Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,
İnsan hayatı boyunca birçok imtihandan geçiyor. Bazen bir sözle kırılıyor, bazen bir davranışla hayal kırıklığına uğruyor, bazen de iyilik yaptığı insanlardan beklemediği karşılıklar görüyor.
Kur’an-ı Kerîm’de Rabbimiz, “Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir” buyuruyor. Bu ilahi mesaj, sabrın yalnızca beklemek olmadığını; insanın öfkesine, diline ve davranışlarına hâkim olması gerektiğini de bizlere hatırlatıyor. Sabır, her sıkıntının hemen ortadan kalkması demek değildir. Sabır; yaşanan sıkıntı karşısında yanlış bir söz söylememek, haksızlığa haksızlıkla cevap vermemek ve insanın kendi ahlakını koruyabilmesidir. Çünkü biliriz ki bazı mücadeleler bağırarak değil, susarak kazanılır.
Kıymetli Dostlarım, Canlar,
Her şeyin bir sınırı olduğu gibi, sabrın ve tahammülün de nihayetinde bittiği bir eşik vardır. İnsanoğlu ne kadar hoşgörülü, ne kadar alttan alan biri olursa olsun, taşınabilecek yüklerin de bir kapasitesi var. Ruhu sürekli sınanan, samimiyeti istismar edilen her insan, gün gelir o kaçınılmaz kırılma noktasına ulaşır. İşte o çizgi geçildiğinde, içte biriken kırgınlık yerini sarsılmaz ve geri dönülemez bir sessizliğe bırakır.
O noktaya gelindikten sonra sunulacak hiçbir gerekçe, verilmeye çalışılan hiçbir çaba ya da telafi gayreti artık bir anlam ifade etmez. Çözüm arayışları için zaman çok geçtir. "Büyüklük bende kalsın" diyerek yapılan fedakârlıkların, açılan yeni sayfaların ve sineye çekilen haksızlıkların miadı dolmuştur. Zira insan, her defasında inanan ve alttan alan taraf olmanın iyi niyet değil, kendini ihmal ediş olduğunu geç de olsa anlar.
Bu hayat yolculuğunda hiç kimseyi gözünüzde aşırı büyütüp, kendinizden daha önemli kılmayın. Kaybetme korkusuna yenilerek öz saygınızdan taviz vermeyin. Zor zamanların fırtınasında tek başına ayakta kalmayı başarmış bir insan için kimsenin varlığı bir lütuf, yokluğu ise bir eksiklik değildir.
Kendi ayakları üzerinde durabilenlerin sırtını yaslayacağı tek hakikat, adaletin tecellisidir. İlahi mizana olan inancımız, kulun kula çektirdiğinin karşılıksız kalmayacağını söyler. Kimsenin hakkı kimsede kalmaz; vakti geldiğinde her niyet ve her amel kendi muhatabını mutlaka bulur.
Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar,
İnsanların unuttuğunu Allah unutmaz. Kimsenin görmediği bir iyiliği Allah görür. Karşılıksız kalan bir fedakârlığı, dökülen bir gözyaşını ve sabırla yutulan bir sözü Rabbimiz bilir.
Elbette sabır, haksızlık karşısında tamamen sessiz kalmak anlamına gelmez. İnsan hakkını aramalı, doğruyu söylemeli ve yanlışın karşısında durmalıdır. Ancak bunu yaparken ahlakından taviz vermemelidir. Çünkü mümine yakışan, haklıyken haksız duruma düşmemektir.
Unutmayalım!
Haram parayla servet yapılır ama huzur satın alınamaz.
Helal lokma az olur, fakat insanı ayakta tutar.
Saygılarımla, vesselam.