Hayırlı Bayramlar

Erol Sunat

21-03-2026 17:21

O’nun rızasını kazanmak için tutulan oruçların, O’nun rızasını kazanmak için varılan secdelerin, O’nun rızasını kazanmak için açılan ellerin, O’nun rızasını kazanmak için dökülen gözyaşlarının mükafatıdır bayram.

Bayrama kavuşmak, bayrama yetişmek, bayrama ulaşmak nasiptir-kısmettir anlayana…

Bayram kavramının öyle derin bir manası, öyle engin bir hoşgörü dairesi var ki; ne diller anlatabilir ne kalemler yazabilir.

Bayramda küslerin, dargınların, kırgınların barışması, barıştırılması, aralarının bulunması ne hoştur ne kadar güzeldir.

Rabbimiz, “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulun!” (Hucurât Suresi, 10) diye buyurmuyor mu?

Bayram karamsar bulutların dağılmasıdır.

Bayramlar sevinç günleridir.

Bir araya gelme günleridir; açık arama, eleştirme, el becerilerini yarıştırma günleri değildir.

Varsın böreğin altı yanmış olsun, varsın baklava hamur kalmış olsun.

Bayram hoşgörüdür, anlayıştır; birbirimize üstünlük taslama günleri değildir.

Bayram, misafir olunan ev halkını özellikle ikramlar üzerinden sorgu suale çekmek, arkalarından “şöyle olmuş, böyle olmuş” diye çekiştirmek de değildir…

Bayram kalp kırmak değil, kırılan kalplerin imarıdır.

Bayram insanları germek değil, gergin ortamlara sükûnet ve huzur getirmektir.

Bir zamanlar, bayram kavramına tatili karıştırmaktan şikayetçiydik.

“Bayramın yanında tatilin ne işi var?” diye çok konuşuldu, çok yazıldı.

Sonunda “bayram tatili” diye bir kavram ortaya çıktı.

Bayram tatil demek değildi elbet…

Lakin kavram eğildi, büküldü, güncellendi.

Sonunda bayrama tatil yakıştırması yapanlar, bu işten oldukça kârlı çıktılar.

“Bayramda nereye gidiyorsunuz?” benzeri sloganlarla, medyadan alınan allı pullu desteklerle kapılar ardına kadar açıldı…

İş döndü dolaştı, bayram demek tatil demek gibi bir şey ortaya çıktı…

Sonrası, bayramlarda bir yerlere kendini atan atana…

 

Hele süre dokuz güne kadar çıkmışsa…

Hangi bayram sorsak “Yoklar” denilenler ne mi diyorlardı?

“Çok sıkıldık, çok bunaldık; bir değişiklik yapalım dedik, kötü mü ettik?”

Evlerde bayram öncesi “bayram havası esti” derler ya…

“Tatil bir başka arkadaş” demeye başladı insanlar…

“Atıyoruz kendimizi sahillere; deniz, güneş, gece mehtabı, açık büfe, karışan girişen yok…”

“Kim geldi, kim gitti diye saymak yok…”

“Bayramlık ne aldınız?” diye sağı solu karıştıran akrabalar yok…

“Baklavayı siz mi yaptınız, hazır mı aldınız, nereden aldınız, kaça aldınız?” diye münasebetsiz sorulara muhatap olmak yok…

Ne ikram ederseniz edin…

Yetmiyor!

İllaki soracaklar…

Deşecekler…

Antep baklavası ikram etseniz yine atıp tutacaklar, kulp takacaklar…

Bir alemdir bizim bayramlar, hele ki bayram ziyaretleri.

Bayram ziyaretlerine ne diye gidilir?

“Bayramlaşmak için” diye söze başlanır başlanmasına da…

Meselenin özü başka aslında.

“Ne ikram edildi?” faslı üzerine destan yazabilirsiniz.

Ardından “Üzerlerinde ne vardı?”, “Evde neler değişmiş?” meselesine kadar zengin bir saha…

Her neyse…

Malum, eskilerde ev baklavası meşhurdu.

Hazır baklava alanlara insanlar demediğini bırakmazdı.

Evlerde açılan baklavalar da eleştiri yağmuruna maruz kalırdı.

“Cevizini az koymuş yine”, “Şerbetini beğenmedim”, “Şöyle çıtır çıtır bir baklava olmalıydı.”

 

“Bu kızın bir anası vardı, rahmetli öyle bir baklava açardı ki, yeminle onun gibi baklava yapana daha rastlamadık.”

“Bunlar kime çekmiş bilmem.”

“İkram ettiği şekerleri gördün mü?”

“Sıradan kağıtlı şeker; içine biraz da çikolata falan alamazlar mıydı?”

