İş hayatı, dışarıdan bakıldığında parlak ve davetkâr görünen, ancak içinde ilerledikçe görünmez engellerin belirdiği devasa bir labirenti andırıyor. Kariyer yolculuğumuzun başında, bu camdan sınırları çoğu zaman fark etmiyoruz bile; çünkü zihnimizdeki hedefler, o şeffaf duvarların ardındaki başarı ışıklarıyla öylesine kamaşıyor ki, önümüzdeki bariyerleri birer "fırsat kapısı" sanabiliyoruz. Oysa bu şeffaflık, aslında ulaşmak istediğimiz yer ile bizi ayıran, aşılması zor ve kurnazca kurgulanmış mesafelerin bir illüzyonu.
Bir sabah işe giderken ya da bir proje üzerinde hararetle çalışırken, o görünmez cam duvara tosladığınız anı bilirsiniz. Bu, kariyerinizde bazen haksız bir engelleme, bazen liyakatsiz bir terfi, bazen de bir fikir ayrılığı olarak karşınıza çıkar. O camın sertliğini ve soğukluğunu alnınızda hissettiğiniz ilk saniyede, aslında sadece kendinize çarpmışsınızdır. Beklentileriniz, hırsınız ve gerçeklik arasındaki o şiddetli çarpışma, size o anın gerçeğini, yani sınırların sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel olduğunu hatırlatır.
Çarpmak ve yere kapaklanmak, iş yaşamının en öğretici ama bir o kadar da acı veren ritüellerinden biridir. Camın şeffaf olması, ardındakini görebildiğiniz anlamına gelir ancak oraya geçebileceğiniz anlamına gelmez. Düştüğünüz o anda, çevrenizdeki diğer insanların o duvarların içinden rahatça süzülüp geçtiğini izlemek, duygunuzu daha da ağırlaştırabilir. Ancak burada dikkat etmeniz gereken asıl nokta, düştüğünüz yerin zemini değil, yerden nasıl ve ne şekilde kalktığınızdır.
Yükselmek ise, o camı kırmak ya da etrafından dolaşacak yolu keşfetmekle başlar. Kimileri öfkeyle o cama yumruk atıp kendi ellerini kanatmayı seçerken, kimileri ise camın üzerindeki kılcal çatlakları bularak zekice hamlelerle o bariyeri aşmayı tercih eder. Yükselmek, sadece bir unvan veya maaş artışı değil, kendi içsel sınırlarınızı genişleterek o şeffaf labirenti bir oyun sahasına dönüştürebilme becerisidir. Gerçek başarı, camın dışına çıkmaktan ziyade, o camın ardındaki dünyayı kendi gerçekliğinizle yeniden tanımlayabilmektir.
Zamanla anlıyorsunuz ki, camdan sınırların en tehlikeli yanı, bizi kendi küçük dünyamızda güvende hissettirmesidir. O sınırların içinde kalmak, çarpma riskini ortadan kaldırır belki ama yükselme ihtimalini de beraberinde götürür. İnsan, sınırların konforlu darlığı ile belirsizliğin geniş özgürlüğü arasında seçim yapmak zorundadır. Çarptıkça güçlenen, düştükçe strateji geliştiren ve camın ötesindeki manzarayı görmeye devam edenler, nihayetinde kendi yolunu açmayı öğrenirler.
Kendi kariyer hikâyemize baktığımızda, o cam duvarlara çarptığımız anların aslında karakterimizi nasıl şekillendirdiğini net bir şekilde görebiliyoruz. Her çarpmada bir ders, her düşüşte bir tecrübe, her yükselişte ise yeni bir bakış açısı kazanıyoruz. Önemli olan, o camın ardındaki başarıya ulaşırken kendi benliğimizden, değerlerimizden ve içtenliğimizden ödün vermemek. Çünkü en yüksek mevkilere ulaşsanız bile, eğer o camın yarattığı soğukluğu ruhunuzda taşıyorsanız, aslında hala kendi sınırlarınızın içine hapsolmuşsunuz demektir.
İş hayatı bir dayanıklılık sınavıdır ve her birimiz kendi camdan duvarlarımızı aşmak için çaba gösteriyoruz. Çarpmaktan korkmamalı, düşmekten utanmamalıyız; zira her çarpış, aslında bize nereye gitmememiz gerektiğini öğreten bir pusuladır. Camın ötesine geçmek için ihtiyaç duyduğumuz tek şey ise, sadece biraz cesaret ve kendimize olan inancımızdır. Unutmayın, o camların ardında gördüğünüz hayat, sizin de hak ettiğiniz ve inşa edebileceğiniz bir gelecektir.
Hasan Yayla
Çarpmak, Düşmek, Yükselmek
Dr. Cemil Paslı
İki Ayetle İman ve Salih Amel
İmdat Yayla
Bazı Sessizlikler, Fırtınadan Önceki Büyük Bir Yıkımın Habercisidir
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Bayramlık Olsun
Ali Sait Öge (Gazeteci-Yazar)
Unutulan Gazeteciler Ve Kaybolan Vefa
Ömer Kacar (Eğitim Gücü Sen İlçe Temsilcisi)
Kel Başa Şimşir Tarak; İki Kelimelik Devrim
Erol Sunat
Hâlimiz Hâl Değil
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Türk Eğitiminde Kadın Girişimcinin Yükselişi
İlayda Mangal (Psikolojik Danışman)
YKS’de Son 45 Günün Şifresi
Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli; Müdür Şiddeti