ureticihaber.com
ureticihaber.com
KÖŞE YAZISI

Hastane mi, Eğlence Mekanı mı?

İmdat Yayla İmdat Yayla Yazarın tüm yazıları
17-10-2026 01:01 4 dk okuma
Paylaş:

Sevgili Arkadaşlarım , Kıymetli Dostlarım ,Canlar

Şifa arayan ellerin kapısında beklediği, koridorlarında kaygının ve umudun nefes alıp verdiği bir binadayız. Burası bir hastane. Ya da en azından, kapısındaki tabelada öyle yazıyor.

Son zamanlarda şahit olduğumuz manzaralar ise bu kutsal mekanların asli amacından ne kadar uzaklaştığını gözler önüne seriyor. “Kutlama” adı altında düzenlenen, müziğin ve şovun dozunun kaçtığı etkinlikler, şifa dağıtması gereken bir kurumu adeta bir eğlence mekanına çevirmiş durumda. Başhekimliğin ve yönetimin imza attığı bu abartılı gösteriler, ne yazık ki kurumun ciddiyetini gölgeliyor.

Peki, soruyorum: Sırf birkaç kişinin gözünü boyamak, sosyal medyaya kare vermek ya da belirli bir zümreyi mutlu etmek adına yapılan bu gösterişin anlamı nedir?

O koridorlarda sadece müziğin sesini duyan yönetici kadrosu var belki. Ama iki adım ötede, yoğun bakım kapısında çaresizce bekleyen insanlar var. "Bir ümit var mı?" diye hekimin ağzından çıkacak tek bir kelimeye tutunmaya çalışan, içindeki dertle kavrulan hasta yakınları var. Yoğun bakımın soğuk kapısı önünde, sevdiklerinin hayata tutunması için dualar eden dertli sineleri hiç mi düşünmediniz?

Birkaç insanı birkaç dakikalığına mutlu edeceğiz diye, onlarca hastanın mahremiyetini, sükunet ihtiyacını ve hasta yakınlarının yüreğindeki yangını hiçe saymak hangi idari anlayışa, hangi insani vicdana sığar? Hastane eğlencenin ve şovun değil, sükunetin, ciddiyetin ve empati duygusunun hakim olması gereken yerdir. Neşenin ve kutlamanın da bir yeri, bir üslubu vardır. Şifa bekleyen insanların ahı ve endişesi üzerine kurulu bir "eğlence", kutlama değil, ancak ve ancak duyarsızlıktır.

Yöneticilerin, üzerlerindeki makamın sorumluluğunu hatırlayarak şov kaygısını bir kenara bırakması, hastaneleri yeniden adıyla, yani şifahane ruhuyla yönetmesi elzemdir. Çünkü o kapıdan içeri giren her insan eğlenmeye değil, derdine derman bulmaya geliyor.

Kıymetli Dostlarım ,Canlar

Sağlık sistemi, her bir çarkı insan hayatına temas eden hassas bir terazi üzerine kuruludur. Bu sistemin en ön safında, hastanın ilk dokunuşunu ve son nefesindeki takibini üstlenen şüphesiz hemşirelerimiz ve sağlık personellerimiz yer alır. Ancak son dönemde şahit olunan bazı görüntüler, meslek onuru ile mesai disiplini arasındaki çizginin nerede durması gerektiğini yeniden tartışmaya açıyor. Açıkça ifade etmek gerekir. Bir hastanenin nöbet masası, eğlence alanı değildir.

Sağlık çalışanı dahil Kimse kimsenin mesai dışındaki hayatına, dinlenme saatlerine ya da özel alanındaki neşesine müdahale etme hakkına sahip değildir. Mesai biter, önlük çıkarılır, sonrasında vaktinizi nasıl geçireceğiniz, nasıl deşarj olacağınız tamamen sizin kişisel tercihinizdir ve kimseyi ilgilendirmez. Fakat o önlük üzerinizdeyken, o kurumun çatısı altında ve "nöbetçi" sıfatıyla görev başındayken durum değişir. Hastaneler; gecenin en sessiz saatinde bile bir feryadın yükselebileceği, kalbi duran bir hastaya saniyeler içinde müdahale edilmesi gereken, her anı teyakkuz gerektiren mekanlardır. Bedenen orada bulunmak, ruhen de görevin başında olmayı gerektirir. Hastalara, hasta yakınlarına veya sağlık nöbetine ayrılması gereken zamanın ve dikkatin, kurum içinde şov, eğlence ya da ciddiyetten uzak tutumlarla harcanması kabul edilemez.

