Yazan Kalem Siyah

Erol Sunat

07-11-2024 23:56

Söz ve müziği Şenol Tezcan’a ait olan, “Yazan kalem siyah” oldukça duygusal bir Anadolu ezgisi. İçli, hüzünlü, insanı can evinden, bam telinden vuran, insanın içine-içine işleyen bir özelliğe sahip.

Özellikle Yılmaz Erdoğan’ın, “İnci taneleri” dizisi bu güzel ezgiyi hemen herkesin sevmesine yol açtı.

Ne diyordu o mısralar da;

” Yazan kalem siyah / Benim kaderimi /Kimseler anlamaz/ Perişan halimi”

Biz efkârlı bir milletin çocuklarıyız. Şöyle bir oh diyememişiz…

Bizi yönetenlere öyle bel bağlamışız, öyle inanmışız ki…Aldanan, kanan ardından yanan hep biz olmuşuz…Söz verenleri bekleye bekleye ömür bitmiş, bekleyenler bu dünyadan kahrederek çekip gitmiş. Bütün bunlara rağmen, “çıkmadık candan umut kesilmez” demiş beklemiş insanlar.

“Bir gün olsun gülmedi talih benim yüzüme” demekten de kendilerini alamamışlar…

Duyan, gören, ilgilenen var mı soruları cevabını aramaya devam ediyor…

Güven; yıpranan, zedelenen, yer yer kopan, toparlanamayan bir kavram. Vefa; uzaklardan bakan, sırtını dönen, yanımızdan geçip giden bir his. Derdimizi dağlar taşlar dinledi, inim inim inledi. Deryaya döktük, deryanın gözyaşları dalga oldu kıyılara vurdu.

 

Türkü yaktık dert üstüne, saz dile geldi, söz dile geldi, mızrap vurdu tele, türkü karıştı yele, ulaştı vardı varacağı yere. Duyduk denildi, haberimiz oldu denildi. Kulağa hoş geliyor, sözler kalıcı, müzik akıcı denildi.

Sonra ne mi oldu?

Yazan kalem siyah, ben diyeceğimi dedim, yazacağımı yazdım, “Kimseler anlamaz/ Perişan halimi” dedi özetledi neler olup bittiğini…

Koyu renklerde bile isteye boğulmak gibi, değişik, birazda zor anlaşılan, bazen anlam verilemeyen bir anlayışımız var…

Yazan kalem, siyah yazmak zorunda mı?

Değil elbette diyende var…Başka ne renk yazacaktı ya diye tepki veren de…Kalem dediğin siyah yazar diye kestirip atanımız da var…

Şöyle renkli bir şeyler giyene bile argo tabirle ayar oluruz…Ne yapmış bu diye…Ne oluyor diye…Kime benzemek istiyor diye…Eski köye yeni adet diye…

Bizim en açık rengimiz ne?

Kahverengi…Onun da koyusu, siyaha yakını makbul…Lacivertin dahi koyusu, siyaha en yakını vazgeçilmezimiz…

Yazan kalemin siyah yazanı, bazılarımıza göre, olumsuzluğu, kaderi, kederi, elemi, sıkıntıyı, üzüntüyü, ağıt ve yası dahası ölüme doğru atılan adımları çağrıştırır.

Bazılarımıza göre de asaleti, saygıyı, itibarı, olması gerekeni temsil eder.

Yazan kalemin siyah yazanı dökmeye başladı mı içini. Karamsar bir atmosfer, kapkara bulutlar eksilmez yöremizden çevremizden…Derin ve içinden çıkamadığımız hesap-kitap meseleleri…derin enflasyon…derin hayat pahalılığı…derin yalnızlık…

Hava serin, mevzu derin bir vaziyet…

Bu derinliklerde yitip gitti emekli, yitip gitti asgari ücretli, yitip gitti esnaf, köylü, çiftçi, gençler, öğrenciler, atanamayanlar, işsizler, evine ekmek götüremeyenler…

Neşeli insanları severim diyenlerimiz bile, neşeli, şen yanındakileri gülmekten kırıp geçiren insanlara karşı mesafeli davranır.

Vara yoğa gülüyor, bu kadar da gülünür mü diye rahatsızlığını dahi belli eder.

Neşeli, komik, esprili insanlarla aramız iyidir desek de arada ihtiyat payları hep bulunur.

