Türk Yeter Ki Sağ Olsun

Erol Sunat

05-06-2026 21:37

Türk, var olduğu bütün coğrafyalarda kendinden bahsettirmiş, kendini hissettirmişti.

Bir süre sonra o olmadan karar alamadılar, onun desteği olmadan bir müşkülü çözemediler.

Türk sadece kendi ayakta kalmadı.

Birçok devleti de ayakta tuttu.

İmdadına yetişti.

Yıkılmasını önledi.

Orta Doğu’da Türk’ün ayak basmadığı tek bir yer yoktu.

Doğu Avrupa ve Balkanlarda da öyle.

Hatta Fatih’ten bin yıl kadar önce İstanbul kapılarında da görüldü Türkler…

Türk’ten destek ve yardım görenler, sonradan her şeyi unuttular, Türk için “Mevali” dediler.

Kendi barbarlıklarını örtbas etmek için, “Barbar” dediler.

Oysa Türk Milleti kurduğu devletlerle Haçlı seferlerini durdurmuş, Viyana kapılarına dayanmış, Roma’yı titretmiş, üç kıtaya hakkı, hukuku ve adaleti getirmişti.

Cümle kıtalarda yaşayanların dilinden çok daha sağlam temellere oturmuş bir dilleri ve kültürleri vardı.

Türkçe gibi bir dili konuşmak, Türkçe ile anlaşmak bir ayrıcalıktı.

Türk’e dost olmak, Türk’ün güvenini kazanmak da öyle.

Çin, Türk akınlarını önleyebilmek adına Çin Seddi’ni yapmış; ona rağmen o korku abidesi Çin Seddi sayısız defa aşılmış.

Sun Tzu tarafından hayata geçirilen savaş sanatı kitabı Türklere sökmemiş, Çin Sarayı titremeye devam etmişti.

Kendi iç meseleleriyle boğuşan Japonya, kendini dış dünyaya kapatmıştı.

Türk Milletinin bir hamlede Hazar Denizi’nin kuzeyinden Avrupa içlerine girmesi, Hazar Denizi’nin güneyinden Orta Doğu’ya gelmesi ve Anadolu önlerinde gözükmesi tesadüf değildi.

Orta Asya’da Mete efsanesi, Kül Tigin efsanesi, Alp Er Tunga efsanesi, kıtada var olan Türk adını kıtanın dört bir yanına taşımaya yetmişti.

Türk yeter ki sağ olsundu, var olsundu…

Devlet kuran Türkler; Hun oldular, Göktürk oldular, Kutluk oldular.

Her coğrafyada ayrı birer devlet kurdular…

Türk’ün var olduğu yerde devlet vardı, o devletin yaşattığı, başına taç ettiği Türk Milleti vardı.

Devletini ve milletini kendi canından önde tutan Hakanlar, Kağanlar vardı.

Bumin Kağan diyordu ki: “Ey Türk! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir?”

Ötüken’in bağrından taştı, çağladı Türklük…

Ulaşmadığı dağ, ova, geçit, nehir, yol; ulaşmadığı memleket, ulaşmadığı derya, deniz, okyanus; ulaşmadığı kıta kalmadı.

Türk yeter ki sağ olsun…

Öyle diyarlar, öyle topraklar yurt oldu, yurt tutuldu ki…

Bazılarına binlerce yıl içerisinde kaç kere geldi, kaç kere kondu göçtü, izlerinden tanıdı dünya…

Tanısa da inkâr etti.

“Yok” dedi, “olmaz” dedi…

Hele ki binlerce yıl öncesindeki bu izlerle o izler bu kadar da benzer mi, aynısı seslerine sustu, cevap veremedi.

En güzel ve çarpıcı örnek neresi mi?

Anadolu elbet…

Höyükler cenneti Anadolu, bırakılan izlerin de cenneti…

Ya izlerin işareti?

O işaretler diyorlar ki…

Hoş geldin ecdat diyarına Türk…

Bakma sen antik çağlardaki yer isimlerine… Onlar daha çok yeni…

Derinlere inmez o sözde araştırmacıların hiçbiri, inemez.

İndiğinde karşısına Türk çıkacağını bilir.

“Bilmeyen ne bilsin bizi, bilenlere selam olsun…” dememiş mi Yunus?

Kim o Yunus?

Bu toprakların, bu coğrafyanın, Türk Milletinin özbeöz evladı değil mi?

Demiş zaten diyeceğini…

Anadolu çok daha derin sırlar saklıyor bağrında.

O sırları bir bilen, bir çözen vardı.

Onun adı da Gazi Mustafa Kemal Paşa idi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi, asrın dâhisi…

Diyor ki: “Büyük devletler kuran ecdadımız, büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur.”

Diyor ki: “Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır.”

Diyor ki: “Bu ülke, tarihte Türk’tü, bugün de Türk’tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır.”

Her açılan höyükten ürkmeye ve korkmaya başladılar aslında.

Göstergeler onların iddialarının dışında Türkleri işaret etmeye başladı.

Höyükler açıldıkça saçılıyor Türk’ten izler, nişaneler.

