Ali Özek Hatıratında; II. Abdülhamit, M. K. Atatürk, M. A. Ersoy, H. B. Çantay, Ö. N. Bilmen, Y. Nuri Öztürk v.d.

Dr. Cemil Paslı

20-07-2026 10:37

Ali Özek’in 2012 yılında Ramazan Yıldırım tarafından sesinden yazıya dökülen “ELMALI’DAN ALMATI’YA ALİ ÖZEK’İN HATIRALARI” kitabı yakın tarihe dair önemli bilgiler içeriyor.

Hatıratın içeriği ülkenin Osmanlı’nın son dönemlerinde oluşmuş günümüze kadar gelmiş “Türkçü-İslamcı-Batıcı” grupların “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma” yolunda ve  “kendilerine özel” tarih oluşturma çabalarına ciddi eleştiri getiriyor.

Okurlarımı yönlendirmeden hatıratta çok daha fazlası olan tespitlerin bazılarını aşağıya; sadece “hakikat aşığı” insanların dikkatine sunmak istiyorum.

Hasan Basri Çantay ve M. Akif Ersoy: Mustafa Kemal’den Hükümet Kurma Teklifi

“İstanbul’a yerleştikten sonra Hacı Raif Bey’le Küllük kahvesine giderdik. Bir de Hasan Basri Çantay’ı ziyaret ederdik. Beyazıt’ta oturuyordu. Yaşlı bir adamdı. Ondan da çok şey dinledik. Çantay’ın anlattıklarından en çok aklımda kalan şudur. Tarihini tam hatırlamıyorum ama Mehmet Âkif o zaman hâlâ Türkiye’de. Mehmet Âkif buradayken Mustafa Kemal onun da içinde bulunduğu dindar guruba hükümeti kurma yetkisini veriyor. Yani o günün muhafazakâr mebuslarına hükümeti kurun diyor. Başbakan olarak kimi düşünüyorlardı, onu bilmiyorum ama herhalde Hasan Basri Çantay’ı düşünüyorlardı. “Bu görevi bize verdi. Biz de toplandık fakat hiç kimse vazife kabul etmedi. Mehmet Âkif’e Milli Eğitim Bakanlığını teklif ettik, kabul etmedi. Bir gün sabah ezanı okununcaya kadar yalvardık. Gene de kabul etmedi. O yüzden kabahat bizdeydi. Eğer hükümeti kurabilseydik, bu işler böyle olmazdı” derdi.” (s.160)

Ömer Nasuhi Bilmen: Mustafa Kemal’den Mecelle’nin Güncellenmesi Görevi

“Ömer Nasuhi Hoca, her zaman eski dönem mevzuları açıldığında, “Kabahat bizdedir” derdi.  Şunun için kabahat bizdedir derdi. Mustafa Kemal o senelerde bir “Tâdili Mecelle Komisyonu” kuruyor. Çünkü mecellenin ahvâli şahsiye kısmı zaten hazır. Ömer Nasuhi Hoca da bu komisyonun içinde. O zaman Mustafa Kemal’in emriyle şu kararı veriyorlar. Mecellenin tamamı dört kısımdan oluşmaktadır. Ahvali şahsiye, ticaret kısmı, ceza hukuku ve muâmelâtı diniye. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir İslâm Devleti olduğu için batı kanunlarını almak yerine Mecelleyi tamamlayıp uygulamaya çalışıyor. Ömer Nasuhi Bilmen’e de ibadet hukuku kısmını veriyorlar. Ömer Nasuhi Bilmen’in bir ilmihâli var. Bu ilmihâl maddeler halinde yazılmış. Aslında onu İbadet Hukuku olarak hazırlamış. Sonra bu iş olmayınca onu “Büyük İslâm İlmihâli” diye neşretmiş. Bu komisyona 10-15 kişi seçiliyor. Hepsine bir bölüm verilmiş. Onların hazırlayıp getireceği taslak mecliste görüşülerek uygulamaya konulacak, zamanla da geliştirilecek. Program bu. Altı ay kadar da bir süre vermişler. Ömer Nasuhi, “Altı ay sonra, birisi ben olmak üzere iki üç kişi dışında hiç kimse bir şey hazırlayıp getirmedi” diyor. O zaman Mustafa Kemal, bunlara kızıp bağırıyor. Olmaz böyle şey diyor. Sonra da batı hukukunu almaya karar verdiler diye anlatıyordu

Ömer Nasuhi Hoca onu için daima “Kabahat bizdedir” derdi...” (s.204)

