Müdür

Erol Sunat

26-05-2024 16:24

Çok sakin biriydi. Hatır-gönül bilirdi. Çok çalışkandı. Kimseyi kırdığı, incittiği ne duyulmuş ne görülmüştü. Sıralı amirleri tarafından daima beğenildi ve takdir gördü.

Müdürlerinden biri, senden dedi çok memnunum, il Müdürümüz de senin çalışmalarını, vatandaşa olan yaklaşımını beğenmiş, seni Müdür Yardımcılığına düşünüyoruz.

Genç çalışan, böyle övgülere alışık değildi, kızardı, hatta alnında terler birikti. Bu mahcubiyet Müdürünü daha da etkiledi.

Dedi ki; hiç itiraz istemem. Al şu kâğıdı. Ne diyorsam hiç itiraz etmeden yaz.

Müdür yardımcısı olmuştu. Dahada çalıştı, zaten oldukça yerinde bir iş disiplinine sahipti.

Birkaç yıl bu görevde kaldıktan sonra. Müdür Yardımcısı olarak değişik şehirlerde görev yaptı. Başarısıyla her gittiği yerde dikkat çekti. Saygılıydı, efendiydi, dürüsttü. Hilesi hurdası yoktu. Ketumdu.

Birlikte çalıştığı Müdürlerinden biri Genel Müdür olmuştu. Çok geçmeden genç Müdür yardımcısını yanına çağırdı. Seni dedi yanıma almak isterdim, ancak, sen bana taşrada daha çok lazımsın. Bundan böyle Müdürlük yapacaksın. Seni Müdürlüğe terfi ettirdik. Hadi hayırlı olsun.

Müdür olmak çalıştığı işte rüya gibi bir şeydi. O güne kadar herkesin tanıdığı bildiği ve sevdiği o insan Müdür olmuştu olmasına da…

Müdürlük sendromuna yakalandı.

Efendim bu sendrom, ne oldum deliliği gibi bir şeydi. Koltuğa hâkim olmak değildi bu sendrom. Koltuğun kendine kul köle ettiği ne derse ne isterse onu yaptırdığı, makamı bir cazibe merkezi ilan edip makam kapısının önüne yığınak yaptıran bir açılımdı.

Bir kapı daha, bir masa daha, olmadı o masanın az ilerisine konan bir masa daha…

Ulaşılması güç bir Müdür olmak sizi daha da etkileyici bir konuma sokar lafına bitmişti, bayılmıştı Müdür.

Her önüne gelen ilgili ilgisiz çalmasın kapınızı lafını da çok tutmuştu.

Oysa aynı kurumdan emekli eski bir Müdür olan baba dostu, bak evlat demişti, kapın vatandaşa ardına kadar açık olsun. Araya kapılar, masalar, görevliler koyma. Kim seninle vatandaş arasına giriyorsa, bil ki onların niyeti halisane değil. Çevrende etrafında böyle tipleri bulundurma, yanında yer almalarına da fırsat verme.

Müdür, hiç cevap vermeden anlatılanları dinledi. Bu eski baba dostunu severdi. Öptü elini, bana dua et dedi. Emekli Müdür sarıldı içtenlikle, aslanım benim dedi. Sen benden de babandan da daha iyi Müdür olacaksın.

Müdür’ün içinde değişik fırtınalar esiyordu. Örnek aldığı Müdürler ne babası gibiydi ne de ona nasihat eden o yaşlı Müdüre benziyordu.

Ondan önce Müdürlük yapan devre arkadaşı olan Müdürü şehir ve çalışanlar gözyaşlarıyla uğurlamıştı. Devre arkadaşı, Makam kapısını söküp atmış, kapım herkese açık diye ilan etmiş, o şehrin kalbinde taht kurmuştu. Lakin, siyasilerle bozuşunca merkeze alınmıştı.

Yeni Müdür, siyasileri hiç bekletmeyin dedi. Ben her neredeysem arayın beni, dönüp geleyim.

Siyasiler işte dediler Müdür bu. İnsan kıymeti biliyor.

Müdür iyi bir giriş yapmış, siyasilerinde, Mülki Amirin de takdirini kazanmıştı.

Onu o göreve getiren Genel Müdür, “Gözlerinden öperim dedi, senin hakkında çok güzel şeyler duyuyorum. Böyle devam et. Sonuna kadar yanındayım.”

