Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni

Erol Sunat

19-03-2025 00:22

Yıllar önce bir dörtlük yazmışım, “Neşeli şarkılar sarmıyor beni / Hüzünle karışık bir elemim var / Hislerim kördüğüm, susup kalmışım / Efkârdan koskoca, bir alemim var.”

Bir zamanlar neşeli ve şen kahkahalarla çınlardı sokaklar, evler. Neşeli insanlardık biz. Neşeli anlarımız, neşeli günlerimiz vardı. Neşemiz yerindeydi…Paramız yoktu, pulumuz yoktu, oturacak doğru dürüst çulumuz yoktu…Lakin, umutlarımız vardı, hayallerimiz vardı, kaybetmeyelim inşallah dediğimiz neşemiz vardı…

Kimseye borcumuz harcımız da yoktu. Hoş olsa da ödeyebilecek durumdaydık. Muhannete muhtaç olmadan yaşayıp gidiyorduk çok şükür.

Koca bir aile gibiydi oturduğumuz sokaklar. Herkes birbirini bilir, tanır, sever, sayar, birine bir şey olsa, iki eli kanda olsa koşar gelirdi. Komşuluk kardeşten öteydi. Allah ağzımızın tadını bozmasın, neşemiz daim olsun, eksilmesin diye dualar edilirdi…

Yüzümüzden ne tebessüm eksilirdi ne gülümseme…

“Dertleri zevk edindim kendime / Bende neşe ne arar/ Elem dolu kalbimden gitmiyor hatıralar” diyenlere dönüştüğümüze, yaşarken kaybolduğumuz yıllar şahit oldu. O yıllarda kaybettik neşemizi, sevincimizi, bizi hayata bağlayan neyimiz varsa…

Bir yandan Pandemi vurdu, bir yandan enflasyon denen baş belası, bir yandan da yüzümüze hiç gülmeyen felek…Biri ömrümüzden götürdü, biri işimizden gücümüzden etti, bir diğeri düştük kaldırmadı, bağırdık duymadı, elimizi uzattık tutmadı. Savrulduk seyretti geçti.

İşte o gün bugündür gülmeyi unuttuk…İçimizdeki yaşama sevinci öldü…

Bedia Tuncer isimli bir edebiyat öğretmeninin Bakırköy'deki hastaların şiirlerinden derlediği 'İnilti' adlı kitapta, “33-B servisinden N.C. rumuzlu hastanın, 1963'te yazdığı anlaşılan, bir şiir vardı."

İşte o şiirden bir birkaç mısra:

"Caka yaparken sokaklara/ Aşkımı düşürmüşüm... Sabahleyin adım adım/ Yolları hep aradım/ Kahrolası çöpçüler/ Aşkımı süpürmüşler..."

Rahmetli Erkin Koray’ın “Çöpçüler” isimli şarkısında, sözler daha bir düzenliydi.

“Aşktan yana şansım yok / Ağlıyorum derdim çok / Aşkımı kaybetmişim / Sordum sordum bulan yok”

“Dün gece çok aradım / Aradım bulamadım / Kör olası çöpçüler / Aşkımı süpürmüşler”

Bize gelince, neşemiz kayıp…Çalındı mı? Nerede düşürdük onu? Yoksa bir süpüren mi oldu?

Ben yerini biliyorum diyen yalancılar yüzünden çıkmaz sokaklarda gezmekten ziyan zebil olduk…

Çok aradık, bulamadık…Çok sorduk, doğru düzgün bir cevap alamadık…Nerde kaybettiyseniz orada arayın. Nerde düşürdüyseniz oraları araştırın, nerde çaldırdıysanız, oraları sorun soruşturun diyen o kadar çok ki…

İçlerinde dişe dokunur cevap veren yok, şöyle bir candan ciğerden, kaybınız benim de kaybımdır diyen yok…

Neşemiz gitti. Kapandık kaldık içimize. Dünya gailesi, borç-harç, geçinme telaşı, günü kurtaramama endişesi bitirdi bizi…

Neşeniz yoksa…Yüzünüz gülmez…Gözlerinizin feri söner…Diliniz lâl olur bilemezsiniz…Konuşacak haliniz kalmaz…Eliniz ayağınız düşer…Yığılır kalırsınız…

Zifiri karanlıkların içinde kalmışa dönersiniz…

İş yok…Aş yok…Para yok…Borç çok…

Umut kim bilir nerde saklı?

