İlteriş

Erol Sunat

26-10-2026 15:50

 

Yedinci yüzyılda, Göktürkleri ikinci kez tarih sahnesine çıkararak esir Türk milletini hürriyetine kavuşturan, esaretine son veren o kağanın adıdır İlteriş…

Devletini derleyen toparlayan, dağılmış Türk boylarını bir araya getiren, bir bayrak altında toplayan kutlu bir isimdir İlteriş…

Kardeşi Kapağan Kağan, oğulları Bilge Kağan ve Kültigin onun yolundan yürümüşler; yeniden ayağa kalkan Göktürkler Çin’in öylesine korkulu rüyası oldu ki…

Çin şaşırdı, panikledi, eli ayağına dolaştı; ne yalanları kâr etti ne altını ne ipeği…

İlteriş tam 47 sefer yaptı on senede. Yirmisine bizzat kendi katıldı.

Çin sindi, korktu, ürktü, titredi, kendine gelemedi, dağıldı; Türk akınları karşısında tel tel döküldü, şehirleri ve orduları teslim oldu, imparatorları kaçabildiği kadar uzaklara kaçtı; Çin kabuğuna öyle bir çekildi ki kolay kolay kendine gelip toparlanamadı.

Asya bozkırları, İlteriş’i beklemişti…

Hasretle, ümitle ve dört gözle…

Ve İlteriş çıktı geldi zalimlerin, zulmedenlerin üzerine bir kâbus gibi çökmeye…

552 yılında Bumin Kağan tarafından kurulan Göktürkler, Türk adı taşıyan ilk Türk devleti olarak tarih sahnesine çıkmıştı.

Bumin Kağan ve kardeşi İstemi Kağan dönemleri, Göktürklerin Asya’nın hâkimi olduğu dönemlerdi.

Göktürkler 545-580 yılları arasında, kısa bir zamanda İç Asya’yı bir baştan bir başa fethetmiş ve Doğu Avrupa’ya kadar uzanan büyük bir devlet kurmuşlardı.

582 yılında Doğu Göktürkler ve Batı Göktürkler olarak ikiye ayrılan Göktürklerden Doğu Göktürkler 630 yılında, Batı Göktürkler ise 659 yılında Çin hâkimiyetine girmişti.

630 yılında başlamıştı Doğu Göktürklerin esareti…

Elli küsur sene kadar sürdü…

O yılları anlatan Türkçe kitabelerde şöyle diyordu:

“Türk halkı böyle demiş: Devleti olan millet idim. Devletim şimdi hani?”

630 yılında Yinshan Muharebesi’nde Çinlilerle yapılan savaşı kaybederek esir düşen İl ya da İllig Kağan, acısından ve mateminden 634 yılında ölmüştü.

Devletin tarihinde yarım asır sürecek olan kesintiyi Göktürk kitabeleri şöyle anlatmaktaydı:

“Çin milletine, beylik erkek çocuğun kul oldu… Hanımlık kız çocuğun cariye oldu… Çin’deki Türk beyleri, Türk adını atıp Çin Kağan’ına tâbi olmuş, elli yıl iş ve güç vermişti.”

Çin esaretinden kurtulmak için yapılan başkaldırıların en önemlisi, Göktürk hanedanına mensup olan Kürşad’ın Çin İmparatorluk Sarayı’nı basma girişimiydi.

19 Mayıs 639’da o güne kadar görülmemiş şiddetli bir yağmur altında gerçekleştirilen baskında Çin İmparatoru Tai Tsung esir alınacak, imparator karşılığında yurtları ve sarayda tutsak olan Göktürk ileri gelenleri istenecekti.

Çin Saray Baskını, 7. yüzyılda Göktürkler tarafından gerçekleştirilen bir isyan hareketi olarak tarihe geçti.

Kürşad ve 40 yiğidi bu baskında hayatlarını kaybetseler de Türk milletinin hiçbir zaman esarete boyun eğmeyeceğinin, buldukları her fırsatta hürriyetleri için ölümüne mücadele edeceklerinin eşine az rastlanan bir destanıydı.

Rahmetli Hüseyin Nihal Atsız, “Bozkurtların Ölümü” ismini taşıyan eserinde Kürşad’ı ve kırk yiğidini öyle anlatmıştı ki okur ne Kürşad’ı ne Binbaşı Böğü Alp’i unutabildi ne Yüzbaşı Yamtar’ı ne de o destana adını veren yiğitlerin her birini…

Kürşat ve yiğitlerinin isimlerini verenler oldu evlatlarına. Kürşat’la başladı o isimler; Sungur’la, Yağmur’la, Kutan’la devam etti.

Esaret yıllarının üzerinden yarım asır geçmişti.

Tarih 682 yılını gösteriyordu.

Göktürklerin başına geçen İlteriş, yeni bir diriliş hareketinin kahramanı olarak hürriyete susayan Türk milletini esaretten kurtarıp Göktürkleri ayağa kaldırdı. Ötüken merkezli bir devlet kurdu.