Mustafa Kemal-Ahmet Cevdet Paşa Mecelle-Batı Hukuku-Osmanlı

“Zaten Mustafa Kemal batıdan hukuk alan ilk kişi değildir. Çünkü Osmanlı Devleti “Ticaret kanununu” Almanya’dan, “Ceza kanununu” İtalya’dan almış. Zaten dini şeyleri de saf dışı ediyorlar. Geriye medeni kanun kalıyor. O kısım mecellede tam olmamış ama madem Osmanlı iki ayağı almış, üçüncüyü de ben alayım diyor. Gerçi Osmanlı üçüncüyü de, yani Fransız Medeni Kanununu tercüme ettirip Fransa’dan almış. Uygulama safhasına geldiğinde Ahmed Cevdet Paşa Adliye Vekili oluyor ve bunu durduruyor. Yoksa Osmanlı bunları zaten almış. O da Fransa yerine İsviçre’yi alıyor. Dolayısıyla sistem bu şekilde değişiyor. Onun için Ömer Nasuhi Hoca “Kabahat bizdedir” diyor. Birkaç defa dinledim kendisinden, bunu açık açık söylerdi.” (s.205)

Mustafa Sabri Efendi ve II. Abdülhamit:

“Mustafa Sabri Efendi’nin bir sözü var. “Abdülhamid’i devirdikten sonra sevinçten bir hafta gözümüze uyku girmedi” diyor. Bunu Mısır’da söylemişti. Belki Ali Ulvi Kurucu da bunu hatıralarında nakletmiş olabilir. Ben bunu Mustafa Runyun’dan şahsen duydum. Abdülhamid’i devirmek suretiyle her şeyin hallolacağına inanıyorlardı. Aynı şey Mısır’da Kral Faruk’a yapıldı. (İhvan-ı Müslimin’de aynı hataya düşmüştü). Fısıltı gazetesinde dedikoduyla masonların, siyonistlerin uydurduğu birtakım şeyler var. Mesela Abdülhamid’in saraydaki tuvaleti altındanmış. İşte şu kadar cariyesi var gibi o kadar çok şey uydurmuşlar ki Abdülhamit aleyhinde.” (s.206)

Taha Hüseyin ve Fransız Eşi:

“Taha Hüseyin, fikirleri Ezher Ulemâsı tarafından beğenilmeyen ve tenkit edilen bir kişi, çünkü doktorasını Fransa’da yapmış ve bir Fransız’la evli. O da gayr-i Müslim bir kadın. Taha Hüseyin’i, Taha Hüseyin yapan aslında o kadındır. O yüzden de âmâ olmasına rağmen senelerce Milli Eğitim Bakanlığı yaptı. Ayn-ı Şems Üniversitesi’ni kurdu. Kabiliyetli, değerli bir insan, edebiyatta dâhi bir kimsedir.” (s.221)

Cemalettin Afgani, Muhammed Abduh, Reşit Rıza, Şekip Arslan, M. Kamil Paşa:

“İslâm âleminde düşünce bakımından büyük hareket Mısır’da başlıyor. Cemalettin Afgani, Muhammed Abduh, Reşit Rıza, Şekip Arslan, Mustafa Kamil Paşa gibi çok tanınmış fikir adamları var, çünkü Mısır’ın Avrupa ile teması Osmanlı’dan öncedir. Bunların hepsini okudum. Bu şahsiyetlerin hepsi birer ekoldür. Bu fikir adamlarının temel düşüncesi “Mevcut İslâmi birikim ile bugünkü İslâm dünyasının problemlerini çözemeyiz. Bunun için içtihat edip, yeni yorumlar yapmamız lâzım” şeklindedir.” (s.221)

Türkiye’de İslami Düşünce:

“Şu anda Türkiye’de de İslâmi düşünce gelişiyor. Bunda bu tercümelerin rolü var. Bunun dışında Türkiye’deki dini tahsilin, imam hatip okullarının, ilahiyat fakültelerinin de bu gelişmede etkisi var. Ama medrese taraftarları ve bazı tarikatçılar hâlâ buna direniyor.” (s.223)

Ebu Hanife ve Kadın Hakları:

“Mesela Ebu Hanife’ye göre kadın tamamen hürdür, müstakildir, kendi kendini idare edecek güçtedir. Bu tabi evlenme meselesiyle ilgilidir. Ebu Hanife’ye göre kadın velisiz evlenebilir çünkü insandır. Aklı vardır. İyiyi, kötüyü fark edebilir. Ayrıca bir veliye, desteğe de ihtiyacı yoktur. Bütün mezheplerde kadının velisiz evlenmesi yasaktır. Hanefi mezhebinde de veli vardır ama Ebu Hanife’de yoktur. (s.229)

Zemahşeri-Keşşaf

“Ben Keşşaf okuturken çok itirazlar oldu. Birçok hoca gelip benimle başka bir tefsir okut diye tartıştı. Dersleri daha çok Fatih Camii kütüphanesinde veriyordum. Sonra Fatih Kur’an Kursunun Derneği bir organize yaptı. Bir ekip oluşturalım dedik. Ali Fikri Yavuz’un yönetiminde Ahmet Vanlı, Sadrettin Yüksel, ben ve bir de başka genç bir arkadaş bir organize yaptık. Bunu yaparken Keşşaf’tan başka bir tefsir okutalım diye ısrar ettiler. Ama kabul etmedim.”(s.237)