Gülme…Sırıtma…Ne o öyle olur olmaz her şeye gülmek…

Utanmıyor musunuz gülmeye?

Deli mi bu ya…Bak, bak hâlâ gülüyor…Gülmeyi utanç duyulan bir şey sayma ya da sanma en büyük handikabımız…

Bir kahkaha bir kalem pirzola diye kim demişti? Karadır şu bahtım kara diyende biz değil miyiz?

Esas bizi bu hale getirenler, gülmeyi bize yasaklayanlar utansın. Gülmeye hasret bırakanlar utansın…Bir ağladık, bir ağladık diye öğünenlerin, sevinenlerin diyarı olduk…Evet bu coğrafya çok acılar çekti…Lakin, gülmeyi de gülümsemeyi de bir değil, binlerce defa hak etti.

Doğumundan ölümüne kadar gözyaşları dinmeyen insanlar olarak niye kalalım? Niye böyle bir şeye inanalım?

Kalem yüzümüzü, gözlerimizin içini güldüren şeyler yazsın istemez misiniz?

Kader, keder, efkâr gibi kavramların peşinde az mı dolaştık…

Sonunda yollar dolaştı, çıkmaza girdi, kördüğüm oldu. 

Rahmetli Kemal Sunal’ın filmlerine hâlâ neden mi gülüyoruz?

Gelin verin cevabını…

Ailede, sülale de ortamı bir anda değiştiren, gönül alan, şakalaşan, iyi ki geldin, yüzümüz güldü, Allah da seni güldürsün dediğiniz akrabadan kimse yok mu?

Muhakkak vardır.

Ya dostlarınızdan, arkadaşlarınızdan neşeli birisi…Ya varın yanına…Ya da çağırın…Kafanız değişsin…Dağılsın gam, keder…Atın stresinizi…Şen kahkahalar yükselsin bulunduğunuz mekândan…Neşemiz daim olsun deyin bu kadar sıkıntının, derdin, çıkmazın içinde…

Yazan kalem, siyah yazıyor bugünlerde…Kalem sürekli siyah yazarsa, yazmaya devam ederse nasıl güleceksiniz? Nasıl gülmekten öldük diyeceksiniz?

Bir düşünün isterseniz… Bu coğrafya Nasreddin Hoca gibi insan yetiştirmiş.  Bu coğrafya da gülmek ondan sorulur. Nasreddin Hocayı dizi yapmayı neden düşünmez ki film ve dizi yapımcılarımız.

Bu konulara oldukça hassas ve yatkın insanlar bu türden arayışlara daha yeni ve çarpıcı formatlarla girebilirler.

Küfürlü ifadelere kaçmadan ve yer vermeden, edep ve haya çizgisini aşmadan, Güzel Türkçemizde insanımızı güldürecek, kahkaha attıracak aramadığınız kadar kelime ve deyim var.

Son yıllarda küfre, ana avrat dümdüz gitmelere, edepsizce takılmalara katıla-katıla gülmeye başladık. Ağlanacak halimize gülmek tam da böyle bir şey…

Bu bizim tarzımız değil…Bu bizim kültürümüz değil…Nasrettin Hocanın izinden gitmenin yolu bu değil…

Yazan kalem, siyah siyah gerçekleri yazıyor. Gerçeklere parmak basıyor. Eğriyi gör, yanlışı gör, doğruyu bul, hakikatlerle tanış, yüzleş diyor aslında…

Ne zaman bir kahkaha atsam ne zaman gülsem hemen ardından üzülecek bir şeyler olur, gelir beni bulur. Bana gülmek gelmiyor diyen çok insanımız var.

Sevinmek de üzülmekte hayatın gerçeği…Hatta ta kendisi…

Ancak, biz kendimizi çok fazla kaptırdık derde, kedere diyenlerimiz çok fazla…

Eline kalem alanımız, acı yazar, ağıt yazar, kalbe dokunan kelimeler yazar art arda…

Yazan kalemin siyah olması bile kendi seçimimiz…Kalemin rengi bile koyu olduktan sonra ne diyelim ne söyleyelim…Şöyle değişik renkli kalem bile taşıyamayız nedense…İllaki siyah olacak…

Bırakın o yazan kalem, beyaz yazsın, sarı yazsın, mavi yazsın, mor yazsın…Hüzün yazmasın, keder yazmasın, acı yazmasın artık…

 

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00