaptan gemiyi ilk terk eden fareleri tespit edebilmek için mürettebatın gemi batmak üzere diye anons yapmasına izin vermiş. Fareler can havliyle  ne kapabilirim telaşı ile  ala bildikleri kadar alıp çıkmışlar  . İnşallah bu gemi ulaşacağı limana yani Kızıl Elmaya kadar yolculuğuna devam edecek. Ancak gemiyi terk eden bu fareler, bir daha asla bu gemiye binemeyecek! İşte hayat  denilen şey böyledir .Ders verir insana

 

 

 Sevgili dostlarım canlar

 Bu anlattıklarım  bir aile kurumundan tutunuz da, iş sektörünün her alanına, sosyal-kültürel her birliktelikte, siyasal  mücadelede de olandır. Terk edilmişlik duygusu ise insana verilebilecek en büyük cezadır.

Gök okyanusunda kalubeladan beri imal edilen gemiler sefer yaparlar hiç limana uğramadan ve bütün denizcilerde bu gemilere mihman olup sonsuza kadar görev yaparlar, işte o gün geldiğinde sanırım mutlu olacağım. Şimdi sabır ile o günün bir an evvel gelmesini diliyorum ki artık dünya gemilerinde mihman olma ümidimi tükettim, bir gemiye ayak basma olanağım yok, belki gök gemisinde mutlu olurum, kim bilir?

Din ve siyaset konularına hiç girmem, sevmem bu konularda konuşmayı ,kalp kırmak istemem, maç mı konuşayım, kahve hayatım yok, oyun bilmem seyretmeyi sevmem ne kalıyor geriye sadece mesleki konularda konuşmak değil mi ?, tamam da nerede o kişiler, arkadaşlar, velhasıl kelam artık şu dünyada ne işim olduğunu iyiden iyiye düşünmeye başladım. Zaten bu yaşamak değil ki, dediğim gibi masa başındaki adamların kestiği temyizsiz müebbettin cezasını çekiyorum. Benim Hakkım ahirete saklı .Çünkü kul hakkının ne olduğunu iyi bilirler . Kul hakkı insanların canları  manevi şahsiyetleri, makam ve mevkileri, dini inanç ve yaşayışları gibi konulardaki kişilik haklarıyla mallarına ve aile fertlerine ilişkin haklarından oluşmakta ve bunlara yönelik olarak yapılan kötülükler, verilen zararlar kul haklarına tecavüz sayılmakta, bu tecavüz de “mezalim” kelimesi ile  ifade edilmektedir. 

 

 Dil-i viranı benden sorma viran eyleyenden sor

Bu gemide perişan hatıram var git perişan eyleyenden sor

SAYGILARIMLA VESSELAM.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, ureticihaber.com yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

İmdat Yayla — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.