“İnsan bayram diye azıcık özenir; yok yoksun da değiller amma, elleri sıkı…”

Bir de senin, benim ne ikram ettiğimizi sayar döker karısı, hele o çok bilmiş kızları.

“Büyüyünce ne olur o çocuk?”

“Daha şimdiden başlamış eleştiriye; bağıra bağıra ‘Şurası olmamış, burasını beğenmedim’ diye konuşuyor patavatsız; ha, bir ‘sus’ deyin…”

Bayram, akrabalar arasında geçen çok daha zengin dedikodulara sahiptir.

“Kız abla, senin gelin baklava açmasını bilmez mi?”

“Niye bilmesin canım…”

“Bu yıl da kalburabastı yapmış da…”

“İşiniz gücünüz yok da benim gelini mi takip edersiniz?”

“Sen önce misafir gelmesin diye arife sabahında sahile kapağı atan ablana bak.”

“Son beş yıldır ablanı görebilene aşk olsun.”

“Sarmayı kim yaptı?”

“Yengem…”

“Ya su böreğini?”

“Eltim…”

“Baklavayı kim açtı?”

“Kaynanam…”

“Sen ne yaptın?”

“Ben de elimden ne geliyorsa yardım ettim…”

Bu anlatım sonrasında…

Yandı gelin…

Anası, ablası, bacıları… Ta sülalesine varıncaya kadar kim ne biliyorsa dökülür ortaya…

Neydi bugün?

Bayram.

Ne yaptık?

Bayramlaştık…

Dünya kadar eksik, kusur aradık; saydık, döktük; yalandan “Elinize sağlık, pek güzel olmuş” diye övdük…

Sorgulamalar yolda başladı…

“Nasıl buldun sarmayı?”

“Baklava nasıldı, hazır mıydı?”

“Hadi canım…”

“Şu yeni açılan baklavacılardan almışlar, baklava tepsisinden bildim.”

“Hayret, o kalabalıkta nasıl gördün?”

“Şöyle mutfağa bir göz attım, göreceğimi gördüm.”

“Yeminle senden korkulur…”

Bayramlaşmaya diye gidenler, bayram süresince kaç haneye misafir oldularsa o kadar çok konuşacak malzeme toplanır.

“Birkaç ay konuşurlar artık” da denebilir mi? Neden olmasın?

Sonra da sorarız…

“İyi hoş da biz neden böyleyiz?”

Ramazan’dan daha yeni çıkmadık mı?

Dilimiz şişti herhalde…

Bayram bir zenginliktir.

Bayram hoş bir sevinç, bayram göz aydınlığı, bayram muştuların en güzeli.

Bayrama ermek, bayrama çıkmak, bayrama yetişmek apayrı bir nimet.

“Bayram ağzı” demişiz, “Bayram önü” demişiz, “Bayramın arifesi” demişiz.

Bu bayram zor bir bayram…

Hayat şartlarının bunalttığı günlerde geldi.

Bayram sevinci çağrıştırsa da, gülmeyi unutan insanlar nasıl gülecek?

Bayramın şekeri pahalı, kolonyası pahalı, çikolatasının yanına yaklaşılacak gibi değil.

Bayram en sıkıntılı günlerimizde geldi.

“Bayrama eriştik erişmesine de” dedi insanlar, “Bayrama yine parasız, pulsuz giriyoruz.”

Üç kuruş para…

Neye yetecek?

Daha çarşının pazarın yarısına gelmeden bitiverecek…

Sonrası güler misin, ağlar mısın?

Bayram bize kutlu gün oldu hep.

Hele ki bu bayram Ramazan Bayramıysa…

Ramazan on bir ayın sultanı.

Her günü ayrı ayrı zenginliklere açılan bir kapı.

Bayram için büyüklerimiz, “Bir değil, kırk değil, bin kapıya bedel” derlerdi.

Bayram gelince bırakın sızlanmayı, bırakın bahanelerin arkasına saklanmayı, bırakın mazeretler üretip geri durmayı.

Bayramı fırsat bilin…

Ulaşamadığınıza ulaşın, barışamadığınızla barışın.

İncittiğiniz varsa alın gönlünü; kırdığınız kalplerden varın özür dileyin.

Özür dilemek erdemdir, insanlığınıza insanlık katar, sizi yüceltir.

Affetmek, Rabbimizden bize bir nişanedir; çünkü affedenlerin ve bağışlayanların en yücesi O’dur.

Sevdiklerinizle ve sizi sevenlerle birlikte barış dolu, huzur dolu, mutluluk dolu bir bayram geçirmeniz dileğiyle…

Hayırlı bayramlar…

DİĞER YAZILARI Göze mi Geldik? 01-01-1970 03:00 Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00