Çin öyle bir durduruldu ki kımıldayamayacak hâle geldi… İlteriş, kardeşi Kapağan, İlteriş’in oğulları Bilge Kağan ve kardeşi yiğitler yiğidi Kültigin tıpkı bir fırtına misali estiler Çin’e karşı…

Bilge Kağan’ın Veziri Tonyukuk, Türk tarihinde bilinen ilk vezirdi. Onun bilgeliği, devlet adamlığı, şahsiyeti ve duruşu kendinden sonra gelen bütün vezirlere örnek teşkil etti.

Bilge Tonyukuk, İlteriş’le hürriyete ilk yürüyenlerden ve onun yanında yer alanlardandı. O devlette Apa Tarkan’dı; yani devlet idaresinde başdanışman. Sonra İlteriş’in kardeşi Kapağan Kağan’ın yanındaydı, en sonra da Bilge Kağan’ın yanında.

720-725 yılları arasında, adına Orhun Abideleri denilen abidelerin ilki Bilge Tonyukuk tarafından dikilmişti. Bu abidede Bilge Tonyukuk’un; İlteriş ve Kapağan kağanları kendi eliyle tahta oturttuğunu, onların zamanında devletin devlet, milletin de millet olduğunu anlatan satırları dünden bugüne çok şey anlatır.

Bilge Tonyukuk, yaşadığı dönemin tartışmasız en tecrübeli devlet adamıydı. Allah’ın nasip ettiği uzun bir ömürle Türk kağanlarının Zümrüdüanka’sı oldu. Devlet ve Türk milleti Bilge Tonyukuk’a emanetti.

İlteriş, toparlayan birleştiren demekti. 681’de Göktürklerin başına geçti. Türk milleti birleşti, kenetlendi etrafında.

Milattan sonra altı yüz seksen ikiydi; 630 senesi itibarıyla elli iki sene olmuş, çile bitmiş, diriliş başlamıştı; hem de ne başlamak…

O sene kağan olarak, on yedi yiğitle yola düştü Türk’ün o en mümtaz eri…

Yiğitler yiğidi İlteriş’i…

İlteriş…

Ne kibir vardı onda ne gösteriş…

İlteriş…

Türk tarihine Göktürkçe bir giriş…

İlteriş…

Kırk yedi seferle Çin’e esaslı bir ders veriş…

İlteriş…

Onunla başladı o kutlu diriliş…

O yürüdü, ardından toplanıp geldi Türk milleti…

Kut onda dediler…

Ona “Kutluk” dediler…

Kurduğu devlet Göktürklerin yeniden ihyası da olsa, devletinin adına Kutluk Devleti diyen tarihçiler de oldu.

Ona İlteriş Kutluk Kağan diyenler de…

İlteriş’in vefatından sonra oğulları küçük yaşlarda olduğundan yerine kardeşi Kapağan Kağan geçti. Kapağan Kağan, Türk tarihinin gördüğü en büyük stratejist ve fatih kağanlardan biriydi.

24 yıllık hükümdarlıktan sonra yeğenlerinden Bilge ve Kültigin’den büyük olan Bilge Kağan tahta oturdu. Kardeşi Kültigin savaş meydanlarında bir efsane savaşçıydı. İki kardeşin devlet yönetimindeki uyumu ve birbirlerine verdiği destek, babalarından ve amcalarından devraldıkları devleti dimdik ayakta tuttu.

Kültigin Abidesi’nde İlteriş’ten şöyle bahsedilir:

“Türk yok olmaya varır imiş. Üstte Türk göğü, Türk kutlu yerini, suyunu anca düzen etmiş. Türk boyları yok olmasın diye, boylar olsun diye babam İlteriş Kağan’ı, anam İlbilge Hatun’u Tanrı tepesinde tutup yukarı hızlı yükseltmiş gerçekten. Babam Kağan on yedi askeri ile yola çıkmış. “Dışarı yürüyor” diye söz işitip kentteki katılmış, dağdaki inmiş. Dirilip toplanıp yetmiş asker olmuş. Tanrı güç verdiği için babam Kağanın eri börü gibi imiş, düşmanı da koyun gibi imiş. Doğu’yu Batı’yı ordusuyla derlemiş toparlamış.”

İlteriş’in esarete ve işgale karşı verdiği mücadele, ondan yaklaşık bin iki yüz otuz küsur sene sonra Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’da Türk milletiyle verdiği mücadeleyle büyük benzerlikler gösterir.

Bir kurtarıcı bekleyen, çaresiz, umutsuz, moralsiz Türk milletini birleştiren ve Çin’e karşı yürüyen İlteriş neyse, yedi düvele karşı yürüyen ve karşı koyan Gazi Mustafa Kemal Paşa aynıdır.

Kürşat ve kırk yiğidinin mücadelesi ise Türk milletinin yolunu aydınlatmaya devam eden bir meşale olarak hiç sönmeden yanmaya devam ediyor.

DİĞER YAZILARI Bu Hikâye Uzun Bu Hikâye Derin 01-01-1970 03:00 Göze mi Geldik? 01-01-1970 03:00 Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00