Neyi Arıyorsan O’sun Sen

Erol Sunat

08-01-2026 20:30

Mevlânâ, sekiz yüz yıl ötelerden seslenmiş, demiş ki, “Neyi arıyorsan o’sun sen…”

Bu dünya neyi aradığımı bilmeden arıyorum diyen yalancıların yalanlarının sahnelendiği bir yer değil. Yaşadığımız dünya adı üstünde zaten yalan dünya…

Kimsenin yaptığının yanına kâr kalmadığı dünya.

Arayanların son nefeslerine varıncaya kadar bir şeyler aradıkları, nedense o aradıklarını sürekli sakladıkları, sonunda bilmeyenin öğrenmeyenin kalmadığı bir dünya…

Sırlarıyla birlikte gitti denilenlerin dahi sırlarının çözüldüğü hemen herkesin malumu.

İnsanın neyi aradığına gelince…

İyiyi arayan var, güzeli arayan var, gerçeği arayan var…

Bela arayan var, en olmadık şeylerde gözü olan var, hakkı olmayana benim diyen var, yeter ki kafayı takayım zorla da olsa çekip alırım diyen var.

Hokkabaz, düzenbaz, goygoycu, şarlatan, yaygara koparan, göz boyamayı sanat edinen, aldatan, yalandan kuleler yapan, en iyi dostum dediğini üç kuruşa ayak üstü satan, çalmayı çırpmayı sanat edinen, zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkan, suçunu yanlışını hatasını bir başkasının üzerine yıkan, kendini kurtarmak için başkalarının üstüne çamur sıçratan, bağıran çağıran olay çıkaran sizce neyi arıyor olabilir?

Yeni bir yıla oldukça karışık arayışlarla girdik…

Bu arama faslı bir önceki yıldan bu yıla kendini aktardı diyenlerde çok.

Neyi mi arıyoruz?

Mesela huzuru…

Mesela ara ara kaybettiğimiz mutluluğu…Mesela kargaşa ve karmaşanın sona ermesini…Mesela hayat pahalılığının sonlandırılmasını. Oh diyebilmeyi özledik mesela…Cebimizdeki paranın yetmesini de…Tekrar hayal kurabilmeyi de…

Yorgunluk bizi tüketti…

Yorulduk…

Bittik…

Dinleneceğimiz bir ağaç gölgesine hasretiz…

Sesimizi duyurmaya çalıştıklarımıza duyuramadık…

Neyi mi arıyoruz?

Aradıklarımız belli…Aradıklarımız atla deve değil…Aradıklarımız yeminle çok şey değil…

Biraz ilgi, biraz sevgi…

Yüzümüze bile gülmekten imtina edildiği dönemler yaşadık.

Ne umduk ne bulduk denir ya hani…

Bu dünya kim ne istiyorsa, neyi arıyorsa onu ona öyle ya da böyle az ya da çok buldurdu.

Kıskançlara, hasetlere, fesatlara, içten pazarlıklılara, bir başkasının kuyusunu kazanlara, laf taşıyanlara, iftira atanlara, herkese kulp takanlara, dedikoduculara, olmayanı olmuş var olmayanı varmış gibi gösterenlere, kindarlara, egoistlere, cimrilere, tüyü bitmedik yetimin hakkına göz dikenlere, emanete hıyanet edenlere, kalp kıranlara, zalimlere, zulmedenlere…

Rüzgâr eken fırtına biçti…

İyileri ve yapılan olumlu işleri kimse unutmadı. Kötülerin bu dünyada ne adı kaldı ne sanı…

İbret için bazıları kaldı sadece…

Herkes bir şey aradı. Ararken ya hırpalandı ya da birilerini hırpaladı. Hedefe giden yolda her şeyi mubah görenler, yaktı, yıktı, söktü, gözünü kırpmadan kan döktü. Kimsenin gözünün yaşına bakmadı. Her olayı her fırsatı kendine sıçrama tahtası yapanlar oldu. Elini tuttuklarının ellerini bıraktılar, kimini unuttular, kimini bir yerlere savurdular.

O atılanlar ayak üstü satılanlar kananlar, savrulanlar kendilerine o fenalıkları yapanlardan vazgeçmediler. O karanlık yollara ağıtlar, şarkılar, türküler yazdılar, söylediler. Doğruyu söyleyenlere itibar etmedikleri gibi doğrularla ve hakikatlerle yollarını ayırdılar.

Binlerce yıldır bu manzara hiç değişmedi. Sadece güncellendi.

Neyi aradıklarını saklasalar da gerçeklerden kaçamadılar.

