Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,
Bu haftaki yazıma Hz. Mevlana’nın sözü ile başlamak istedim. Hz. Mevlana; “Bütün cihanı aradım taradım, iyi huydan daha güzel bir şey bulamadım.” demiş.
Bizim geleneğimizde, biri konuşurken sözü kesilmez, yaşça veya bilgice büyük olan varsa o konuşur, diğerleri dinler. Büyüklerin yanında laubali hareket, ayakları uzatmak, bacak, bacak üstüne atmak, sigara içmek, sakız çiğnemek, elleri arkaya ya da cebe koymak edep dışı sayılmıştır. Sofrada önce aile büyüğünün yemeye başlaması, su içileceği zaman önce büyüklere sunulması da edeptendir. Eve girerken selam vermek, geç kalınmışsa sormadan açıklama yapmak, bir yere giderken, müsaadenizle, diye izin istemek de edeptendir.
Her ne kadar zamanın akışı içinde birçok değer değişime uğrasa da, bazı kavramlar varlığını daima korur. Edep ve görgü bu kavramların en başında gelir. Toplumun en temel yapı taşı olan edep bireyin karakterini şekillendiren, onu olgunlaştıran ve başkalarına karşı saygılı bir duruş sergilemesini sağlayan büyük bir erdemliktir. Çocukluktan itibaren edinilen bu değer, tıpkı bir fidanın toprağa kök salması gibi, insanın özüne yerleşir ve onu hayatı boyunca yönlendirir. Edeple büyüyen bir insan, çevresindeki olaylara, insanlara ve durumlara karşı daha duyarlı ve anlayışlı olur. Bu hassasiyet, onun kendini bilmesini, sınırlarını tanımasını ve dolayısıyla asla şımarmamasını sağlar.
Kıymetli Dostlarım, Canlar,
Şu kısa hayat yolculuğu, adabı muaşeret dediğimiz görgü ve nezaket kurallarıyla güzeldir. Nezaketin olmadığı yerde hayat çekilmez bir çiledir, işkencedir. Edep olmadan olgunluk olmaz. Ayrıca edep insan için bir kalite ölçüsüdür, birazda haddini bilmektir. Edep; insanı güzelleştiren, insan ruhunun kabalıklarını yontup incelten asil bir duygu ve aynı zamanda kâmil insanda kendini gösteren güzel bir davranıştır. Edep, insana Cenabı Hak’tan bir lütuftur. Bu dünyada kişiye en büyük sermayedir edep. Yaratılıştan insanın kalbine konmuştur. Yaratılıştan gelen o temizlik ve masumiyeti koruyabilmektir bütün mesele. Allah Resulü Muhammed Mustafa (SAS): “Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.” buyurmuştur.
Toplumun temel değerlerinin erozyona uğradığı modern dünyada, Edebin önemi daha da artmaktadır. Ne yazık ki, günümüzde birçok insan, kendi çıkarlarını her şeyin üstünde tutarak, başkalarının haklarını ve duygularını hiçe sayabilmektedir. Bu durum, toplumda çatışmalara, güvensizliğe ve kutuplaşmaya yol açmaktadır. Yunus Emre ne de güzel söylemiş ; ‘’ Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep, Dediler ilim geride, illa edep, illa edep!’’
Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,
"Asil azmaz, bal kokmaz" sözü, bu bağlamda büyük bir anlam taşır. Asil kelimesi, burada sadece soy üstünlüğünü değil, aynı zamanda karakter, ahlak ve görgü gibi değerlerin yüceliğini de ifade eder. Gerçek anlamda asil olan bir insan, ne kadar zengin olursa olsun, ne kadar yüksek mevkilere gelirse gelsin, asla şımarmaz. Çünkü onun özü, görgüyle, edeple, alçakgönüllülükle inşa edilmiştir. Tıpkı balın kokusunun bozulmaması gibi, asil bir ruhun erdemi de zamanla kaybolmaz. Bu söz, aslında edep ve görgünün kalıcılığını ve gücünü vurgular.
Edep ile yetişen insan, sadece kendi hayatını değil, aynı zamanda çevresindekilerin hayatını da güzelleştirir. Onun varlığı, topluma huzur, denge ve saygı getirir. Edep, bir insanın sahip olabileceği en değerli hazinelerden biridir; onu taşıyan insan, her zaman ve her yerde saygı görür. Çünkü edep, insanın özündeki iyiliği, inceliği ve zarafeti dışa vuran bir aynadır. Bu aynaya bakabilenler, "asil azmaz, bal kokmaz" sözünün ardındaki derin hakikati de anlarlar.
Edep, doğumdan ölüme kadar süren zaman diliminde insanın nefsini yenebildiği, öfkesini dizginleyebildiği, aklını çalıştırdığı, gönlünü temiz tutabildiği oranda elde edebileceği bir haslettir. Öğrenmenin sonu yoktur. İyiliğin, güzelliğin, tekâmül etmenin de sonu yoktur. Her bilgi, huy ve ahlak seviyesi yükseklere giden bir merdivenin basamaklarıdır. Bir kez daha Mevlana’ya kulak verelim. Diyor ki, “İnsanın ilim ve edebi en büyük varlığıdır. Eskimez, çürümez, kaybolmaz”... Böyle bir hasletin değerini bilmek demek, insanlık değerinin hep yükseklerde seyretmesinin de bilineceğinin göstergesidir.
Sonuç olarak edep üzerine bunca öğrendiklerim ve düşündüklerim ile ben de diyebilirim ki, başkasının size yapmasını istemediğiniz şeyleri siz de başkalarına yapmayın. İyilik de, kötülük de, düşüncenin, sözlerin ve eylemlerin doğruluğu da yanlışlığı da dönücüdür. Her insan kendi sınırlarını bilip, o bilinçle davranırsa toplumda sıkıntı, geçimsizlik, hır gür, kavga gürültü en aza iner. Tam tersine; Huzur olur, Sevgi olur, Uyum olur, Barış olur, Gülen yüzler olur.
"Edep, aklın tercümanıdır. İnsan edebi kadar akıllı, aklı kadar şerefli, şerefi kadar kıymetlidir." Şems-i Tebrizi
SAYGILARIMLA VESSELAM!
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Çocuklar YKS’ye, Anne Babalar Sabra Hazırlanmalı
Hasan Yayla
Çarpmak, Düşmek, Yükselmek
Dr. Cemil Paslı
İki Ayetle İman ve Salih Amel
İmdat Yayla
Bazı Sessizlikler, Fırtınadan Önceki Büyük Bir Yıkımın Habercisidir
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Bayramlık Olsun
Ali Sait Öge (Gazeteci-Yazar)
Unutulan Gazeteciler Ve Kaybolan Vefa
Ömer Kacar (Eğitim Gücü Sen İlçe Temsilcisi)
Kel Başa Şimşir Tarak; İki Kelimelik Devrim
Erol Sunat
Hâlimiz Hâl Değil
İlayda Mangal (Psikolojik Danışman)
YKS’de Son 45 Günün Şifresi
Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli; Müdür Şiddeti