Sadreddin Yüksel-İran-Cuma Namazı

“Sadrettin Hoca Türkiye’de cuma namazının kılınamayacağını söylerdi. İslâm şeriatını uygulama konusunda İran’ı örnek gösteriyordu. Vakfa bir gelişlerinde kendisine İran’a hiç gittin mi diye sordum, “Gitmedim” dedi. Bunun üzerine “Ben üç dört kere gittim. Sana yanlış bilgi vermişler. İran senin zannettiğin gibi şeriatı uygulayan bir ülke değil. Gazete haberlerine göre hüküm veriyorsun. Önce gidip görüp, tahkik etmen lâzım.” dedim.” (s.238)

En Büyük Engel: Hocalar, Şeyhler ve Din Adamları:

“Ben her zaman şunu söylüyorum. İslâm ümmetinin önündeki en büyük engel hocalar ve şeyhlerdir. Bunlar kendi aralarında anlaşamazlar, milleti de böyle bir taraftan öbür tarafa sürükleyip dururlar.” (s.239)

“Museviliği hamamlar Hıristiyanlığı papazlar bozmuştur. Müslümanlığı ise bazı hocalar ve şeyhler hurafe ve bid’atlerle karıştırmışlardır.” (s.358)

Yaşar Nuri Öztürk

“Yaşar Nuri Öztürk benim dönemimde hoca olanlardandır. Asistandı ve yeterlilik tezi hazırlıyordu. Bir süre sonra Yaşar Nuri’den şikâyet gelmeye başladı. Gece bölümünde blok ders yapıyorduk. Bu doksan dakikalık dersi kırk beş dakika yapıp, bırakıp gidiyormuş. Ben de yanıma çağırdım ve bunun sebebini sordum. “Ben 90 dakikalık dersi 45 dakikada yapıp bitiriyorum” dedi. Kendisine “Bu senin icat ettiğin bir düşünce tarzıdır. 90 dakikalık ders 45 dakikada bitmez. Hem sonra haksız kazanç elde ediyorsun. Devlet sana 90 dakika için maaş veriyor. Sen onun 45 dakikasında vazife yapmıyorsun ama karşılığını alıyorsun” dedim. Biraz tekdir ettim. Tasavvuf dersi okuttuğu için hakkında başka şikâyetler de vardı.” (s.251)

“Arife işaret yeter” kabilinden bu kadarla yetinelim; devamı için işi önemseyenler hatırata müracaat edebilirler.

(Hatırata ulaşamayanlar cmpasli@gmail.com a mail atarlarsa PDF’ini gönderebilirim.)

In Ali Özek's Memoirs: Abdülhamid II, M. K. Atatürk, M. A. Ersoy, H. B. Çantay, Ö. N. Bilmen, Y. Nuri Öztürk, and others.

The book *Ali Özek’s Memoirs: From Elmalı to Almaty*—transcribed from Ali Özek’s spoken words by Ramazan Yıldırım in 2012—contains significant information regarding recent history.

The content of the memoirs offers a serious critique of the efforts by the "Turkist-Islamist-Westernist" factions—which emerged during the final years of the Ottoman Empire and persist to this day—to construct their own "bespoke" versions of history while holding opinions without possessing actual knowledge.

Without wishing to steer my readers, I would like to present below—solely for the attention of "lovers of truth"—some of the observations found in the memoirs, which contain a great deal more.

Hasan Basri Çantay and M. Akif Ersoy: The Offer from Mustafa Kemal to Form a Government

"After settling in Istanbul, we used to go to the Küllük Coffeehouse with Hacı Raif Bey. We would also visit Hasan Basri Çantay. He lived in Beyazıt. He was an elderly man. We heard many things from him as well. What sticks in my mind most from Çantay’s accounts is this: I do not recall the exact date, but Mehmet Âkif was still in Turkey at the time. While Mehmet Âkif was here, Mustafa Kemal authorized the religious group—of which Âkif was a member—to form a government. In other words, he told the conservative deputies of that era to form the government. I do not know whom they had in mind as Prime Minister, though they were likely considering Hasan Basri Çantay. He used to say, 'He entrusted this task to us. We gathered, but no one accepted the duty. We offered the Ministry of National Education to Mehmet Âkif, but he refused. We pleaded with him until the morning call to prayer one day. Still, he would not accept. So, the fault was ours. Had we managed to form the government, things would not have turned out the way they did.'" (p. 160)

