Ne kadar uzun süre çiğnerseniz, o kadar az yemek yersiniz.
Pek çok insan kilosuyla ilgili endişe duyduğundan, bu uzun süreli çiğneme alışkanlığı, toplam kalori tüketiminin azalmasına yol açtığı için önemli bir noktadır.
Fakat daha uzun çiğneme sadece kilo problemi olanlar için değil; herkes için önemli bir noktadır.
Çünkü yemeklerin çok çiğnenmesi ve öğünlerin uzun sürede yenilmesi, kısa öğünlere kıyasla sindirim ve diğer birçok faydayı barındırmaktadır.
Zihin, alışkanlık ve refleks mekanizması yoluyla, çoğu zaman kişinin yemek yemesini tetikleyen başlıca unsurdur.
Beyindeki "entelektüel açlık" diye ifade edebileceğimiz ihtiyaç, ancak yeterince uzun bir süre boyunca yemek yeme süreciyle tamamen giderilebilir.
Toplumun en genelinin yaptığı gibi, bir kişi beş ila on dakika içinde büyük miktarda yemek yerse, zihni yine de daha fazlasını isteyebilir.
Ancak, eğer kişi aynı miktardaki yemeği beş on dakikada değil yirmi ila otuz dakika içinde yerse, doygunluk hissedecek ve ikinci/ekstra porsiyonların artık cazip gelmediğini fark edecektir.
Gerçekte bu kadar çok yemek yenilmesi birçok insanın ihtiyacının çok üstündedir.
Gerçek açlık durumu dışında, açlık çoğunlukla zihinsel bir süreçtir ve yiyeceklerin kalori içeriği yüksek olsa bile, kendinizi çok hızlı bir şekilde tıka basa doldurursanız zihin yeterince tatmin olmaz.
Zihnin tatmin olması ve gerçekten doyması için; yemeğin çok çiğnenmesi, en az 20 dakikaya yayılması ve sadece gıda alma değil; sosyal bir rehabilitasyon alanı olduğu bilinciyle aile/arkadaş gruplarıyla yenilmesi gerekmektedir.
Yemeğin yavaş yenilmesi sindirimi özellikle mide ve bağırsakları da rahatlatacaktır. Bağışıklık sisteminin %70'i bağırsaklarda yaşar. Serotonin'in %90'ı, yani esenlik hormonun, orada üretilir. Beyinde değil. Bağırsaklarda. Her gün yedikleri, içindeki seni ya inşa eder ya da yok eder. Ve dışındaki hissettiklerini de.
Yemek zihin ilişkisi üzerine kurduğumuz bütün bu tespit cümlelerini bağırsakların ikinci beyin olmasından aldığımız ilhamla; okuma, dinleme, yazma ve konuşma süreçleri için de değerlendirebiliriz.
Evet! Her insan 3 okumalı, 2 dinlemeli, 1 yazmalı, bazen konuşmalı ve ara sıra sosyal medyada paylaşmalıdır.
Fakat bu etapların her birinde bilgiyi iyi çiğnemeli, dinlediklerini dikkatle dinlemeli ve okuyarak ve dinleyerek beyin ve kalbine aldığı bilgiyi hazmettikten sonra yazmalı ve paylaşmalıdır.
İnsan kuş gibi değil, koyun gibi olmalıdır.
Kuş ağzında yumuşattığı kayı yavrusunun ağzına kusarken, koyun hazmedip bambaşka bir şekilde yorumladığı sütü kuzusuna ikram eder.
Bu anlamda inanlar üçe ayrılır.
1.Malumatfuruşlar (Obezler): Her şeyi okur, her sese kulak verir ve onları akıl ve kalplerine istif ederler.
Bunlardan tonlarca kitap yazsalar bile faydalı bir bilgi çıkması imkânsızdır.
2.Entellektüeller: Bilgiyi yemekte olduğu gibi bol miktarda ve hızla beyin ve kalplerine alırlar, malumatfuruşlardan farklı olarak daha intizam ve nizam için yerleştirirler.
Ancak bilgiyi düzenle sadece istifleyip hazmetmedikleri için kuş gibi muhataplarına kay kusarlar.
