Sevgili Arkadaşlarım ,Kıymetli Dostlarım , Canlar
Zamanın hızla akıp gittiği, modern hayatın koşturmacası içinde durup soluklanmayı unuttuğumuz bir çağda yaşıyoruz. Her şeyin dijitalleştiği, mesafelerin kısaldığı ama gönüller arasındaki bağların zayıfladığı bu dönemde, bayramlar adeta ruhumuza can suyu veren birer vaha gibi imdadımıza yetişiyor. Kurban Bayramı da sadece dini bir vecibenin yerine getirilmesinden çok daha fazlası bir olmayı, biz olmayı ve paylaşmanın getirdiği o eşsiz huzuru hatırlatıyor bize.
Kurban kelime anlamı olarak "yakınlaşmak" demektir. Sadece Yaradan’a değil; insana, komşuya, akrabaya ve hatta hiç tanımadığımız bir coğrafyadaki dertli bir yüreğe yakınlaşmaktır. Kurban, sahip olduğumuz nimetlerin sadece bize ait olmadığını, o nimetlerin içinde başkalarının da hakkı olduğunu idrak etme makamıdır.
Kıymetli Dostlarım , Canlar
Bugün dünyada ve ülkemizde ekonomik zorluklarla, yalnızlıkla ya da hastalıkla mücadele eden binlerce insan var. Bir köşede hatırlanmayı bekleyen bir yaşlı, bayramlık hevesi gözlerinde kalmış bir çocuk ya da evine aylarca et girmemiş bir aile. İşte Kurban Bayramı, aradaki o görünmez duvarları yıkmak için en büyük fırsattır. Bayram, sadece kesilen kurbanın etini pay etmek değildir, asıl mesele sevgiyi, saygıyı ve empatiyi pay etmektir. Bir kapıyı çalmak, bir hatır sormak, "Yalnız değilsin" mesajını hissettirmektir. Bizim kültürümüzde bayramlar, kırgınlıkların rafa kaldırıldığı, küslerin barıştığı, toplumsal barışın en üst seviyeye çıktığı kutsal günlerdir.
Yunus Emre’nin dediği gibi "Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz."
Sevgili Arkadaşlarım ,Kıymetli Dostlarım , Canlar
Modern hayat bizi ne kadar bireyselleştirmeye çalışırsa çalışsın, bizler bayram sabahının o tatlı telaşını, bayram namazı sonrası edilen duaları, büyüklerin ellerinden öpüp küçüklerin gözlerindeki ışıltıyı görmeyi özleyen bir toplumuz. Telefon ekranlarına sıkıştırılmış kuru bir "Bayramınız mübarek olsun" mesajı, hiçbir zaman sıcak bir kucaklaşmanın, göz göze gelip edilen içten bir duanın yerini tutamaz.
Bu bayramda kendimize bir söz verelim: Kırgın olduğumuz birileri varsa, bayramın bereketini vesile kılıp sessizliği bozalım. Kurban etlerini sadece donduruculara saklamak yerine, ihtiyacı olan sofralara ulaştırma gayretinde olalım. Özellikle huzurevlerindeki yaşlılarımızı, kimsesiz çocukları ve başını okşayacak bir el bekleyen yetimleri unutmayalım. Çünkü Kurban Bayramı teslimiyettir, fedakarlıktır ve en önemlisi de kardeşliktir. İçinde bulunduğumuz bu Mübarek günlerin, tüm insanlığa barış, huzur ve bereket getirmesini diliyorum. Sofralarımızdan lezzet, hanelerimizden huzur, kalplerimizden merhamet eksik olmasın.
Tüm Akrabaların, arkadaşların, dostların ve okurlarımızın Kurban Bayramı mübarek olsun. Gülen yüzlerin, birleşen ellerin hiç ayrılmadığı nice güzel bayramlara...
SAYGILARIMLA VESSELAM
İmdat Yayla
Huzurun ve Güvenin Şehri Konya
Hasan Yayla
Dünya Bir Han, Yolumuz Nereye?
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Biz Kavgayı Severiz
Dr. Cemil Paslı
Yüksek Sesle Konuşmak ve Kötü Kokmak Caiz mi?
Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İlayda Mangal (Psikolojik Danışman)
Bir Sonuç Kâğıdı mı, Bir İnsan Hikâyesi mi?
Prof. Dr. Mevlüt Mülayim
Hububat Fiyatları ve Dane Kayıpları
Özkan Buyrucu
Babacan Otorite ve Kurumsallaşma Sınavı
Erol Sunat
Türk Yeter Ki Sağ Olsun