Ömer Nasuhi Bilmen: The Task of Updating the *Mecelle* Assigned by Mustafa Kemal

“Whenever the subject of that era came up, Ömer Nasuhi Hoca would always say, ‘The fault lies with us.’ He said the fault was ours for this reason: In those years, Mustafa Kemal established a ‘Commission for the Amendment of the *Mecelle*.’ This was because the section of the *Mecelle* dealing with personal status was already prepared, and Ömer Nasuhi Hoca was a member of this commission. Acting on Mustafa Kemal’s orders, they reached a decision regarding the work. The *Mecelle* consisted of four parts: personal status, commercial law, penal law, and religious transactions (*muâmelât-ı diniye*). Since the Republic of Turkey was—at that time—an Islamic state, the aim was to complete and implement the *Mecelle* rather than adopting Western laws. Ömer Nasuhi Bilmen was assigned the section on the law of worship (*ibadet hukuku*). Ömer Nasuhi Bilmen had a *Ilmihal* (catechism) text; it was written in an article-by-article format. He had actually prepared it as a treatise on the Law of Worship. Later, when the commission’s project did not come to fruition, he published it under the title *Büyük İslâm İlmihâli* (The Great Islamic Catechism). Ten to fifteen people were selected for this commission, and each was assigned a section. The drafts they prepared were to be debated in Parliament, implemented, and subsequently refined over time; that was the plan. They were given a timeframe of about six months. Ömer Nasuhi recounted that, after six months had passed, no one—with the exception of himself and perhaps two or three others—had prepared or submitted anything. Mustafa Kemal became angry and shouted at them, declaring such a situation unacceptable. That was when the decision was made to adopt Western law instead.

That is why Ömer Nasuhi Hoca would always say, ‘The fault lies with us’...” (p. 204)

Mustafa Kemal – Ahmet Cevdet Pasha – Mecelle – Western Law – Ottoman

“After all, Mustafa Kemal was not the first person to adopt law from the West. The Ottoman State had already adopted the ‘Commercial Code’ from Germany and the ‘Penal Code’ from Italy. They were already sidelining religious elements, leaving only the civil code. That aspect had not been fully realized in the *Mecelle*; reasoning that the Ottomans had adopted two pillars, he decided to adopt the third as well. In fact, the Ottomans had actually adopted the third—the French Civil Code—by having it translated from France. However, when it reached the implementation stage, Ahmet Cevdet Pasha, serving as the Minister of Justice, halted the process. Otherwise, the Ottomans had already acquired these codes. [Mustafa Kemal] chose Switzerland instead of France. Consequently, the system changed in this manner. That is why Ömer Nasuhi Hodja said, ‘The fault lies with us.’ I heard him say this several times; he stated it quite openly.” (p. 205)

Mustafa Sabri Efendi and Abdulhamid II:

“Mustafa Sabri Efendi has a saying: ‘After overthrowing Abdulhamid, we couldn't sleep for a week out of sheer joy.’ He said this in Egypt. Ali Ulvi Kurucu might have recounted it in his memoirs as well. I heard it personally from Mustafa Runyun. They believed that everything would be resolved by overthrowing Abdulhamid. The same thing happened to King Farouk in Egypt (the Muslim Brotherhood had fallen into the same trap). There were rumors—spread via the ‘whisper network’—fabricated by Freemasons and Zionists. For instance, they concocted so many stories against Abdulhamid—such as claims that his palace toilet was made of gold or that he had a vast number of concubines.” (p. 206)

Taha Hussein and His French Wife:

“Taha Hussein was a figure whose ideas were disliked and criticized by the Al-Azhar *ulama*—partly because he had earned his doctorate in France and was married to a French woman, a non-Muslim at that. In fact, it was that woman who truly shaped Taha Hussein into the man he became. That is why, despite being blind, he served as Minister of National Education for years and founded Ain Shams University. He was a talented, distinguished individual—a literary genius.” (p. 221)

Jamal al-Din al-Afghani, Muhammad Abduh, Rashid Rida, Shakib Arslan, Mustafa Kamil Pasha:

“The great intellectual movement within the Islamic world originated in Egypt. There were renowned thinkers such as Jamal al-Din al-Afghani, Muhammad Abduh, Rashid Rida, Shakib Arslan, and Mustafa Kamil Pasha; this was because Egypt’s contact with Europe predated that of the Ottoman Empire. I have studied the works of all of them. Each of these figures represents a distinct school of thought. Their fundamental premise was: ‘We cannot solve the problems of the contemporary Islamic world using the existing body of Islamic knowledge; we must exercise *ijtihad* [independent legal reasoning] and formulate new interpretations.’” (p.221)

Islamic Thought in Turkey:

“Islamic thought is currently developing in Turkey as well. Translations play a role in this. Beyond that, religious education in Turkey—specifically *Imam Hatip* schools and faculties of theology—also influences this development. However, proponents of the *madrasa* system and certain members of religious orders still resist this.” (p. 223)

Abu Hanifa and Women’s Rights:

“For instance, according to Abu Hanifa, a woman is completely free, independent, and capable of managing her own affairs. Naturally, this pertains to the issue of marriage. According to Abu Hanifa, a woman can marry without a guardian (*wali*) because she is a human being. She possesses reason; she can distinguish between good and evil. Furthermore, she has no need for a guardian or external support. In all other schools of thought, a woman marrying without a guardian is prohibited. While the Hanafi school generally recognizes the role of a guardian, Abu Hanifa’s position does not require one.” (p. 229)

