Vefa Uzaklarda Kalan Bir His

Erol Sunat

01-03-2026 13:04

Vefayı en umursamadığımız bir dönemdeyiz… Vefasızlığı hemen her yerde sergilemekten çekinmeyen adımlar atıyoruz.

Ardından battıkça batıyoruz. Vefa kimseyi yolda da bırakmaz, geride de… Vefasızların vefayı sevmediği en ciddi hususlardan biri budur.

Vefa “neden”, “niçin” gibi sorular sorar.

Elini neden bıraktın, düştü neden kaldırmadın, takıldı neden koluna girmedin, yarı yolda neden bıraktın, neden başka yol arkadaşlarıyla yoluna devam ettin, neden ayrıldın, neden sırtını döndün, neden duymadın, neden görmedin?

Sizce vefasızın bu türden sorulara vereceği bir cevabı var mıdır?

Olsaydı zaten ona vefasız değil, vefakâr derlerdi…

İşte onun içindir ki…

Vefasızlık denen argümanı vefa diye kabul ettirmeye kalkıştığımız; vefasızlığımız mazur görülsün, hoş karşılansın, kimse vefayı gündeme getirmesin, vefa diye dayatmasın, vefasız olmakla suçlamasın benzeri bakış açılarını şemsiye misali açtık; yağmurdan, kardan, doludan, tipiden korunacağımızı düşünüyoruz.

Vefa uzaklarda kalan bir his olarak, o bulunduğu uzak yerlerden, uzak köşelerden hiç gelmesin, mesafesini korusun, semtimize uğramasın, görse bile selam vermesin, bizi tanımasın havalarındayız…

Vefaya vefasızlık yapanı vefa çarpar. Vefa çarpması, elektrik çarpmasına benzemez.

Vefa adamı çarptı mı, ne kadar vefalı insan varsa onların vefasını kaybedersiniz.

Kendinizi bir anda vefasızların bile kolay kabul edemeyeceği bir yerlerde bulursunuz.

Siz herhalde, “vefa ile şaka olmaz, şaka yapılmaz” diyenleri duymadınız?

Ne diyorduk?

Vefasızlara dönmüşüz de haberimiz yok. Hatta, vefanın gözünden vefasızlığı vefa sananlarız birçoğumuz.

Vefaya sahip çıkmanın neresindeyiz? Neden vefaya sahip çıkmıyoruz? Neden vefa deyince irkiliyoruz?

Ya da duymamış gibi davranıyoruz. Vefa, İstanbul’da bir semt… Vefa, bir zamanların bir hayli meşhur boza markası.

Vefa Bozacısı diye pek bir meşhurdu…

Vefa, Bölgesel Amatör Lig 10. Grupta mücadele eden bir futbol takımı…

Bir zamanlar üç büyüklerin yer aldığı ligde oynardı diye maziye takılanlarımız varsa bırakın takılsınlar.

Onların işi takılmak… “Vefa küme düşmüş” diyecekler ya…

Vefasızın düştüğü kümenin adını bilen var mı?

Vefa mı, kimde vefa kaldı ki?

Böyle sorular tam bir çıkmaz sokak.

Soru sormak kolay…

Cevabı zor…

Cevapları kem küm etmeden cevaplamak zor.

“Unutuldu birer birer” diye başlayan o şarkı gibi oldu her şey…

Rahmetli Zeki Müren, “Vefa arıyorum…” diye başlardı o güzel şarkıya…

“Vefa uzaklarda kalan bir his…” diye de devam ederdi.

Vefa uzaklarda, hem bayağı bir uzaklarda…

Vefa bizi bırakmazdı aslında…

Biz küstürdük vefayı…

Çok incittik…

Az hayal kırıklığı yaşamadı bizim yüzümüzden…

Hoş yine de bırakmadı ya…

Biz bıraktık vefayı… Bir başına… En olmadık yerlerde unuttuk…

Bazen bile bile… Bazen bile isteye… Bazen gözümüzü kırpmadan…

Vefanın dışında kimse katlanmazdı bize; katlandı, hoş gördü, sil baştan başladı, nankör demedi, “bu kadar da olmaz, yapılmaz” demedi, “beni can evimden vurdunuz” diye feryadı figan etmedi.

Sadece vefasız dedi… Vefasız olanların içinden vefalı çıkmaz dedi, kapattı mevzuyu…

Az bir düşünsek, az bir kafa patlatsak… Kahretti bize vefa… Ah etti… İntizar etti ardımızdan…

“Vefasızlar” dedi her andığında… Vefayı nelerle değiştik bir bilseniz… Vefa bizi bağrına basmıştı oysa… Vefalılardan öğrenmiştik vefayı… Vefalı olmayı…

Vefa kesilmek ve biz, en büyük yalancılarız her birimiz…

Vefa, vefasızlığa geçit vermezdi… Vefasız olana tahammül göstermezdi… Vefayı hafife alanları dinlemezdi. Vefayı kaybetmeden anlayamadık vefanın kıymetini.

