Sevgi ve Barışa Yürümek

Erol Sunat

02-05-2025 13:15

Yaşadığımız coğrafya sevgi ve barışa aç zamanlar geçirmiş. Bu açlık bambaşka bir açlık.

Sevgi ve barış için yol yürümek ise kutlu bir yolun yolcuları arasında olmak şerefini bahşediyor insanlara.

Bu şeref herkese nasip olmamış elbet.

Bu yolun yolcuları arasına katılmak için, yüzyıllar önce insanlar;

Hoca Ahmet Yesevi’nin peşine takılmışlar…

Mevlâna’nın peşine takılmışlar…

Yunus Emre’nin peşine takılmışlar….

Hacı Bektaş-ı Velinin peşine takılmışlar…

Hacı Bayram-ı Velinin peşine takılmışlar…

Emir Sultan’ın peşine takılmışlar.

Ne diyordu Yunus?

“Ben gelmedim dâvi için / Benim işim sevi için / Gönüller dost evi için /Gönüller yapmağa geldim”

Yaşlı dünyamız sevgi ve barışa küs…

Kapılarını kapatmış o kapının ardına saklanmışlarla dolu.

O kapılar başlarına yıkılıyor, anlamıyorlar. Sevgisizliğin kol gezdiği coğrafyalarda ölüm var, vahşet var, kan ve gözyaşı var.

Barış içerisinde kavga olmadan, savaş olmadan yaşayıp gitmek gibi bir güzelliği ıskalamanın faturasını ağır ödüyor dünyamız.

İnsanın insana zulmetmesi gibi gayrı ahlaki, gayri vicdani, gayri insani ne varsa gözümüzün önünde…

Eskiler ahir zamana kaldık derlerdi…

Bizler sevgi olmadan barış olmadan, bu duyguları, yaşamadan tatmadan ne diyeceğiz?

Sevgi ve barışın yoluna düşmek gibi bir hayali var insanların.

Bu hayal uğruna, sönen ve söndürülen hayatların ve hayallerin haddi hesabı yok.

Kime yanalım, kime ağlayalım?

Doğu Türkistan’dan, Orta Doğuya, Gazze’ye, oradan Afrika kıtasına açlığa, yoksulluğa, zulme, zalimliğe sevgi olmadan barış olmadan dur demenin imkânı yok.

Merhametsizlerin, vicdansızların ders alacağı yok, ders çıkaracağı yok…

Sevgi ve barışa giden yollara kurulan tuzaklar o kadar çok ki…

Tuzak kurmadım diye yemin eden yalancılar, ben de isterim sevgi olsun, barış olsun diyen göz boyayıcılar dünyanın her tarafındalar.

Mevlâna, “Şimdi öldüm say da barış benimle; zaten teslim oluşta ölülere benzeriz biz.” diyor. "Ayırmak değil bizim işimiz, birleştirmektir." diye yüzyıllar ötesinden bir olmanın önemine vurgu yapıyor.

İnsanlık, bir olmayı, beni tanı, bana bağlan, dediğimden çıkma, ben ne dersem aynen uy, dur dediğimde dur, gel dediğimde gel, git dediğimde git, sevgi de bu, barışta bu havasında…

İnsanlar ara yerde bir şeyi pas geçiyorlar, unutuyorlar.

Ölümü.

Yine Mevlânâ, “Gel de birbirimizin kadrini bilelim; çünkü ansızın ayrılacağız birbirimizden.” diyor.

Bu ansızın ayrılmanın ne anlama geldiğini bilen var mı?

Ya da şu olur, bu olur diyebilen?

Dünyaya gelirken ve giderken hiçbir şeyin sahibi olmayan, olamayan bizler, işte geldik gidiyoruz diyemiyoruz.

Birbirimizi sevemiyoruz.

Tutturmuş olduğumuz hasımlıklar, düşmanlıklar, kinler, garezler, nesillere aktarılıyor.

Dava ne?

Dünyanın sahibi olmak?

Bu rüyayı o kadar çok insan gördü ki…

O gördüğü rüya ile çekip gittiğinde, mezarına öbür tarafta harcasın diye hazineler gömülenlerin mezarını mezar soyguncuları talan etti. Dünya malı öyle ya da böyle dünyaya geri döndü.

İnsanlık, hıncını ve öfkesini, sevgiye yıktı, barışa yıktı. Sevgi ve barış yolunu baltalamaktan geri durmadı.

Sevgi ve barışa açılan yollarda kol kola, omuz omuza giden insanlar olsaydık ne kaybederdik?

Bırakın kaybetmeyi…Sevgi kazanırdı…Barış kazanırdı…

Sevgi dilimizde, barış güvercinleri omzumuzda, zeytin dalını taç yapıp koymuşuz başımıza.

Lakin, dilimiz başka, kalbimiz başka…

Gönüller yapmaya…Gönül almaya…Bu dünya hepimize yeter demeye…Sevgi ve barış yolunda yürümeye niyetimiz yok. İstekli de değiliz.

Usulen sarf ettiğimiz cümleler, laf olsun, torba dolsun misali. Sevgiden uzak, barıştan uzak demesinler babından birkaç kelimeden ibaret.

Düşelim yola diyen, yalnız kalıyor.

Mazeretlerin, gerekçelerin ise haddi hesabı yok…

Ne mi yapılıyor?

Mesaj çekiliyor.

Bu güzel ve kutlu yürüyüşünüze katılmak isterdim amma…Elimde olmayan nedenlerden dolayı katılamıyorum.

Ne diyordu o güzel şarkı?

Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap, zavallı kalbim ne kadar harap…

Sevgi ve barışın yolunda yürümek, bazılarımıza göre, serseri mayınların döşendiği, sevgi ve barışın o yolun yolcularıyla ne zaman havaya uçacağı bilinmez bir yol.

Sevgi ve barışın yolunda yürümek istediler, sevgi havaya uçtu, barış entübe…

Malum entübelerden kurtulma şansı neredeyse sıfır.

Bütün bunlara rağmen, olumsuz anlatımlara rağmen, dünyayı huzura kavuşturacak yegâne alternatif sevgi ve barıştan geçiyor.

Bu yolun yolcuları dünyanın her tarafında yılmadan yürüyorlar. Onları bir dinleyen, bir anlayan, bir destek veren, yetti artık bu saçmalık diyen birileri bereket ki her daim var.

Bizim coğrafyamız, sevgi ve barıştan nasiplenen bir coğrafya. Bu coğrafyaya gönderilen gönül dostlarının her biri, gönülleri imar etmek için koşup gelmişler.

Bu topraklar sevgisiz de kalmaz, barışsızda…Ne olur ne biter bilemeyiz lakin, eninde sonunda sevgi hâkim olur, barış galebe çalar gönüllere…

Mevlânâ ve ailesi yine Konya yollarındalar.

Yarın 3 Mayıs. 796 yıl sonra sevgi ve barış için, Karaman’dan çıktılar geliyorlar, sevgiye ve barışa…

O yol ki sevgi yolu, barış yolu…

Dünden çok daha fazla ihtiyacımız var sevgiye ve barışa…

DİĞER YAZILARI Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00