Al-Zamakhshari and *Al-Kashshaf*:

“I faced significant opposition when I taught *Al-Kashshaf*. Many religious scholars came to argue with me, insisting that I teach a different *tafsir* (exegesis) instead. I used to hold the classes primarily at the Fatih Mosque library. Later, the Fatih Quran Course Association organized an initiative. We decided to form a team; under the leadership of Ali Fikri Yavuz, a group comprising Ahmet Vanlı, Sadrettin Yüksel, myself, and another young colleague organized the program. During this process, they insisted that we teach a *tafsir* other than *Al-Kashshaf*, but I refused.” (p. 237)

Sadreddin Yüksel – Iran – Friday Prayer

“Hoca Sadreddin used to say that Friday prayers could not be performed in Turkey. He would cite Iran as an example regarding the implementation of Islamic Sharia. During one of his visits to the foundation, I asked him if he had ever been to Iran; he replied, ‘I haven’t.’ Upon this, I said, ‘I have been there three or four times. You have been misinformed. Iran is not a country that implements Sharia the way you imagine. You are passing judgment based on newspaper reports. You need to go, see for yourself, and verify the facts.’” (p. 238)

The Greatest Obstacle: Religious Scholars, Sheikhs, and Clerics:

“I always say this: the greatest obstacle facing the Islamic Ummah is religious scholars and sheikhs. They cannot agree among themselves, and they keep dragging the people back and forth from one side to the other.” (p. 239)

“Judaism was corrupted by bathhouse attendants, and Christianity by priests. As for Islam, certain religious scholars and sheikhs have tainted it with superstitions and religious innovations (*bid'ah*).” (p. 358)

Yaşar Nuri Öztürk

“Yaşar Nuri Öztürk was among the religious scholars active during my tenure. He was an assistant and was preparing his qualification thesis. After a while, complaints about Yaşar Nuri began to surface. We were conducting block classes for the evening program. It turned out he would teach this ninety-minute class for only forty-five minutes before leaving. I summoned him and asked the reason for this. ‘I finish the 90-minute class in 45 minutes.’” he said. I told him, “This is a way of thinking you’ve invented yourself. A 90-minute class doesn’t end in 45 minutes. Besides, you are gaining unearned income. The state pays you for 90 minutes; you aren’t performing your duties for 45 of those minutes, yet you still receive the full pay.” I reprimanded him a little. There were other complaints against him as well, stemming from the fact that he taught classes on Sufism.” (p. 251)

Let us leave it at that—as the saying goes, “a hint suffices for the wise”; those who wish to know more can consult the memoirs.

(If those unable to access the memoirs send an email to cmpasli@gmail.com, I can send them the PDF.)

