Yıl Edebiyatsız Olmaz

Erol Sunat

01-01-2025 00:46

Yıl 2025…Bugün yeni yılın ilk günü…Yeni bir beyaz sayfa…Yeni bir milat…Dosta düşmana inat…Lakin, yıl edebiyat olmadan olmaz…Edebiyatsız olmaz…Edebiyat olacak ki, yılı bir yazan olsun…

Edebiyatta ne yok?

Aman efendim o nasıl söz…Yok var ya yok…İşte o edebiyatta yok-yok hükmünde…

O kadar yani…

Edebiyatın nutku tutulduğu, donup kaldığı, buz kestiği, şok olduğu zamanlar yok mu?

Var elbette…

Gerçi Yunus, “Söz ola kese savaşı, söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz” dese de…

Sözü keskin bir kılıç misali kullananların Yunus’a kulak vermeyi ısrarla, bile bile ıskaladığı görülüyor.

Edebiyat, elleri titreye-titreye, istemeye-istemeye barışa açılan pencereleri kapatan, kapıları bir daha açılmasın diyen taş duvarlarla ören, barış masalarını paramparça eden, barışa uzanan yolları yol olma vasfından çıkaranları bile isteye yazmaz.

Yıllara son nokta koymayı onların ardından yazacağı son satırlara bırakır. Ne sayfayı kapatır ne de defteri…

Tarih zalimlerden daha çok, mazlumları zalimlerden kurtaranlara yer verir. Efsaneler ve destanlarda o kahramanlar binlerce yıldır anlatılır da zalimleri, zorbaları, zulmedenleri anan olmaz.

Beyaz sayfalar açıldı yine…Dileriz, çabucak buruşturulup bir kenara atılmaz…

Karalanmaz, yaralanmaz, yırtılmaz, paralanmaz, parçalanmaz o sayfalar.

Beyaz sayfaların iyi niyetli olduğundan elbette kimsenin şüphesi yoktur.

Saflığa, temizliğe, dürüstlüğe, doğruluğa, hakikate doğru yürüyenlerin, sözleri, gerçekleri yazılıdır o sayfada.

Her yeni yıl yeni umutlara yelken açan, bir yelkenli gibidir. Hele ki ilk günlerinde…

Yıl ne dizginlenmeye gelir ne elinde tutmaya…Bir bakmışsınız ay geçmiş, bir bakmışsınız, bir başka sabaha uyanmışsınız, bir bakmışsınız, kış bitmiş, bahar gelmiş…

Yıl, kimsenin tapulu malı olmadığı gibi, kimseye de ait değil. Anlayana gündüz gibi, gece gibi, gün gibi, hafta gibi, ay gibi, mevsim gibi bilinmezlerle gelir yıl. Akşamdan sabaha her şey bilinmez, bilinemez…

Kahinler, medyumlar, müneccimler ne bilsinler, nereden bilsinler bilinmeyeni…

Bilinmeyeni bilmek insanlığın var olduğundan beri, en büyük merakı…

Bu sırra ne “Merlin” erebilmiş ne de “Nostradamus…”

Yeni yılın ne getireceği konusunda her zaman olduğu gibi yazan çizen, konuşan pek çok…

Her yeni yıl, gizemiyle beraber gelir derler…Kulun hesabının her zaman şaşabileceğini hiç ama hiç kabul etmez kullar. Onu da hesapları şaştığında anlarlar…

Yeni bir yıl, yeni bir beyaz sayfanın açıldığı an…Taşın altına el konacak zaman tam bu zaman…Bugünden başlayarak bu ve benzer kelamları çok daha fazla duyacağız…

Daha önce kim ne dedi ne demişti ne söz vermişti unuttuk gitti…Ah Hafızayı beşer ah…Yine nisyana kaybetti…

Yıl yeni, söz yeni, sayfa sıfır, milat yolun başı…

Yeni yıl olunca, nerede kalmıştık falanda denmiyor…Bugün yeni bir şeyler mi söylenecek, yoksa aynı şeylerin yanına ekler ve takılar eklenerek, yeni bir şey diye mi gelecek önümüze?