Hava kapalı…İsli sisli bir manzara…Güneş doğmayı unutmuş gibi gelir insana…

Neşenin yerini keder almış…Elem almış…Acı almış…Üzüntü diz boyu diye anlatılmaya başlamış...

Ekmek on beş lira, pide yirmi lira…Simit de yirmi lirayım bundan böyle demiş geçmiş karşı tarafa…

Neresi mi o karşı taraf?

Bize el olan, bizle alakasını koparmış olan, ölüyorum desen, dönüp bakmayan, çıkıp gelmeyen o taraf işte…

Gülelim mi ağlayalım mı?

Biz güleriz ağlanacak halimize derler ya hani…

Annelerimize anneler günlerinde tek bir gül alıp getirsek, yüzleri gülerdi her birinin.

Neşeleri yerine gelirdi.

Bazen bir hâl hatır sormak, mahalle esnafına hayırlı işler dilemek güne neşeli başlamaktı…

Geçmişe mazi mi derler?

Mazi kalbimde yaradır, insana dost paradır mı derler?

İşin içine para girdi mi, işler şirazeden çıkıyor. Kantarın topuzu kaçıyor.

Meselenin özü de özeti de paran varsa neşen var, keyfin var, mutluluğun var şekline dönüşüyor her ne hikmetse…

Neşe ve para…

Kim diyordu “Parayla saadet olmaz” diye…

Yıldız Tezcan mı? Şükran Ay mı, Hazal mı? Melek Mosso mu?

Parasız saadet de olmaz neşen de diyenler fena dertli…

Neden mi?

O nedeni “Aynaya bak gör halini” türküsüyle cevaplıyor insanlar…

“Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına” demiş ya şair…Bizde kapıldık şarkıların ve türkülerin söz ve müziğine…Neşemiz gelir belki dedik amma, nafile…

Bu dünyada ona tak, buna tak, al sana takıntılarla dopdolu bir hayat…

Ne demişlerdi?

“Neşeli ol ki genç kalasın…”

Bizim nesil gençliğini hiç anlayamadı. Hele o 20 ila 30 yaş arasını...

O on yıl, tek kelimeyle rüzgâr gibi geçti.

Okuldu, diplomaydı, göreve başlamaydı, sürgün ve vurgunlarla tanışmaktı, kavgaydı kıyametti, muhtıralardı, ihtilaldi derken. Bir de baktık yetmişli yıllar bitmiş, seksenli yıllar başlamış. Bir anda otuz yaş ve üzerine gelmişiz.

Neşeli günlere veda mı etmiştik, ara mı vermiştik?

Bilemedik…

Meğerse biz, neşeli olmak ve neşeli olmayı hayal etmek arasında gidip gelmişiz…

Yahya Kemal diyor ki, “İnsan bu alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.”

Ah Yahya Kemal ah…Bugünleri görseydi, oturup ağlardı. Hayallerinizi kim çaldı, neşenize ne oldu sizin diye…

Kim mi güldürecek yüzümüzü? Kim geri verecek neşemizi?

Sizin neşeniz benim, sizin neşenizi ben geri getireceğim, benimle neşenizi bir daha kaybetmeyeceksiniz, Bir daha hiç kimse çalamayacak, süpüremeyecek neşenizi diye çok şeyler duyduk ve de duyacağız.

Neşe denen his; hayatın rengi, tadı tuzu, anlamı, barış gibi, özgürlük gibi, bizi biz yapan, kendimize getiren bir duygu.

Ne çalınabilir ne süpürülür ne de kaybedilir.

Merak etmeyin, üzmez bizi döner gelir.

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00