DİĞER YAZILARI Top Çevirirken; Şeytanın İnananlara Sağ Taraftan Attığı Goller 01-01-1970 03:00 Yüksek Sesle Konuşmak ve Kötü Kokmak Caiz mi? 01-01-1970 03:00 Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz? 01-01-1970 03:00 Yardım Değil Destek! 01-01-1970 03:00 Hey Gidi Günler Hey! 01-01-1970 03:00 Beni Seviyorsanız Resulümün (s.a.v.) Ahlakını Kuşanın! (3/31) 01-01-1970 03:00 İki Ayetle İman ve Salih Amel 01-01-1970 03:00 İçimizdeki Putlardan Ne Haber? 01-01-1970 03:00 Bir Eğitimciden Tavsiyeler 01-01-1970 03:00 Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla! 01-01-1970 03:00 Vasatlıktan Çıkış Nasıl Olur? 01-01-1970 03:00 İslam’ı Zirveye Taşıyan Âlimler 01-01-1970 03:00 Mikro Asrı Saadet'ten Makro Asrı Saadet’e 01-01-1970 03:00 Değişim/Eğitim Sabır İster 01-01-1970 03:00 Kabil ve Karga 01-01-1970 03:00 Hayırdan Şer, Şerden Hayır Çıkabilir! 01-01-1970 03:00 Cevher-Araz/Sünni-Şii 01-01-1970 03:00 Kalem, İnsanın Dünyada Bıraktığı En Uzun Ve Kalıcı Ayak İzidir 01-01-1970 03:00 Müzebzeb 01-01-1970 03:00 İhtiyarlar Cennete Giremez! 01-01-1970 03:00 Hz. Yusuf Kıssası ve Epstein Cemaati 01-01-1970 03:00 Altın Yumurtlayan Tavuğu Kesmek 01-01-1970 03:00 Deprem Fırsat mı, Tehdit mi? 01-01-1970 03:00 Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz. 01-01-1970 03:00 Şehvet-i Kelam ve Kalem İçin Susturucu: Kabak 01-01-1970 03:00 “Kalite” Anlaşılmak İçin “Zaman ve Sabra” İhtiyaç Duyar 01-01-1970 03:00 Hangi Hazine Daha Değerli: Yeraltı mı, Yer Üstü mü? 01-01-1970 03:00 Yol Arkadaşlığında “Hızır Ölçüsü” 01-01-1970 03:00 “Canlı Yayında Konuşur Gibi” Konuşabilmek 01-01-1970 03:00 Meşruiyetin Olmazsa Olmaz 3’lüsü 01-01-1970 03:00 Dinle Neyden/Gönülden 01-01-1970 03:00 Mevlana, Hoca Efendi ve Diğerleri… 01-01-1970 03:00 Okyanus mu, Kuyu mu? 01-01-1970 03:00 Acı mı, Tatlı mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Koku Kimden Geliyor? 01-01-1970 03:00 Evde Oturan Erken Ölür 01-01-1970 03:00 Acıya/Musibete Ağlamanın Etkisi 01-01-1970 03:00 Dinin Geleceği 01-01-1970 03:00 Kendi Ekseni (Egosu) Etrafında Dönmenin Usulü 01-01-1970 03:00 Doğa’dan Allah’a… 01-01-1970 03:00 Hiçbir Başarının Bedeli “Şerefimiz” Olmamalı! 01-01-1970 03:00 Sapanlar ve Sapıtanların Ağır Vebali (Nahl, 16/25) 01-01-1970 03:00 En Büyük Engelimiz: Yazamamak 01-01-1970 03:00 Yeterli ve Dengeli Bir Eğitimle İki Kanatlı Çocuklar! 01-01-1970 03:00 Muayeneyi Reddeden Doktor 01-01-1970 03:00 Stresten Nasıl Kurtuluruz? 01-01-1970 03:00 Demokrasi Karanlıkta Ölür 01-01-1970 03:00 Yaşlanmaktan ve Yorgunluktan Hızlı Çıkış 01-01-1970 03:00 Önce İncir/Tin/Tatlı; Sonra Zeytin/Tuzlu (Tin/95/1) 01-01-1970 03:00 Ellerimizle Yaptığımız Altın Kafeslerimiz 01-01-1970 03:00 Yükseköğretim Nasıl “Yüksek” Olur? 01-01-1970 03:00 “Dünya’ya Önce Gelmek/Yaşlılık” Kazanım mıdır? 01-01-1970 03:00 Divriği’yi Görmeden Ölmeyin 01-01-1970 03:00 “Verilen emri” Yerine Getirmek 01-01-1970 03:00 Postmodern Dönemin Müslümanlara Sunduğu Fırsatlar 01-01-1970 03:00 “Babanın Gölgesi” İyi Bir şey mi? 01-01-1970 03:00 “Anadolu Mayası” Sütü Yoğurda Dönüştürmüştür 01-01-1970 03:00 Yurt Dışı Kurbanın Bedeli Ne Kadar Olmalıdır? 01-01-1970 03:00 Erteleme Hastalığı (Procrastination) 01-01-1970 03:00 Oğuz Türkü “İki Ateş” Altında 01-01-1970 03:00 Türkiye Aile Vakfı-TAV (Acil) 01-01-1970 03:00 Kısır Döngü 01-01-1970 03:00 Toprak Olmayı İstemek! 01-01-1970 03:00 Ya 3 T’li (Tespit-Tenkit-Teklif) Konuşun, Ya da Ebediyen Susun! 01-01-1970 03:00 Ölümden Kim/Niçin Korkar? 