Sevgili Arkadaşlarım Kıymetli Dostlarım Canlar
Türk kimliği konusu ülkemizde son yıllarda üzerine en çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Özellikle ülkemizde yaşanılan kimlik problemi bağlamında kimliğin ne olduğu ve bu bağlamda Türk’ün ne olduğu sorusu çok önem arz etmektedir.. Türk’ün ve kimliğinin ne olduğunun iyi ve sağlıklı bir şekilde anlaşılması ülkemizin bugünkü kimlik problemlerini çözmede önemli bir etken olacaktır. Çünkü Türk’ün binlerce yıllık tarihi ve tarih içerisindeki dönüşümü, bu konuyu da kimlik bağlamında değerlendirmek benim için çok önemli olduğu için yoğun bir araştırma içerisine girerek belgelerle kanıtlanan şu bilgilere eriştim .
Karamanoğlu Mehmet Bey’i yayınladığı fermanda daha çok devlet işlerinin görüldüğü ve belli bir konu ile ilgili olarak bir araya gelinen yerlerde Türkçe’den başka dil kullanılmayacaktır. Demek ki, evlerde, iş yerlerinde herkes Türkçe konuşuyordu ama devlet işleri öyle değildi. Fermanla devlet işlerinin tamamı muhakkak Türkçe yürütülmesi gerekir diyerek fevkalade önemli bir meseleyi gündeme getirmiş ve uyulması zorunlu bir fermanla durumu yöneticilere ulaştırarak, tabii ki çok önemli bir işi başarmıştır bence sizler de öyle düşündüğünüze eminim.
Sevgili dostların canlar
Yanlış anlamaları önlemek için Karamanoğlu Mehmet Bey’in 13 Mayıs 1277 tarihli fermanına bir daha dikkatle bakmalıyız: “Bugünden sonra divanda, dergâhta, çargâhta, mecliste ve meydanda Türkçe ’den başka dil kullanılmayacaktır”
Fermanda bugün kamusal alan dediğimiz yerler tarif edilmiştir. Çünkü resmi yazışmalar Türkçe yapılmıyordu. Yönetimlerin bu aymazlığı ancak böyle bir fermanla hizaya getirilebilirdi. Bunu da Karamanoğlu Mehmet Bey fermanıyla yapmıştır. Kelimeleri dikkatle seçmiş ve özel hayatı ilgilendiren evleri ve işyerlerini bu yasaktan uzak tutmuştur.
Şimdi Türkiye’de eğitimin yabancı dille yapılmasına karşı çıkanlar yabancı dil bilmeyenler mi? Oktay Sinanoğlu da mı Türkçeden başka dil bilmiyordu? Yazdığı eserlerde eğitim dilinin Türkçe olmasını eğitimimiz ve kültürümüz için gerekli olduğunu savunmuş ve bunun bilimsel bir zaruret olduğunu etraflıca açıklamıştır. Bu örnekten hareketle Karamanoğlu Mehmet Bey’in devlet işlerinde ve her yerde, Türkçe konuşulacaktır şeklindeki fermanına bakarak onun Türkçeden başka bir dil bilmediği sonucuna varmak, mümkün mü? Yoksa Türkçeden başka dil bilmediğine dair muteber bir belgeye mi ulaşıldı? Tabii ki bütün bu varsayımlar o zamanki tarih araştırmalarının yetersizliğini ortaya koyuyor ve Türkçe’nin 1300’de Üsküdar’da konuşulduğu gerçeği demek ki o zaman daha bilinmiyordu.
Anadolu’da 1300’lerde genel anlaşma dili, hakim dil Türkçe olmasaydı, Yunus Emre Türkçesinin nasıl hayat bulduğunu, o merhaleye nasıl ulaşıldığını, dildeki o tartışmanın nasıl ortaya çıktığını ve Türkçenin bu şiirsel yükselişini neyle izah edecektik? Anadolu’da anıtların, kümbetlerin, dikili taşların ve kervansarayların yapılış tarihlerine bakınca, Türkçenin çok eski tarihlere dayandığını kabul etmek durumunda kaldığımı söylemeliyim.
1222 Sultan Hanı yapıldığına göre, bu tahayyül ötesi yapıyı yapanlar hangi dili konuşuyorlardı, sorusunu anlamlı bulduğumu söylemeliyim. Yazıyı şu tarihi kayıtla bitireyim.
Karamanoğlu Mehmed Bey:
“Karamanoğlu Mehmed Bey Karamanoğulları'nın ikinci beyi Kerimüddin Karaman'ın oğludur. Doğum tarihi belli olmayıp ölümü 1280'dir. Mehmet Bey askerî ve idarî yönden bilgili bir devlet adamı idi. Bilim adamlarını etrafına toplayıp onlara büyük önem vermiştir. XIII. yüzyıl ortalarında Selçuklular, devlet işlerinde Farsçayı kullanırlardı. Halk ise öz dilleri olan Türkçeyi kullanıyordu. Mehmet Bey millet olarak birlikte yaşamanın ilk şartı olan dil birliğinin sağlanmasının gerekliliğine inanıyordu. Bu birliği gerçekleştirmek için Toroslar üzerinde yaşayan bütün Türkmen boylarını çevresinde toplayarak bir ordu oluşturdu.
Üzerine gönderilen Moğol kuvvetlerini büyük bir yenilgiye uğratarak Konya’ya girdi. Burada yaşayan Selçuklu Türkleri, Karamanoğulları ile birlik oldular. Kısa zamanda Konya vilayeti ve bazı çevre iller Karamanoğullarının hâkimiyeti altına girdi. Daha sonra Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus’un oğlu Gıyaseddin Siyavuş’u başa geçiren Mehmet Bey’in kendisi de vezir oldu. İlk önceleri Moğol baskısına başarı ile karşı koymasına birçok kere galip gelmesine rağmen, daha sonraki çarpışmaların birinde iki kardeşi ile beraber öldürülmüştür. İdareciliği sırasında Türkçeyi resmi dil olarak ilan eden fermanını vermiştir. Bu fermanda "Bugünden sonra divanda, dergâhta ve bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır." diyerek sadece siyasî ve askerî bir zafer değil aynı zamanda kültürel bir zafer kazanmıştır.”
Kaynaklar:
( Vikipedi, özgür ansiklopedi)ü
Faruk Sümer, "Karamanoğulları", TDV Diyanet İslam Ansiklopedisi, Ankara 2001, c. XXIV, s. 454-460.
Hasan Yayla
Mevlânâ'nın Vuslat Gecesi: Şeb-i Arus
İmdat Yayla
Özümüzü Unuttuk Tüm Değerlerimiz Yok Oldu
Dr. Cemil Paslı
Mevlana, Hoca Efendi ve Diğerleri…
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Hz Mevlana Gel Diyor
Ömer Kacar (Eğitim Gücü Sen İlçe Temsilcisi)
Makamların Gölgesindeki Çaresizlik ve Duruşun Kıymeti
Özkan Buyrucu
Cumhuriyetin Sanayi Hamlesi ve Atatürk
Erol Sunat
Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü
Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)
Eğitimde Yeni Yönetim Şekli; İdare Edemeyeni İdare Et
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Balkanlar’da Kalan Türk’ün Ahı
İlayda Mangal (Psikolojik Danışman)
Konya’nın ilk Türkiye’nin ikinci Rehberlik ve Psikolojik Danışma Merkezi olan KUZEY YILDIZI’NDA Biz Ne Yapıyoruz?