Kemankeş Kızın Hikayesi

Erol Sunat

19-10-2024 03:05

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde yoksul bir adamın güzel kızına, Bey oğlu talip olmuş. Yoksul adam, Beyim demiş, ben haddimi de yerimi yurdumu da bilirim. Benim kızım okuma yazma bilir, akıllıdır, pratiktir, lakin senin konağında ezilir. Biz gerçekten çok yoksuluz. Söyle oğluna, vazgeçsin bu sevdadan. Vazgeçsin benim kızımdan. Bey, başına devlet kuşu kondu haberin yok demiş. Bana dünür olacaksın. Sana dükkân açarım. Konak gibi bir evde oturursun. Bir daha yokluk yüzü görmezsin.

Yoksul adam, kızım demiş, söz senin. Kız, olmaz babam demiş. Bey oğlu, çok kibirli, beni sevdiğinden değil, ona yüz vermediğimden, beni elde edemediğinden üstüme düşüyor. Bey oğluyum diye kimse bana hayır diyemez havasında. Yoksul adam birkaç gün daha oyalamış Beyi ve oğlunu. Bey oğlu binmiş atına, almış yanına adamlarını basmış yoksulun evini. Yoksul adamı öyle bir dövmüşler ki, adamı öldü diye atmışlar evin bahçesine. Kız, hasta anasını da alıp, mahallede izbe bir yere saklanmış. Bey oğlu mahallede esmiş, yağmış, gürlemiş. Önüne kim çıktıysa tokatlamış, tekmelemiş, yumruklamış. Yarına kadar yoksulun kızı ortaya çıkmazsa yakacağım bu mahalleyi demiş.

Bey oğlu ve adamları gittikten sonra kız ve anası evlerine gelmişler. Kocasının bahçede hareketsiz yattığını gören hasta kadın, üzüntüsünden kendini yerden yere atmış ölmüş. Yoksul kendine geldiğinde karısının cansız bedenini görünce kendini kaybetmiş. Şifahaneye kaldırmışlar, birkaç saat sonra o da teslim etmiş ruhunu. Mahalledeki, yaşlı kadınlardan biri, kızım demiş, biraz sonra şehirden hareket edecek bir kervan var. Kendi aramızda biraz akçe topladık.

Kervancının parasını ödedik. Yüzünü gözünü iyice sar, kervancı başı seni almadan şehirden çıkmayacak. Haydi uğurlar olsun. Rabbim seni korusun. Kız koşarcasına, kervanın olduğu yere gelmiş. Kervancı başını bulmuş. Kervancı başı tamam kızım demiş bende seni bekliyordum. Kervan şehirden çıkmış, başlamış hanlardan, kervansaraylardan şehirlerden geçmeye. Bir ay kadar yol gittikten sonra, büyük bir şehre gelmişler. Kervancı başı, gel kızım demiş, almış kızı bir hana götürmüş.

Hancı demiş. Bu kız benim yeğenimdir. Önce Allah’a, sonra sana emanettir. Burada sana yardımcı olsun. Ona yatacak yer ver. Çalışması karşılığında ücretini de ihmal etme. Bu şehre her gelişimde yeğenimi görmek isterim. Göremezsem, nahoş bir şey olursa senden bilirim. Hancı yerlere kadar eğilmiş. Kervancı başı gittikten sonra. Aş pişirebilir misin demiş. Kız evet deyince, hanın mutfağında başlamış aş pişirmeye. Kısa sürede hana gelenlerin memnuniyeti artmış. Yoksul kız, hancının eli ayağı olmuş. Lakin hancının karısı, kızın güzelliğini görünce, içine kıskançlık çökmüş.

Hancıya bu kızın demiş isteyeni falan yok mu, ver birine gitsin. Hancı ne dediyse olmamış. Kadın, han babamın demiş, o kız bu handan gidecek. Hancı, kızı çağırıp, bir kese akçe verdikten sonra, bugün bu handan ayrılıyorsun demiş. Sana bu şehirde bir iş bulmak isterdim. Ancak, duyarlar, görürler, dedikodu çıkarırlar. Var git yoluna. Kız nereye gittiğini sormadan katılmış bir kervana. Kervan dağ başında bir handa mola vermiş. Kız yaşlı hancıya, ben demiş uzun süre bir handa aş pişirdim. Gördüğüm kadarıyla burada her şeye yetişmeye çalışırsın. Bana yatacak bir yer ver. Karnım doysun, para kazanırsan birkaç akçe verirsin. Yok dersen onu da istemem. Yaşlı hancı. hemen başla o zaman demiş.