01-01-1970 03:00 Her Kitabın Anlaşılma Rehberi Tek Bir Kitaptır. 01-01-1970 03:00 Kime Konuşuyoruz/Yazıyoruz? 01-01-1970 03:00 Zaman ve Mekâna Bakışımız 01-01-1970 03:00 İyi Final/Yaşlılık İçin… 01-01-1970 03:00 Milli Birlik ve Beraberliğimizin 5 Kilometre Taşı 01-01-1970 03:00 Neyi Çekiyorsunuz? (Rezonans-Çekim Yasası) 01-01-1970 03:00 Şeytanı Ne Davet Eder? 01-01-1970 03:00 Şanlı Devrimi Duydunuz mu? 01-01-1970 03:00 Aile Yılında Kamu-STK Dengesi (Aile Vakfı Önerisi) 01-01-1970 03:00 Mikrofonla Ezan Okunurken Sağa/Sola Dönülür mü? 01-01-1970 03:00 Yıldız mı, Ay mı, Kara Delik misiniz? 01-01-1970 03:00 Felaketlerin İlk Adımı Suçlunun Masa İlan Edilmesiydi 01-01-1970 03:00 “Üzümün Sapı, Armudun Çöpü, Muzun Kabuğu” Yenir mi? 01-01-1970 03:00 Bizi Kim Daha İyi Yıkar? Su mu, Ateş mi? 01-01-1970 03:00 Kan Bağışı mı? Hacamat mı? 01-01-1970 03:00 Kavgaların Asıl Sebebi Nedir? 01-01-1970 03:00 “Ver Korkuyu” Değil; “Ver Coşkuyu” 01-01-1970 03:00 İman-Hikmet-Gayret-Tevekkül 01-01-1970 03:00 Zıtlıkların Ortasında Vasatı Bulmak 01-01-1970 03:00 Mecelle Pusulası (Altın Formül İçerir) 01-01-1970 03:00 Zahmetten Kaçarak Rahmete Ulaşılabilir mi? 01-01-1970 03:00 Hak Yok Vazife Var; Fert Yok Cemiyet Var. 01-01-1970 03:00 Polimat-Entelektüel 01-01-1970 03:00 Önce Donanım (Hardware) Sonra Yazılım (Software) 01-01-1970 03:00 İbretlik Bir Ölümden Ders Çıkarabilmek (Fetö Gerçeği) 01-01-1970 03:00 Yaşlanma “Süreç Odaklı” Bir Gelişmedir ve Anne Karnından Başlar. 01-01-1970 03:00 Üçü Birleyebilir miyiz? (Türkçülük/İslamcılık/Batıcılık) 01-01-1970 03:00 Beyin-Beyincik-Vicdan=Yasama-Yürütme-Yargı 01-01-1970 03:00 Geçmek mi, Kalmak mı? 01-01-1970 03:00 Metafor (Mesnevi/Kabak Metaforu) 01-01-1970 03:00 İnanç/Düşünce/Ahlak 01-01-1970 03:00 İddialar ve Hırslarımızın Kuşattığı Hayatlarımız 01-01-1970 03:00 Kitap ve Silah Dengesi 01-01-1970 03:00 İsra 36. Ayete Dikkat 01-01-1970 03:00 Göz Bebeğimiz Olan Dostlarımız 01-01-1970 03:00 Öncelikli Kaygılarımız 01-01-1970 03:00 Sevgi-Acı-Hz. İnsan 01-01-1970 03:00 İniş-Çıkış-Konfor 01-01-1970 03:00 Gençliğin Gündemindeki Konulara Dair: Soru/Cevap 01-01-1970 03:00 Süleymanlar Ayakta Ölür. 01-01-1970 03:00 Süleymanlar Ayakta Ölür. 01-01-1970 03:00 Evlilik Yaşı İçin 5 N 1 K 01-01-1970 03:00 İnsan Hayata Nereden Başlamalı? 01-01-1970 03:00 İnsan Neden Alzheimer ve Demans Olur? 01-01-1970 03:00 Sevinince Toprağa, Üzülünce Gökyüzüne Bak! 01-01-1970 03:00 Bir Hikâyeniz Var mı? 01-01-1970 03:00 “En Büyük Sürpriz” Bizi Bekliyor Olabilir mi? 01-01-1970 03:00 Meslek Lisesi mi, Fen/Anadolu Lisesi mi? (Müfredat İçin) 01-01-1970 03:00 Anaokulu mu, Üniversite mi? (Müfredat İçin) 01-01-1970 03:00 Hardal Tanesi 01-01-1970 03:00 Özeleştiri mi/Savunma mı? 01-01-1970 03:00 Siyasette Adalet mi Fayda mı? 01-01-1970 03:00 Yapamadığımız Şeyi Allah’tan İstemek 01-01-1970 03:00 Buen Vivir 01-01-1970 03:00 Başrol de mi Oynuyorsunuz, Yoksa Figüran mısınız? 01-01-1970 03:00 Saygı Duymam Gereken Bu(!) mu? 01-01-1970 03:00 Dünya ve Ahirette Uyuyabilmek ve Uyanabilmek 01-01-1970 03:00 Omurga 01-01-1970 03:00 Aile Neden İlk Düşmandır? 01-01-1970 03:00 Anne/Baba/ÖğretmenAcı Bir Tebessüm 01-01-1970 03:00 Derdinin Devası Sen’sin. 01-01-1970 03:00 Eşyanın Ruhu 01-01-1970 03:00 Alçak Gönüllü 01-01-1970 03:00 Neden Uzakları Yakın, Yakınları Uzak Ettik? 01-01-1970 03:00 En Büyük Fesat Nedir? 