Yardımcıları, Müdürüm dediler, sizin bulunduğunuz makam sıradan bir makam değil. Çekin biraz kendinizi. Ağırdan satın. Herkesle muhatap olmayın. Daha ciddi durun. Yanınıza gelen ona göre gelsin, ona göre çalsın kapınızı. Uygun görürseniz, önce biz karşılayalım, soralım derdi ne? Çözebildiklerimizi çözelim. Bizim çözemediğimiz gelsin size.

Müdür bu yaklaşımı pek sevdi. Yalnız dedi siyasiler hariç. Yardımcıları tabi Müdürüm dediler. Biz sizin o konudaki hassasiyetinizi biliyoruz.

Bir ay kadar sonra vatandaşlar dediler ki, bir Müdür geldi arkadaş, yanına salavatla giriliyor. Yalnızca siyasilerle arası iyi. Adamın yüzü sirke satıyor. Gülmesi yok, tebessüm ettiğini gören yok. Asabi mi asabi. İşi düşen düştüğüne pişman, böyle Müdürlük olmaz. Böyle yaklaşımda. Bağırması, kızması, adamı kolundan yakalayıp kapı önüne koyması da cabası.

Müdür beş-altı ay sonra memleketine geldi. Anası-babası kardeşleri Müdürü sevinçle karşıladılar.

Lakin; O herkesin bildiği, tanıdığı sevdiği, şakalaştığı, görünce boynuna sarıldığı insan gitmiş, yerine bambaşka biri gelmişti.

İnsan evine gelen misafire, kim olursa olsun ne der?

Hoş geldiniz…

Demediyse…Direkt gelip baş köşeye oturduysa…

Nasıl bir hava eser o evde?

Yakın akrabalarından biri, yazık dedi biz Müdür Beyi yanlış tanımışız. Müdürlük bir adamı bu kadar değiştirir mi? Ne olmuş buna böyle herkese tepelerden bakar olmuş!

Yine akrabasından yaşlı bir kadın, Müdürlük gözünü kör etmiş bunun dedi, kendini bulunmaz Hint kumaşı sanıyor. Mağrur olma Padişahım senden büyük Allah var sözünü bir hatırlatan yok mu bu Müdüre? Müdürse Müdür. Biz hoş geldin demeye geldik, onun yüzü, hali tavrı niye geldiniz, kim çağırdı sizi, gelirken haber verdiniz mi, randevu aldınız mı der gibi…

Sonra bir komşusu; eskiden hâl hatır sorardı, arardı dedi.

Neymiş?

Müdürmüş arkadaş! Demek istiyor ki, herkes karşımda el pençe divan dursun, ceketini düğmelesin. Yok artık! Bu ev babanın evi, senin makamın değil!

Müdürlük ne demek?

Liyakat…

Liyakat ne mi?

İncelik, nezaket, taşıdığı görevi mesuliyeti taşıyabilme, sindirebilme hali…

Bunun yanı sıra olgunluk, Güleryüz, diliyle insanları ağırlama ve üzerlerinde hoş bir intiba bırakabilme. İşinin gerektirdiği konuları hakkaniyet çerçevesinde çözebilme.

Baba dostu Müdür dedi ki; evlat bu sen değilsin. Sen vatandaşla, tanıdıkla, akrabayla, eş-dostla arana mesafe koyanlardan olamazsın.

Müdür, denilenleri sadece dinledi, tek kelime cevap dahi vermedi. Sıkıldı, bunaldı, patlamamak için zor tuttu kendini.

Eski Müdür, bu anlayışını değiştir evlat dedi, görüyorum ki, dediklerimin bir tanesi dahi hoşuna gitmedi. Karşımda kazık yutmuş gibi durmandan bildim zaten. Yazıklar olsun!

Müdür hem babasının sessizliğini hem de bu eski baba dostunun sözlerini üst üste koydu. Ölçtü, biçti tarttı. Bir Allahaısmarladık demeden, kaçarcasına çıktı bir sabah baba evinden.

Ertesi gün geldi makamına, ona ulaşmak için sıralanan bütün masaları kaldırttı. Yardımcılarının şaşkın bakışları arasında, açtı makam odasının kapısını ardına kadar.

 

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00