Mevlânâ’nın Gecesi

Erol Sunat

16-12-2024 13:26

O Şeb-i Arus demişti yani düğün gecesi demişti vuslatına…Rabbine kavuştuğu geceydi.

1273 yılının 17 Aralık gecesiydi…O gün onu anmaya, hatırlamaya vesile olan bir gün olarak anıldı ve hatırlandı. Uzunca bir süre o gün, yalnızca ona aitti. Gündüzü de gecesi de…

Biz ne mi yaptık?

O günü dünya çapında ihya edebilecek her türlü imkân elimizdeyken, aldık o günü kendimiz için düğün günü yaptık!

Nasıl mı?

O günü açılışların günü yaparak… O günü tıpkı bir görücüye çıkma gününe döndürerek… O mana yüklü, mistik bir atmosfer yüklü o günü bir şekilde onun elinden aldık. Ona o günün sadece gecesi kaldı…

Kendim ettim kendim buldum derler ya hani, 17 Aralık Konya’nın imtihan gününe döndü.

Gelin beni imtihan edin der gibi bir şey icat etti koca Payitaht. Açılış sendromuna yakalandı.

Alkışlara kandı. Ayakları yerden kesildi.

Ya sonra?

Sis bastı üzüldü…Kömür kokuları doğalgaz kokularını bastırdı verecek cevap bulamadı… Alternatif Şeb-i Arusların gölgesinde kaldı, kahroldu. Mevlânâ’yı üzdükçe incittikçe tökezledi Konya…

Oysa 2007 Mevlânâ yılında dünya kadar söz vermişti! Neler yapacaktı, neler!

Karar alıcılar, önce biz kendi düğünümüzü yapalım. Mevlânâ’da gece yapsın. O düğün başka, bu düğün başka dediler. O günden beridir 17 Aralık gününün gündüzü başka, gecesi başka… Lakin, sürekli üzdüğümüz, kırdığımız, incittiğimiz 17 Aralık gününü elinden almaya devam ettiğimiz Mevlânâ’dan başkası değil…

Şeb-i Arus, öyle bir düğün günü ki, öyle bir vuslat günü ki, öyle bir sevenin sevdiğine kavuştuğu gün ki, işte böyle bir gün sarıp sarmalıyor Konya’yı…

Mevlânâ’nın ömrü, Rabbimizi sevmekle, onun yolunda yürümekle, onu anmakla, onun için yanmakla, onun adını ve sevgisini sohbetlerinde ve derslerinde anlatmakla, kutlu Peygamberimiz Hz. Muhammed’i sevdirmekle geçen bir ömür.

Mevlânâ’nın sözlerinde Rabbinden ve onun kutlu Peygamberinden başka bir şey yoktu. Hiç olmadı…Onda, bu saydıklarımızdan başka bir şeyler arayanlar bunu bir türlü anlamadılar, anlamak istemediler. Hâlâ da anlayabilmiş değiller…

Ne diyordu Mevlânâ;

“Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.”

Bu sözlere bir diyeceği olan var mı?

Madem yok…

Geriye kalbi kırık, hepimizden bizâr olan bir Mevlânâ kalıyor.

17 Aralık Şeb-i Arus… Düğün gecesi…Onun gecesi…

O kim?

Mevlânâ…

Düğün gününü çok uzun bir süredir aldık elinden…Kendimize ait bir gün eyledik…İşi dahada arttırıp toplu açılışları dahi bugüne rast getirdik…Denk düşürdük…

Dükkanımı, fabrikamı, kurumumu Başbakanımız açtı, Cumhurbaşkanımız açtı diye yıllarca övündük…Girdiğimiz kareleri büyütüp, baş köşelere astık.

Anlayacağınız…

Şehrin her tarafında ayrı ayrı düğünler yaptık…Ne düğünler ne düğünlerdi öyle onlar…

Ne mi kalmıştı Mevlânâ’ya?

17 Aralık gecesinden birkaç saat…

Oysa neydi o gün?

Onun günü…Neredeyse zorla elinden almaya kalktığımız bir gün haline de geldi ara-ara…

Şeb-i Arus’lar da çok üzdük Mevlânâ’yı…Çok kırdık…Çok incittik…

Anlayabildik mi?

Keşke…

Diyarı Mevlânâ’da, o günlerde kalabalıklar pek çoktu. Lakin, Mevlânâ yoktu…

Şehrin hafızasını, şehrin ruhunu hep yabana atar, hafife alır çok bilmişler, allameler…

Yarınlarda biri çıkar, “Konya’nın Şeb-i Arus Düğünleri” diye bir şey yazarsa kimse şaşırmasın.

Konya basını ve Konya halkı, düğün gününde, onlarca, bazı yıllar yüzden de fazla kurdele kesmeli açılış düğününe şahit oldu. Konya gibi bir Payitaht bunu unutabilir mi?

Bugün senden başka kimsenin düğün günü değil Mevlânâ, bugün tek bir düğün var, tek bir düğün günü ve gecesi var, o da sana ait diyemedik.

Yanlış yapıyorsunuz diyenleri kimse dinlemedi. Dikkate bile almadı. Kendi düğünleri, asıl düğünün önüne geçsin diye, şehrin cümle açılışı getirildi 17 Aralık gününe tesadüf ettirildi!

Tesadüfün de böylesi derler ya…Sonra o tesadüf kaldı gitti, kalıp gitmesine de şahit oldu Konya…

Yıllar önce bir ağabeyim demişti ki; Konya’ya gelen misafirleri siz çağırmıyorsunuz, o çağırıyor.

O gel demese…

Sizin gel demenizin hükmü olur mu?

Ne demişler?

Düğün var, düğün var…Bu düğün Şeb-i Arus…Anlamı başka, manası başka, yolu çıkar aşka…

Ya diğer düğünler?

O düğünler daha bir başka…Yolu istese de çıkmaz aşka…

Yıllardır iki düğün yaşar, hem 17 Aralık hem Konya. Gündüz düğünleri ve gece düğünü.

Gündüz düğünleri şan peşinde, şöhret peşinde, reklam peşinde, düğün sahibinin adını dağlara taşlara yazdırma peşinde, içi içine sığmaz insanların o beklenti aleminde…

17 Aralık da soğukta olsa, sisli de olsa, karda yağsa, ayazda çıksa yapıldı o düğünler. Akşamda Mevlânâ’nın düğün gecesine gelindi cümbür cemaat…

 

Yarın 17 Aralık 2024 Salı, yeni bir görücüye çıkma günü…Görücüye çıkma günümüzü bir bakıma tescilledik. Neredeyse 17 Aralık, Mevlânâ’ya bırakılamayacak kadar bize lazım havalarındayız.

Açılışların olduğu, yapıldığı gündüz düğünleri bizi o kadar çok sardı, o kadar çok memnun etti ki…Ne bıkmak gibi ne de bugünü Mevlânâ’ya bırakmak gibi bir niyetimiz var.

Gelin, Hz. Peygamberin kutlu izinden yürüyen Mevlânâ’yı daha fazla incitmeyelim!

17 Aralıkları ona zehretmeyelim…

Ona ait, ondan aldığımız ne varsa geri verelim…

Geri verelim ki, yarın huzuru mahşerde, hepimizden davacı olmasın Mevlânâ!

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00