3.Düşünür/Mütefekkirler: Bunlar bilgiyi titizlikle çok çiğneyerek alır, dikkatle, sabırla dinler, önce kendileri hazmeder (bizzat yaşar) sonra bir koyun gibi süt haline getirdikleri telifleri yazar ve paylaşırlar.
İster gıda alımı, ister bilgi edinmek olsun ikisinde de önemli olan; sürecin sakin, sabır ve itinayla ve içeriye doğru işlemesidir.
İnsan gıda ve bilgiye 6 T (Tezekkür-Tefekkür-Taakkul-Tedebbür-Tevekkül-Teşekkür) ilkeleri çerçevesinde yaklaşmalı ikisinde de iyi çiğnemeli, yavaş hareket etmeli, önce kendi hayatına uygulamalı, hazmettiği bilginin hayatındaki yansımalarını tekrar tekrar iyileştirmeye çalıştırmalıdır.
Ancak bu yolla insan kendini her gün kendini yeniden tasarlayabilir, yenileyebilir ve zihnini ve bedeninin genç ve zinde tutabilir.
O halde ne diyoruz:
Oku/Dinle/Yaz/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla.
Chew/Digest/Reflect/Redesign Yourself!
The longer you chew, the less you eat.
Since many people are concerned about their weight, this habit of prolonged chewing is important because it leads to a decrease in total calorie intake.
But longer chewing isn't just important for those with weight problems; it's important for everyone.
Because chewing food thoroughly and eating meals over a longer period offers many benefits, including improved digestion, compared to shorter meals.
The mind, through habit and reflex mechanisms, is often the primary factor that triggers a person to eat.
The need we might call "intellectual hunger" in the brain can only be fully satisfied by eating for a sufficiently long period of time.
Even if a person eats a large amount of food in five to ten minutes, as is the case with most people, their mind may still crave more.
However, if a person eats the same amount of food over twenty to thirty minutes instead of five or ten, they will feel full and realize that second/extra portions are no longer appealing.
In reality, eating this much food is far beyond the needs of many people.
Apart from actual hunger, hunger is mostly a mental process, and even if the food is high in calories, the mind will not be sufficiently satisfied if you fill yourself up too quickly.
For the mind to be satisfied and truly full, food should be chewed thoroughly, spread out over at least 20 minutes, and eaten with family/friends groups with the awareness that it is not just about consuming food, but also a social rehabilitation area.
Eating slowly will aid digestion, especially in the stomach and intestines. 70% of the immune system resides in the gut. 90% of serotonin, the well-being hormone, is produced there. Not in the brain. In the gut. What you eat every day either builds or destroys the person you are on the inside. And the feelings you have on the outside too.
We can apply all these observations we have made about the relationship between food and the mind, inspired by the idea that the gut is the second brain, to the processes of reading, listening, writing, and speaking.
Yes! Every person should read 3 times and listen 2 times.
But at each of these stages, one must thoroughly process the information, listen carefully to what is heard, and after digesting the information received through reading and listening, write and share it.
A person should be like a sheep, not a bird.
While a bird regurgitates milk that it has softened in its beak into the mouth of its chick, a sheep offers its lamb milk that it has digested and interpreted in a completely different way.
In this sense, believers are divided into three categories:
1. Information peddlers (Obese): They read everything, listen to every voice, and store them in their minds and hearts.
Even if they write tons of books, it is impossible for any useful information to emerge from them.
2. Intellectuals: They absorb information abundantly and rapidly into their brains and hearts, like food, and unlike pedantics, they organize and arrange it in a more orderly and systematic way. However, because they don't simply stack and digest information, they spew it out like birds onto their audience.
3. Thinkers/Contemplators: They meticulously absorb information, listen carefully and patiently, first digest it themselves (experience it firsthand), and then, like a sheep turning it into milk, they write and share their works.
Whether it's food intake or acquiring knowledge, what's important in both is that the process is calm, patient, meticulous, and works inward.
One should approach food and knowledge within the framework of the 6 T principles (Remembrance-Contemplation-Reasoning-Deliberation-Trust-Gratitude), chewing well in both, moving slowly, applying it first to one's own life, and repeatedly striving to improve the reflections of the digested knowledge in one's life. Only in this way can a person redesign and renew themselves every day, keeping their mind and body young and healthy. So what do we say:
Read/Listen/Write/Think/Redesign Yourself.