Neyi aradıkları neyin peşinden gittikleri bir süre sonra belli oldu.

Yalancının mumu kendi tahmin edemediği bir yatsıda ortaya çıktı.

Bereket versin ki, yalan dünyanın, gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemeye gücü yok.

Sadece bir süre perdeliyor hepsi o kadar.

O perdeleme ise neyi aradıklarını gizlemeye çalışanların bir yerde züğürt tesellisi gibi bir şey…

Ne arıyorsun sorusuna kızanlar, cevap vermeyenler, senin üstüne ne vazife diyenler, ben senin ne aradığını sordum mu demekten kendilerini alamıyorlar.

Arayan Mevlâ’sını da bulur, belasını da diye bir sözümüz dahi var.

“Aramam sormam bir daha…” diyen şarkılarımızda…

Neyi aradığımızı biliyor muyuz?

Kimine göre evet, kimine göre yola düştüm arıyorum diye başlayan cümleler dizisi.

Kaybedileni aramak gibi, elinden kaçırdığını bulmak gibi, neye niyet, neye kısmet gibi, çıktık bir yola bende bilmem ne ola der gibi, bile bile lades gibi, aradığı her neyse yalnızca kendinin bildiği gibi…

Nedir aradığımız?

Varmaya çalıştığımız yer neresi?

Kafasında kırk tilkinin dolaştığı, kırkının kuyruğunun birbirine değmediği insanlar neyin peşindeler?

Aradıkları ne? Hayır mı şer mi? Ya o aradıklarını bulduklarında ne olacak?

Güç ve kudret denen o başları döndüren duygu kimsenin tekelinde olmamış bugüne kadar…

Ne Nemruda yâr olmuş ne Firavun’a…Ne Cengiz Han’a yâr olmuş ne Roma’ya…Ne Adolf Hitler’e yâr olmuş ne Stalin’e…Bugün aynı heves içinde olanlara mı yâr olacak?

Her neyi bulacaklarını sanıyorlarsa o buldukları onların mı olacak, onların elinde mi kalacak?

Aradıkları dünyanın hâkimi olmak gibi bir his…

Bir süre elde tutulan, sonra bir başkası tarafından elinden alınan ve öyle olmaya devam eden bir süreç…İnsanlığa faydası olmayan kan ve vahşetle yoğrulan bir hırsın süreci.

Yalanı arayan, yalandan kim ölmüş diye bir girizgâh yapsa, yalan ilk köşe başında bulur o yalana sevdalıyı, hoş geldin beni arayan der girer koluna…

Savaşı arayan savaşı bulur…

Barışı isteyen barışı…

Doğruyu arayan bin kere yıkılsa vazgeçmez doğruyu ve hakikati aramaktan…

Eğrinin işi kendine göredir.

Doğruyla işi olmaz.

Kusursuz olmaya, hiç hata yapmamaya kendini odaklayanların en olmadık hataları hem de üst üste yaptıkları görülmüştür.

Önemli olan kişinin ne aradığıdır.

Yani niyeti…

Art niyetli olan niyetini ne kadar saklarsa saklasın, foyası meydana çıkar.

Kendini ele verir.

İnsanların hayranlığı ve ilgisi nedendir bilinmez niyeti doğru ve halisane olandan yana değildir.

Neden değildir sorusunun cevabını da arayanların ne aradığına bakarak değerlendirmeli…

Art niyetlinin, yalancının, sahtekarın, göz boyayanın cazibesi cezbeder birçoğunu.

Dünyaya zindan diyenler pek çok. Dünyayı zindan olmaktan kurtarmak ise elimizde.

Ne ararız zindanlarda?

Ne işimiz var?

Üç günlük ömrümüz varken, dünyaya sahip çıkmaya, onu kimselerle paylaşmamaya, bölüşmemeye, üstünde ve altında ne varsa hepsine birden sahip olmaya yeltenmek gibi bir yanlışlığı sürdürüyoruz.

Paylaşma ve bölüşme düşüncesine tahammül edemeyişimiz neyi aradığımızın nereye varmak isteyişimizin bir göstergesi…

Dünya zindanını delip kurtulmak varken, zindanlar içinde zindanlar kurup, kırk kilitle, kilitlemişiz kendimizi, ruhumuzu, vicdanımızı, merhametimizi ve gönlümüzü.

Ne dünyamız hak ediyor zindan olmayı ne de insanlık.

Lakin gözlerimizi kör eden hırsımızı yenemiyoruz.

Yıl değil 2026…

3026’ da olsa pek bir şey değişmeyecek…

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00