Taşın altı malum…

Elimizi henüz koyamadık taşın altına…

Koysaydık başka olurdu, bambaşka şeyler konuşurduk belki de…

Dindiğini görürdük ahların, feryatların, bekleyişlerin, beklentilerin…

O bambaşka şeyleri konuşur muyuz? Bilemiyoruz, bekleyip göreceğiz…

Biz hoşgörüyü kaybettik…

Barışmayı…Anlaşmayı…

El ele vermeyi…Kol kola girmeyi…

Aynı masa etrafında sohbet etmeyi…

Aynı sofraya oturmayı…

Birbirimizi dinlemeyi…Birbirimizi anlamayı…

Aynı birlik ve beraberlik türkülerini söylemeyi…

Konu komşuluğu unuttuk, akrabalığı da…

Hasta olanın, ölenin bizdeki karşılığı bir mesajlık.

Derdi olana koşmak, dinlemek, beni ilgilendiren konu değil mesabesinde…

Biri bir şey isteyecek diye ödü kopmak, bizim halimiz!

Bunun cevabını vermekten dahi imtina edişimizi anlayan varsa beri gelsin…

Ayaklarımız dosta gitmiyor. Kardeşimiz olsa dönüp bakmıyoruz.

Neye döndüğümüzü neye benzediğimizi, ne için bu dünya üzerinde var olduğumuzu unutalı o kadar çok oldu ki…

Bencillik gibi, egoistlik gibi, kendinden başkasını düşünmemek gibi birçok özellikle iftihar edenlerden olduk.

Biz bu halde burnumuzdan kıl aldırmadan, insanlara tepeden bakarak, hor ve hakir görerek, adam seçerek, ayırt ederek mi elimizi taşın altına koyacağız?

O taş ne eder o elleri?

İçimizden parçalar dediğimiz için, o taşın altına koyamıyoruz elimizi…

İşin edebiyatı kolayımıza geliyor…

Elimi taşın altına koymaktan çekinmem. Gün gelecek, elimi taşın altına koyduğuma herkes şahit olacak diyenlerin taşla arasına koyduğu mesafeye bir bakıyorsunuz o mesafe anlatıyor neyin ne olduğunu, neyin yapılıp yapılamayacağını, bir yere varılıp varılamayacağını…

Hep ne derlerdi?

Eskiye dair ne varsa unutun!

Çünkü, yeni ve bembeyaz bir sayfa açıyoruz…Çünkü, bu bir milattır…

Nedir milat?

Efendim bizler milattan önceyi görmedik…Lakin, milattan sonranın bizim yaşadığımız zaman dilimindeyiz.

Bu milat neyin miladı?

Yeni bir yılın…

Saatler önce uğurlandı 2024…Seven oldu, sevmeyen oldu…Git artık, kaybol yanımızdan yöremizden diyen oldu. Keşke az daha kalsaydı diye üzülenler oldu.

2024 elveda derken en çok üzdüklerinden biri de asgari ücretlilerdi…Emeklilere edeceğini zaten etmişti, açıklanacak son bir veri kaldı. Ona da zamanı yetmedi. O işi 2025’e havale etti.

Enflasyon bütün bir yıl, pahalılıkla, zamlarla kol kola halay çekti. Halay başı oldu. On iki bin beş yüz lira ve onun altında ücret alanlar, yeni açıklanan rakama rağmen enflasyon karşısında yüzü gülmeyenler kervanına katılmış olarak girdiler yeni yıla…

Yıl yeni, gün yeni, umut yeni…

Daha yolun başı…Hava açık, görüş mesafesi net, gördük altına el konulacak taşı…

Haydi hayırlısı diyelim, hayırlısı olsun inşallah…

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00