Kız sıvamış kolları, başlamış aş pişirmeye. Sonrasında, hanın yemekleri dilden dile gezmeye başlamış. Hancı soranlara merak edenlere, bu kız benim uzun yıllardır görmediğim kızım demiş. Anası ölünce çıktı bir gece geldi yanıma diye anlatınca, inanmayan kalmamış. Hancının güzelliği dillere destan, güzel aş pişiren kızı diye kervanlar gittikleri her yerde anmaya, anlatmaya başlamışlar. Talipleri çokmuş. Kız hiç kimseye dönüp bakmıyormuş. Gözlerinin önünden ölen ana ve babasının hali gitmiyormuş bir de Bey oğlunun yaptıkları. Hanın depo gibi kullanılan odasında eski bir yay, bir sadak dolusu ok bulmuş.

Birkaç ok talimi yapmaya çalışmış. Yaşlı Hancı, öğrenmeye niyetli misin diye sormuş. Evet cevabını alınca, kıza okçulukta ne hüneri varsa göstermeye başlamış. Bir sene sonra, kız hareketli hedefleri dahi kolaylıkla vurmaya, ava çıkmaya, av hayvanları avlamaya başlamış. Yaşlı Hancı, bana demiş Kemankeş derler yani okçu. Yanında savaştan savaşa koştuğum Sultanım ölünce bıraktım okumu yayımı. Babamdan kalan bu hana çekildim. Bir kızı çok sevdim, bana varmadı. Sonra da savaşmaktan evlenmeye vaktim olmadı. Benim demiş yetiştirdiğim ilk ve son öğrencimsin. Bu yay bana Sultanımızın hediyesiydi. Bundan sonra senin. Aradan bir sene daha geçmiş.

Yaşlı Hancıyı şifahaneye kaldırmışlar. Kız yanı başındaymış. Hancı, sana demiş herkes Kemankeşin kızı diyor. Neyim var, neyim yok bundan gayrı senin. Hanı sat. Atına atla, Payitahta var. Sana verdiğim adresteki adamı bul, o konak da senin demiş yummuş gözlerini. Kemankeş kız, hanı satmış, atına atlamış, tutmuş Payitahtın yolunu. On gün kadar sonra Payitahta gelmiş. Sormuş soruşturmuş. Büyükçe bir konağı tarif etmişler. Kız, öğleye doğru, çalmış konağın kapısını. Kız kapıyı açana, elindeki vesikada yazan ismi sormuş. Kapıyı açan, seni çok bekledi demiş, lakin dün gece öldü.

Oğlu burada, onunla görüş demiş almışlar kızı içeri. Kız geniş avluyu geçtikten sonra, saraya benzeyen konağın salonuna gelmiş. Genç bir adam, gel bakalım hancının kızı demiş. Konağı almaya geldin amma, çok beklersin. Kız sessiz kalmış. Genç adam, babam demiş bu konağı sana verecekti. Geç kaldın. Dün öldü. Konak bana kaldı. Kız, sen bilirsin demiş. Bende hakkımı ararım. Burası Payitaht demiş genç adam. Sultana gidecek halin yok ya…

Kız, çıkmış konaktan, doğruca saraya varmış. Saray kapısında sende kimsin demişler. Tartışırlarken, bir Bey gelmiş kapıya, kızın yayını görünce, açın kapıyı demiş. Bu kız Kemankeşin kızı. Bey, kızı almış, Sultanın huzuruna çıkarmış. Sultan, ben demiş Kemankeşi tanırdım, demek öldü ha. Hayırdır seni buraya ne getirdi? Kız elindeki vesikayı göstermiş. Sultan, Kemankeşin kızı demiş, Kemankeş babam Sultana ve memlekete büyük hizmetler etti. Onun kızı, bizim de kızımızdır. Çağırmış o konağa el koyanı. Konağı ondan alıp kıza teslim etmiş. Sonra dönmüş adama, sen demiş adam olsan, babanın vasiyetine uyardın. Atın bunu zindana. Atmışlar adamı zindana.