 

Meslek saygınlığı, sadece başkalarının size gösterdiği hürmetle değil, sizin yürüttüğünüz göreve ve bulunduğunuz makama gösterdiğiniz özenle korunur. Şifa dağıtılan alanlarda görev bilincini her şeyin üstünde tutmak, hem mesleğe hem de o kapıdan medet umarak giren çaresiz insanlara karşı en temel borçtur.

Sevgili Arkadaşlarım , Kıymetli Dostlarım ,Canlar

Son olarak şunu belirtmeden geçemeyeceğim; Bir İl Müdürünün Emeği, Birkaç Sorumsuzun Gösterisine Kurban Edilemez.

Sağlık camiasında il müdürü olarak , gecesini gündüzüne katan, insan hayatını her şeyin üstünde tutan devasa bir fedakarlık eden, Bu çarkın düzgün işlemesi ise sadece bireysel çabalarla değil, sahayı adım adım gezen, sorunları yerinde tespit eden ve mesai mefhumu gözetmeyen güçlü bir liderlikle mümkündür. Nitekim bugün Konya’mızda ailesinden, evinden, çocuklarına ayıracağı vakitten feragat ederek hastanelerin her birimini gece gündüz demeden denetleyen, vatandaşın şifa bulması için samimiyetle koşturan bir İl Sağlık Müdürü gerçeği var. Bu azim, bu insan odaklı çalışma anlayışı ve fedakarlık, takdir edilmesi gereken son derece kıymetli bir duruştur. Ancak ne yazık ki sahada inşa edilmeye çalışılan bu güven ve samimiyet, bazı sağlık kurumlarında yaşanan vurdumduymazlıklarla zedeleniyor.

Açıkça ve net bir dille ifade ediyorum. Makamı ve unvanı ne olursa olsun, ister başhekim, ister başhekim yardımcısı, ister doktor, ister hemşire. Hiç kimsenin, bir İl Müdürünün gece gündüz demeden sahada verdiği bu alın terini vatandaşın gözünde heba etmeye hakkı yoktur.

İl Müdürü hastaneleri birim birim gezip sağlık hizmetinin kalitesini artırmak için çabalarken, kendi kurumunda ciddiyetten uzak görüntülere göz yuman, şov kaygısıyla hareket eden veya görev bilincini unutan yöneticilerin bu duruşu, yapılan tüm iyi işlerin üzerine gölge düşürmektedir. Vatandaş, hastanede karşılaştığı tek bir ciddiyetsizliği ya da işgüzarlığı tüm kuruma ve en tepe yönetime fatura eder. Sağlık hizmeti bir bütündür. Liderin vizyonu ve azmi, alt kadrodaki yöneticilerin ve personelin sorumluluk bilinciyle anlam kazanır. Kendi kurumunda disiplini sağlayamayan, ciddiyeti koruyamayan ve kurumsal duruşa zarar veren kim varsa bu fedakarlığa saygı duymak zorundadır .Vurdum durmaz bir yönetimi değiştirmiyorsa il müdürü bu kadar yaptığı fedakarlıkta boşuna bence . Kimse kendi şahsi duyarsızlığıyla, bir kentin sağlık yönetimine olan güvenini sarsamaz. Bu memleketin insanı da, gece gündüz çalışan yöneticisi de samimiyetin heba edilmesine müsaade etmeyecektir diye düşünüyorum inşallah ’da düşündüğüm gibi olur.

Sağlıklı ve Huzurlu Kalın

SAYGILARIMLA VESSELAM

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, ureticihaber.com yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

İmdat Yayla — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.