Anadolu haykırıyor…

Türk Anadolu, Türk’ün Anadolu, Türk’tür Anadolu…

Türkler Doğu Türkistan’da, Kerkük’te, Musul’da, Erbil’de, Halep’te, Batı Trakya’da, İran’da, Bulgaristan’da, Balkanların birçok köşesinde.

Türk yeter ki sağ olsun…

Yaklaşık 300 milyon Türk, dünyanın her tarafındalar…

Yedi bağımsız Türk devleti var dünya üzerinde, Macaristan gibi bir destekçimiz daha var aslı nesli Türk olan…

Bağımsız Türk devletleri dediğimiz devletler başta:

Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Kazakistan Cumhuriyeti, Özbekistan Cumhuriyeti, Kırgızistan Cumhuriyeti, Türkmenistan Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC).

Türk kardeşlerimiz Rusya Federasyonu’na bağlı da olsalar ayaktalar.

Cumhuriyetlerini kurarak “Türk’üm” demeye devam ediyorlar.

Rusya Federasyonu’na bağlı olarak yaşayan yedi özerk Türk cumhuriyeti bulunuyor:

Tataristan Cumhuriyeti, Başkurdistan Cumhuriyeti, Çuvaşistan Cumhuriyeti, Saha (Yakutistan) Cumhuriyeti, Tuva Cumhuriyeti, Hakasya Cumhuriyeti ve Altay Cumhuriyeti.

Ayrıca yine Rusya Federasyonu’na bağlı olarak kurulan, diğer etnik gruplarla birlikte Türklerin de içinde bulunduğu iki cumhuriyet daha var:

Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti (Karaçay Türkleri ve Çerkesler), Kabardey-Balkar Cumhuriyeti (Balkar Türkleri ve Kabardeyler).

Bizim başı dumanlı, gözü yaşlı ve yaslı, eli ayağı, dili bağlı bir kardeşimiz daha var:

Doğu Türkistan.

Zalim Çin; baskıyla, zindanla, ölümle, işkenceyle Uygur Türkü kardeşlerimizin vatanını dünyanın en büyük açık hava hapishanesine çevirdi.

Hâlâ inkâr ediyor, ettikçe de battığı yalan bataklığında debelenip duruyor.

Hür dünya Doğu Türkistan dramına seyirci.

Doğu Türkistan, 300 milyonluk Türk dünyası desteğini arkasında görmelidir.

Ayrıca İslam aleminin de.

Uygur Türkleri hem soydaşlarımız hem de din kardeşlerimizdir.

Türk demek, açık sözlü demek.

Doğru düzgün demek.

Türk’e dostsanız sırtınız yere gelmez demek.

Türk, her nereye giderse gitsin kendini tanıtırken “Ben Türk’üm” diye söze girer.

Türk’ün gözünün karalığı; sevdikleri için, yurdu, toprağı ve vatanı için gözünü kırpmadan ölüme yürümesi hiç kimseye benzemez, zaten bir başka örneği de yoktur.

Türk’ün benzeri kahramanlık gösterenler için “Türk gibi karşı koydu, karşı durdu, çarpıştı” denmesi en az iki bin yıldan beri yaygındır dünya üzerinde…

Türk; mertliği, açık sözlülüğü, pratik zekâsı, çözüm odaklı olmasıyla öne çıkmış, farkındalık yaratmasını bilmiş, “Türk gibi” denilmesine yol açmıştı.

Türk, yalan söylemez…

Hile hurda bilmez…

Haksızlığa tahammülü yoktur.

Canını emanet edebilirsin.

Emanete hıyaneti yoktur.

Türk, kimseye yan gözle bakmaz da baktırmaz da…

Altına, akçeye tamah etmez, dönüp bakmaz.

Hakkından fazlasını kabul etmez.

Türk yeter ki sağ olsun…

Türk’ü iyi tanıyanlar, tanımayanlara dediler ki:

Aklın varsa Türk’e hasım olma… Onun aleyhinde bulunma… Arkasından iş çevirme… Kuyusunu kazma… Kafasının arkasında gözleri varmışçasına bilir, görür, sezer…

İşte o zaman o içten pazarlıklıların vay haline…

Türk’ün en önemli vasfı, “devletsiz millet olmaz” kararlılığıdır.

Türk’ü diğer milletlerden ayıran en önemli özelliği budur.

Türk, kartal gibidir.

Kanat uzunluğu tahminler ötesi olanlardan…

Bazen üç kıtayı kaplar, diğerlerine gölgesi düşer…

Türk, aslan gibidir.

Kılıçarslanları vatan toprağını ölümüne savunur.

Kudüs’e kalkan olur, Çanakkale’yi geçilmez yapar.

Antep’te de Urfa’da da Maraş’ta da destan yazar…

Anadolu’dan, Gazi Mustafa Kemal Paşa efsanesi doğar…

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…” düsturu Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e sadece vasiyeti değil, Türk Milletinin özünü ve ruhunu da yansıtan, Türk Milletinin var oluşundan bu yana gelen temel felsefesidir.

Türk sağ olsun yeter ki…

Yurt da tutar…

Ocak da yakar…

Devlet da kurar…

DİĞER YAZILARI Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00