Bir ay kadar sonra, Sultanın huzurunda, ok atma yarışları yapılmış. Kız o yarışlarda birinci olunca, Sultan sen demiş benim muhafızlarımdan ol. Savaşlarda çevremden ayrılma. Kız, birkaç savaşta, öyle başarı göstermiş ki, Sultanın yanına yaklaşanı saf dışı etmiş. Kemankeşin kızı yaman ok atıyor demişler. Onun yayından fırlayan okların hedefini şaşırdığı görülmemiştir diye öyle bir anlatılmış ki, efsane gibi anlatılır olmuş. Payitahtta onu tanımayan ve sevmeyen yokmuş.

Kemankeşin kızı olarak anılan kız pazar yerinde dolaşırken, biri kolundan tutmuş. Buldum seni yoksulun kızı demiş, sen o benim elimden kaçan yoksulun kızısın. Beni tanıyamadın değil mi, ben Bey oğlu. Bey öldü, onun yerine Bey oldum. Artık elimden kaçamazsın. Bakalım seni elimden kim alacak? Kız çevik bir hareketle Beyin elinden kurtulmuş, yayına bir ok yerleştirmiş. Bey, efsane olsan kaç yazar demiş, sen şimdi beni o okla mı vuracaksın?

O ok yaydan fırlar da bana isabet ederse kellen gider yoksul kız. Pazardan bir esnaf, Bey demiş, o kız Sultanın Muhafızlarından, bugüne kadar attığı hiçbir ok boşa gitmedi, istersen bir daha düşün. Attığı ok seni bulursa, bir daha iflah olmazsın. Yazık olur sana. Bey sende kimsin demiş, pazarcıyı, itmiş yere, yetmemiş sille tokat girişmiş. Bir ok havada uçmuş, pazarcıya kalkan eline saplanmış. Ne oluyor diye döndüğünde ikinci ok diğer eline isabet etmiş. Adamları kılıçlarını çektiğinde, Sultanın muhafızları hepsini yakalamışlar. Sultan, Beyi ve kızı huzuruna çağırmış. Kız olan biteni, ana ve babasının nasıl öldüğünü tafsilatıyla anlatmış. Sultan, atın şu Bey bozuntusunu zindana demiş. Beyliğini de aldım. O şehre de seni Bey olarak veriyorum Kemankeşin kızı.

Kız, varmış yıllar önce kaçıp gittiği şehrine. Bey olunca, kapılarını açmayanlar, başın sağ olsun demeyenler, ben senin akrabanım diye koşup gelmişler Bey konağına. Kız, hepsini kovdurmuş, yalnızca onu tehlikelerden kurtaran kadını buldurmuş. Ana demiş, bu şehirde tek tanıdığım, tek akrabam sensin. Konağın bir odasına yerleştirmiş yaşlı kadını.

Aradan bir sene kadar geçmiş. Şehre, Şehzade çıkmış gelmiş. Bey konağında, Bey olan Kemankeş kızla görüşmüşler. Şehzade bu görüşmenin akabinde, ayrılmış gitmiş şehirden.

Anlatırlar ki; Kemankeş kız, Beylikten Payitahta gelin olarak gitmiş. Savaşlarda, Şehzadeyle omuz omuza birçok savaşa girmiş. Şehzade kızı sevmiş, kızda Şehzadeyi. Sonunda Sultan babasını ikna eden Şehzade, varmış kıza onunla evlenmek istediğini söylemiş. Sultan ölünce, Şehzade Sultan olmuş, Kemankeş kız da Memleketin Ecesi. Yoksul bir kızın Ece olmasının hikayesi ise Kemankeş kızın hikayesi olarak anlatılmış durmuş…

Şehir şehire, Kemankeş kemankeşe, yoksul yoksula, Sultan Sultana, ana anaya, baba babaya, Bey oğlu Bey oğluna, Kervancı başı Kervancı başına, han hana, hancı hancıya, ahali ahaliye benzer…

Bir kıssadır anlatılan. Her kıssadan bir hisse alına denmiştir. Bu hikâyede, anlatılanlarla bir benzerlik var ise, tamamen tesadüften ibarettir. Ne kimse gönül koya ne de alınganlık göstere…

Sürçü lisan eylediysek affola…

Bir daha ki sefere daha güzel bir hikâye anlatırız inşallah…

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00