Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,
Ankara’ya gerçekleştirdiğim ziyarette; devletimizin kritik kademelerinde görev yapan, duruşuyla, çalışkanlığıyla ve vatan sevgisiyle gurur duyduğumuz çok kıymetli bir şahsiyetle, Millî Savunma Bakan Yardımcımız Sayın Musa Heybet ile bir araya gelme onurunu yaşadım. Kendisini yakından tanıyan biri olarak; Anadolu’nun bağrından kopup gelen, hiçbir kimseye sırtını dayamadan, tamamen kendi alın teri, dürüst kişiliği ve çalışkanlığıyla basamakları birer birer çıkmış bu değerin liyakat timsali olduğuna bir kez daha şahit oldum.
Geçmişini, köklerini çok iyi bilen ve bu topraklara olan vefa borcunu her an hissettiren Sayın Musa Heybet, memleketimizin yetiştirdiği nadide insanlardan biridir. Toplumumuzda zaman zaman ne yazık ki kökleşmiş hüzünlü bir alışkanlık vardır: Başarıya aç, vatanı ve milleti için canla başla çalışan insanlara şüpheyle yaklaşmak; hatta onlara peşinen "Başaramaz!" damgası vurmak... Ancak Millî Savunma Bakan Yardımcımız Sayın Musa Heybet, bu tür kısır yaklaşımlara kulak tıkayan, azim ve kararlılıkla yoluna devam eden bir karaktere sahiptir. O, asla başarısızlığı ve çaresizliği kabullenmeyen bir iradenin temsilcisidir. Kendisine tevdi edilen her görevi, cansiperane bir anlayışla ve en ince detayına kadar layıkıyla yapmış, yapmaya da devam etmektedir.
Bal Arısı Misali, Üretmeye ve Hizmete Devam
Bilimde bal arısının uçuş teorisi (aerodinamik kanunları) uzun süre tartışılmış, "teorik olarak uçamaması gerektiği" dahi iddia edilmiştir; ancak arı, bu teorilere kulak asmadan bal üretmeyi sürdürmüştür. Sayın Musa Heybet de tıpkı bu misal gibidir. Hakkında türlü önyargılar üretenlere, "Başaramaz!" diyenlere inat, vatanına ve milletine şifa deposu gibi hizmet sunmaya devam etmektedir.
Memleketimizin insanına âcizane tavsiyemiz şudur: Eğer bu ülkeye hizmet edenlere destek olmuyorsanız, lütfen köstek de olmayın. Çünkü başarı; azimden ve dürüstlükten ödün verilmediği sürece çaresizliği ve engelleri asla kabul etmeyenler için kaçınılmaz bir sondur.
Bakan Yardımcımız Sayın Musa Heybet’in yolu ve bahtı açık olsun. Zira Yüce Yaradan, Âl-i İmrân Suresi 195. ayet-i kerimesinde şöyle müjdelemektedir:
“Ben, erkek olsun kadın olsun, sizden çalışan hiçbir kimsenin amelini zayi etmeyeceğim.”
Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,
Hayatın koşturmacası içinde hemen hepimiz bir şeyler başarma, bir iz bırakma ve takdir edilme arzusuyla hareket ederiz. Kimi zaman kariyer basamaklarını tırmanmak, kimi zaman toplumsal bir projede öne çıkmak, kimi zaman da sadece işimizi en iyi şekilde yapmak için çaba gösteririz. Ancak bu çabaların kalıcı bir değere dönüşmesi, atılan adımların arkasındaki niyetle doğrudan ilgilidir. Resûlullah (SAV) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
“Ameller niyetlere göredir. Herkes sadece niyetinin karşılığını alır.”
Şüphesiz ki en kalıcı, en anlamlı ve en huzurlu başarı, unvanlardan, makamlardan veya çıkarlardan bağımsız olarak gönülden hizmet etmekle mümkündür. Gönülden hizmet etmek, fedakârlığı da beraberinde getirir. Saatlerin, yorgunlukların ve engellerin bir önemi kalmaz, çünkü pusula artık "gönül" olmuştur. Bir vatanı, bir topluluğu ya da sadece yakın çevresini ileriye taşıyanlar, ellerindeki imkânları değil, yüreklerindeki sevgiyi ve sorumluluğu ortaya koyanlardır.
Bu anlayışla yapılan her çalışma, arkasında silinmez izler bırakır. Çünkü insan; kendisine sadece bir iş gözüyle yaklaşanı değil, işine yüreğini koyanı unutmaz. Unutmayalım ki unvanlar geçicidir. Kalıcı olan, geride bırakılan eserlerin insan hayatına dokunduğu orandır. Başarı, koltuğun gücünden değil, o koltuğa oturanın gönlünden aldığı ışıktan beslenir.
Gönülden yapılan her hizmet, hem yapılan işi yüceltir hem de insanın kendi iç huzurunu inşa eder. Çünkü en büyük başarı, akşam yastığa başınızı koyduğunuzda "Bugün birinin hayatına gerçekten dokunabildim" diyebilmenin verdiği o derin vicdani rahatlıktır.
Devletine, milletine ve bayrağına bu inançla hizmet eden tüm büyüklerimizin emeği bereketli, yolu açık olsun.
Saygılarımla, vesselam...