Biz öyle çok vefasızlık yaptık ki vefaya… Vefa bizden gitti…

Yanımızda duruyor gibi gözükse de görüntüsü dışında vefayı hisseden de olmadı, vefanın bizim yanımızda olduğunu da…

“Her ne yaparsak yapalım vefa bizden ayrılamaz, öyle bir şey aklından geçmez, vefa bizi yarı yolda bırakmaz” diyenlerimiz vardı.

Vefayı yarı yolda bırakanlar da onlardı, bile isteye ıskalayanlar da.

Vefa kırılmaya görsün, incinmeye görsün…

Gelmez bir daha… Yanınızda olmaz… Kolunuza girmez… Sizinle aynı yolda yürümez… “Vefa benim sözümden dışarı çıkamaz… Vefa ben ne dersem onu yapar, onu der, onu söyler” diyenler de hiç tanıyamadılar vefayı…

Neredeyse vefayı vefasızlıkla suçlayacağız.

Vefasızın haddini ve hududunu ne kadar aşabileceğini artık tahmin edemez olduk…

Vefa daha ne yapmalı bizim için?

Vefa kapıkulu değil. Zapturapt altına girmez… Vefanın olmadığı yerde bir dakika durmaz…

Yalancıyı gözünden tanır… Oyalayanları da… Kendine oyun oynayanları da… Tuzak kuranları da…

Kimsenin tapulu malı da değildir.

Vefa vefasızı konuşmasından bilir, duruşundan bilir.

Oturuşundan kalkışından, tavrından bilir. Vefasız vefaya ancak kulp takabilir.

Zaten bugüne kadar yaptığı da kulp takmaktan başka bir şey değil.

Nedense vefasızı daha çok sever insanlar…

Vefalı olmak zordur çünkü…

Vefasızın vefalıymış gibi görünmekte üstüne yoktur.

İnsanlar gariptir. Vefalı olmayı dilinden düşürmese bile vefalı olan yerine vefasızların peşine takılır. Vefayı vefasızlara gösterir.

Vefalıyı da eleştirmekten geri durmaz.

Vefasızlardan bir dünya vefasızlık görüldüğü halde vazgeçilememesi anlaşılacak gibi değildir.

Vefa vefasızı kıyamet kopsa aramaz da sormaz da… Hele vefasıza ihtiyaç duyması söz konusu bile değildir.

Vefasız “vefalıyım” diye kırk yemin etse vefa dönüp bakmaz.

Şimdi yana yakıla vefa nerede diye vefa arıyoruz…

“En vefalı dediğimiz meğer en vefasızlardan biriymiş” diye dövünenler var.

Vefalı dediğimiz dostlarımız dahi bayramlarda, kandillerde SMS çekiyorlar.

Telefon edemiyorlar.

İki satır bir mesaj…

Vefa bunun neresinde?

Kelimelerde, cümlelerde diyen varsa, bunun adı züğürt tesellisi gibi bir şey…

Görüşmeleri, buluşmaları sonlandırdık…

Telefonla da konuşmuyoruz.

Ne mi yapıyoruz?

Mesajlaşıyoruz. Yaptığımız değişik bir vefasızlık…

Bir de duyuyorsunuz ki, konuşmamaya adeta yemin ettiğiniz o kadim dostunuz bu dünyaya veda etmiş.

Ne mi diyorsunuz?

“En son mesajlaşmıştık… Keşke birkaç kelime konuşsaydım…” Geçmiş ola Padişahım derler ya…

Aynı şehrin içinde mesajlaşma ne demek?

Kalkın bir yerlerde buluşun…

“Vefa öldü mü?” derler ya…

Niye ölsün ki vefa?

Mademki uzaklarda kalan bir his…

Ne is ne de sis…

Hiç mi hatırı yok bizde?

Olmaz olur mu?

Vefa ve hatır ayrılmaz iki kadim dost…

Biz hatır sayarız… Hatır gönül nedir biliriz…

Vefa unutmamayı bilenlerin vazgeçilmezidir…

Mevlânâ yüzyıllar ötesinden diyor ki: “Hayat gülmeyi, sevgi hak etmeyi, vefa unutmamayı, dostluk sadık kalmayı bilenler içindir…”

DİĞER YAZILARI Göze mi Geldik? 01-01-1970 03:00 Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00