Karman Çorman

Erol Sunat

26-02-2026 01:46

Rahmetli Erkin Koray, “Gün ola harman ola” şarkısında diyor ki;

“Gün ola harman ola… / Sabır ola sarman ola…”

“Karman ola çorman ola… / Derman ola ferman ola…”

Bu şarkıda bahse konu olan “karman çorman” tabiri; çok karışık ve düzensiz, karmakarışık demek…

Altüst olma hali demek…

Karman çorman içinde olduğumuz, bulunduğumuz hal gibi…

Fena karışık…

Âşığın, “Boz bulanık sele döndüm, düzen tutmaz tele döndüm” dediği gibi bir karışıklığın anlatılmaz yaşanır hali…

Derman ola denmiş amma…

O derman muallakta…

Kim ola?

Kim gele?

Kim bile?

Kim ağlaya kim güle?

Sonra ferman ola var…

Olsa ferman, karman çorman ne varsa silecek kaldıracak ortadan…

Ferman yok…

Harman yok…

Toy yok, düğün yok…

“Ellerim böyle boş, boş mu kalacaktı…” diye bir şarkı duydunuz mu hiç?

Duyamazsınız… Şarkıların da hali ahvali karman çorman çünkü…

Kafamız karman çorman…

Baş ağrımız geçmez, takıntımız bitmez…

Konuşulanlar karman çorman…

Onca güzel laf biliriz demeyiz, vara yoğa küfrederiz…

Anlatılanlar karman çorman…

Masal biliriz, hikâye biliriz; tevatürden, dedikodudan vazgeçemeyiz…

Hayat karman çorman…

“Hayat harcadın beni” şarkısını söyleyenler, “Ağlama değmez hayat” diyenler atmışlar kendilerini sokaklara; o sokak senin bu sokak benim dolaşmadalar…

Çözüm adına her ne varsa karman çorman…

Çözüm bekleyen o kadar çok şey var ki, çözüm çözümsüzlükten yollarda kaldı, bekleyenler derinlere daldı…

Söylentiler karman çorman…

Bize o kadar çok söz verildi ki, o kadar çok şey söylendi ki; “kader böyle imiş ne söylesem boş” diyenlere döndük…

Değil bir ayı, bir haftayı bile nasıl çıkaracağını bilmeyen cebimiz cüzdanımız karman çorman…

Biz sadece feleğe küsmedik; pazara küstük, çarşıya küstük, uzaklardan bakakaldığımız her ne varsa küstük, gönül koyduk…

Dilimiz karman çorman…

Engerek yılanı yanımızda masum kalmış; hakaret, sataşma, nefret olup kapımızı çalmış…

Kalbimiz karman çorman…

Hani şair “Ne sevdiğin belli ne sevmediğin” demiş ya, darmaduman olmuş haberi yok…

Halimiz karman çorman…

Feleğimiz şaşmış, dert başımızdan aşmış, efkârımız sel misali taşmış…

Karman çorman kavramının bir başka anlamı da altüst olmak…

Altüst olan ne yapar?

Nereye koşar?

Nereye sapar?

Atar kendini bir çıkmaz sokağa…

Çarpar hiç bilmediği bir duvara…

Bir bakarsınız kafa gözden olur…

Kaş yarılır, göz berelenir.

Kol kanat kırılır…

Düşen düştüğü yerde kalır gider.

Kalk diyen olmaz…

Dayan diyen olmaz…

Yettim, yetiştim diyen olmaz…

Tut elimi diyen olmaz…

Belli ki bu feryatları bir duyan olmaz…

“İp üstünde kaderimiz / Yürüyoruz hep çaresiz” demiş rahmetli Erkin Koray…

Çaresiz yürümek, olabilecek yürüyüşlerin anlatılması en zor olanı.

Nasıl anlatacaksınız çaresizliği?

Yazıya dökülmesi zor…

Dile gelmesi daha da zor…

Hele bir de görüp de duyup da bakıp da anlamayanlar, anlamak istemeyenler varsa…

Güvendiğiniz dağlara hiç beklemediğiniz bir anda kar yağması ne demektir bilir misiniz?

Ne bilsin o anları yaşamayanlar?

Ne bilsin tenceresi boş olmakla tanışık olmayanlar, ne bilsin mutfağı çaresizliğe tek bir gün bile bürünmemiş olanlar…

Ne bilsinler, nereden bilsinler?

Çaresizliğe çare bulmak…

Çare olmak…

Çözümlemek denen açmazın etrafında nafile turlar atmak gibi…

Çare, çare aratır havalarda…

Çare onulmaz bir yâre…

Çare kendine bile faydası olmayan bir biçare…

Gerisi, “kim düşürdü beni dara” denen, bir kucak dolusu eyvah…

Bir yanda aç kalkılan sofralar…

Bir yanda doymak bilmeyenlerin kalkamadığı, kalkmayı uzattıkça uzattığı, sağında solunda neler olup bittiğine aldırmadığı sofralar…

Ne diyorlar?

Kıyamet kopacak mı?

Ne zaman kopar?

Kıyametin akıbetini sormaya gerek var mı?

Kıyamet çoktan kopmuş…

Bazılarımıza göre tuz kokmuş…

Kimi “bırakın kopsun kıyamet” derken…

Kimi, kıyamet falan kopmaz iddiasında…

Kıyameti koparırım diye bas bas bağıranlar,

Kıyamet üstüne neler demediler neler…

“Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar” diyen atalarımızı bari Ramazan’da hatırlayabilseydik.

En azından “ben ne yapıyorum” der miydik?

İftar sofraları noktasında ifrata kaçan yaklaşımlardan kendimizi kurtarmak gibi bir düşüncemiz var mı?

Ramazan sadece iftardan mı ibaret?

Fakirin ekmek alamadığı, alacak para bulamadığı, ayakta duramadığı o günlerdeyiz.

Üstelik Ramazan ayındayız…

Dağınık, karmaşık, karmakarışık özetle karman çorman bir hal üzereyiz…

Ne diyordu hocalarımız?

Ramazan ayında durumunuz elveriyorsa, fakir ve yoksul olan bir oruçluyu doyurun.

Allah rızası için, bir oruçlunun karnını doyurmanın güzelliğini yaşayın…

Biz ne yapıyoruz?

Ne yaptığımız meydanda…

Bazı konularda yanlış yapılıyor denildiği an, hemen elimizi taşın altına koymaya niyetleniveririz.

“Elimi taşın altına koymaya hazırım” benzeri kelamlar havalarda uçuşur.

Durun, durun…

İşler daha da karman çorman olmadan, bırakın işin edebiyat faslını…

Elinizi taşın altına koymayın…

İşin içine böyle bir muhabbet girdi mi, mesele bir sonraki Ramazan’a kadar ötelenebiliyor.

Siz en iyisi mi?

Elinizi cebinize atın…

Atın ki…

Yüzü gülsün fakirin fukaranın, garibin gurebanın…

Bazılarının eli titriyormuş diye anlatanlar var…

İyi hoş da…

Ramazan’da cebinizde akrebin ne işi var?

On bir ay ceplerden eksilmeyen akrep, ha bir ay da fazla mesai yapmasın; tatile gitsin, izin yapsın mesela…

DİĞER YAZILARI Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00