01-01-1970 03:00 İkindi Namazı ve Benî Kurayza Yahudileri 01-01-1970 03:00 Kütük Çok Sahibi Yok 01-01-1970 03:00 Fix/Takıntı 01-01-1970 03:00 Siyaset ve Tefekkür 01-01-1970 03:00 Haddini bil, mutlu ol! 01-01-1970 03:00 Korona Döneminin Dijital Çocukları 01-01-1970 03:00 Sessizliğin Gücü (Meryem, 19/10) 01-01-1970 03:00 Çocuğa Sevgi, Gence Güven ve Yaşlıya Saygı 01-01-1970 03:00 M. Şerefeddin Yaltkaya, İslam Mecmuası ve Yeni Türkiye 01-01-1970 03:00 Atları Hazırlayın 01-01-1970 03:00 Pozitiflik, Saf Pozitiflik midir? 01-01-1970 03:00 Gülümseme ve Huzur 01-01-1970 03:00 Kabz ve Bast 01-01-1970 03:00 Duruşu Desteklenmeyen Çocuk Bağımlı Olur. (Montessori Eğitimi) 01-01-1970 03:00 Bağınız Her Daim Açık mı? 01-01-1970 03:00 Nişanlınız Nasıl Güzel Olur? 01-01-1970 03:00 Toprağımız Bol Olacak mı? 01-01-1970 03:00 Helalleşme/Sıfırlama(!?) Mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Yalanın Negatif ve Pozitifi 01-01-1970 03:00 Ne Yığdırın, Ne De Bağırtın. 01-01-1970 03:00 Kadife Yumruk (Gerçeğin Gücü) 01-01-1970 03:00 Artırılmış Sanal Hayatın Kurbanları 01-01-1970 03:00 Şeytan Nerede? 01-01-1970 03:00 Peygamber Kıssaları ve Çocuk Eğitimi 01-01-1970 03:00 Çok Zayıflamışsın! 01-01-1970 03:00 Neredesin Hızır? 01-01-1970 03:00 Nakıs/Noksanlık/İmtihan 01-01-1970 03:00 Bağımlılık Nasıl Gelişir? 01-01-1970 03:00 “5” “95”den Büyüktür. (Çocuk Eğitimi) 01-01-1970 03:00 Aile Mahremiyeti ve Nükleer Enerji 01-01-1970 03:00 Talip Olduklarımıza Dikkat! 01-01-1970 03:00 Liderlere “Hüsn-i Hâtime” İçin 5 Tavsiye 01-01-1970 03:00 Seferoğulları, Tellioğulları ve Yeşil Vadi 01-01-1970 03:00 Ubasute 01-01-1970 03:00 İşiniz Zor mu? 01-01-1970 03:00 Hayatın Ritmi 01-01-1970 03:00 Yörünge/Omurga ve Meteor Taşı 01-01-1970 03:00 Niyet-Düşünce-Söylem-Eylem-Amel-Ahlak 01-01-1970 03:00 Her Zaman, Her Şeye Rağmen Kazanmak mı? 01-01-1970 03:00 Faraziye Hayatlar, Şimdi ve Burası 01-01-1970 03:00 Kifayetsiz Muhterisler, Dış Güçler ve Türkiye Yüzyılı 01-01-1970 03:00 Sofradaki Çatal (Vasat-Orta Yol) 01-01-1970 03:00 Hayat; Geriye Doğru …, İleriye Doğru… 01-01-1970 03:00 Ve Yer, Ağırlıklarını (Madenleri, Ölüleri) Dışarı Çıkardığı Zaman 01-01-1970 03:00 Sabır; Boyun Eğmek Değil Mücadele Etmektir. 01-01-1970 03:00 Deprem-Kenetlenme-Kader-Tedbir 01-01-1970 03:00 Köy/Şehir Gerilimi ve Başıboş Köpekler Sorunu 01-01-1970 03:00 Akupunktur-İğnelenme-Eleştiri 01-01-1970 03:00 Üç Farklı Rüzgârın Anaforundaki Ülke’m 01-01-1970 03:00 Mehmet’leri “Fatih” Yapmak İçin… 01-01-1970 03:00 Mevlana, Konevi ve Urmevi’yi Anlamak İçin… 01-01-1970 03:00 Kadın ve Erkek “Eş” Değerdir. 01-01-1970 03:00 “Sema” Bize Ne Anlatır? 01-01-1970 03:00 Kötülük Genini Çıkarabilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Kimin Uydusuyuz? 01-01-1970 03:00 Sağlıklı Birey-Mutlu Aile-Huzurlu Toplum 01-01-1970 03:00 Hak ve Hakikat 01-01-1970 03:00 Acı Bir Tebessümle Kayan Yıldızlar 01-01-1970 03:00 Aile ve Gençlik Çalıştayı 01-01-1970 03:00 Öldüren Tamam da Ölen Nasıl Cehennemlik Olur? 01-01-1970 03:00 3O+2D+1Y+BK+ARSP=Gelişim 01-01-1970 03:00 Toprak/Ateş/Su 01-01-1970 03:00 Görünme Şehvetinin Tükettiği Hayatlar 01-01-1970 03:00 Kur’an Tilaveti Nedir, Ne Değildir? 01-01-1970 03:00 Dünya Bizim Neyimiz Olur? 01-01-1970 03:00 Tesettür; Önce Erkeklerin Göz Kapaklarına 01-01-1970 03:00 Boşluk: Şeytan 01-01-1970 03:00 İnsan-Cemaat-Cemiyet 01-01-1970 03:00 Ukde: Oral Fiksasyon 01-01-1970 03:00 Gıll=İmtihan 01-01-1970 03:00 İslam, Değişim ve Dayanışma Oyunları 01-01-1970 03:00 En Ulvi Kaçış Yöntemleri 01-01-1970 03:00 Deha Nedir? 01-01-1970 03:00