Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle

Erol Sunat

02-06-2023 13:09

Günümüz, dil ve kalbin birbirini tutmadığı sözlerin söylendiği bir zaman dilimine şahitlik ediyor. Dilinizle söylediğinizi, kalbinizle de söyleyebilir misiniz? Ne kadar söylersiniz? Ne kadarını söylersiniz?

Dil kalbe, kalp dile uyarsa ne olur? Dünya bir başka, bambaşka olur, umut çiçekleri açar. Huzur, mutluluk, sükûnet kaplar her yeri…Hoşgörü hâkim olur, barış hakim olur yaşadığımız dünyaya…

Yüzler güler, eller dostça uzanır, sevgiye. Dünya sözde değil, gerçek anlamda güllük gülistanlık olur.

Doğruların, dürüstlerin, düzgün insanların dedikleri tutulur, kabul görür, dikkate alınır, haya baş tacı edilir. Hak yerini bulur. Adalet kendiliğinden tesis olur. Düzene çekidüzen verme iddiaları, söylentileri mahcubiyet duygusundan saklanacak yer arar. Yalan, yalancı olduğunu ikrar eder. Dedikodu, teslim bayrağını çekip, uzatır ellerini, teslim oluyorum der. Gurur, gözleri dolu dolu eğer başını…Kibir, kibrine ağlar! Doğruyu söyleyen dokuz köyden kovulmaz, Doğrucu Davut gibi adlara, sanlara, unvanlara ihtiyacı kalmaz.

Fitne, bin tövbe eder yaptıklarına, ettiklerine. Laf taşıyan, insanlar arasına nifak sokan lal olsun dilim diye, kendi kendine beddualar eder. Fesat, pişmanlıktan yerden yere vurur kendini. Haset, yaktığı ateşlerin içine kendini atar, pervane tabiatlı olabilme uğruna! İftira, kırk kilitli zindanlara atın beni, anahtarlarını da, fırlatın ummanlara, bir bulan olmasın diye niyazlarda bulunur. Dil kalbe, kalp dile bir uyabilse, neler olmaz neler.

Hz. Mevlana’nın dediği gibi ya olduğu gibi, ya da göründüğü gibi olur herkes. Bugün çektiğimiz sıkıntının asıl kaynağı bu. Dilimizle, kalbimiz arasındaki o yol açık değil. Açılmasın, kapalı kalsın diye, neredeyse her gün barikatlar, setler, engeller kuruyor, hendekler kazıyoruz. Aralarındaki haberleşmeyi yapabilecek hatları kendi ellerimizle koparıp atıyoruz. Bunu yaparken en ufak bir pişmanlığımız yok!

Ne yaparsak kendimize yapıyoruz, lakin, bildiğimiz halde, bunun farkında değilmişiz gibi davranmak işimize geliyor. Dil ve kalp arasında bağlantılar kesikse, ulaşabilecek yol sisten görünmüyor, yolun her adımını kendi ellerimizle tuzaklayıp, mayınlamışsak, dilimizle söylediğimizi kalbimizle söylemiyoruz demektir. Bu durumda ne mi oluyor? Samimiyetsizliğinizi, samimiyet diye ortaya döküyorsunuz!

Yalanları allayıp-pullayıp doğru diye kabul ettiriyorsunuz!

Senin için, senin hatırına diyerek, en yakın dostlarım dediklerinizi bile aldatabiliyor, kandırabiliyor, maddi-manevi zararlara uğratabiliyorsunuz! Bunlarla da kalmayıp; Sevgisizliğinizi sevgi diye…

Hoşgörüsüzlüğünüzü hoşgörü diye…Acımasızlığınızı acıma diye…Merhametsizliğinizi merhamet diye…

Vefasızlığınızı vefa diye…Yutturabilir, herkesi kandırabilir, muhataplarınızı inandırabilir, onları kolluyormuş, düşünüyormuş gibi yapabilir, timsah gözyaşları da dökebilirsiniz!

Dili ile kalbi birbirine uymayanlar için bütün yollar mubahtır. Onlar için hedefe giden yol üzerinde karşısına çıkan her ne varsa, engel durumundadır. Zaten engel dediğiniz ne için konur?

Hedefe ulaşmak için değil mi? Bu yolda ilerleyenlerin, tenkite, eleştiriye, sabra, öğüde ihtiyaçları yoktur. Yola çıktıklarını yolda bırakabilir, kendilerine yeni yol arkadaşları edinebilirler, hatta o arkadaş edindiklerini de bırakıp, yeni yol arkadaşlarıyla yollarına devam edebilirler.

Ara ara pişmanlık gibi bir ruh haline büründüklerinde, dilleri kalplerine uymaya hafifçe bir meylettiğinde; Kafaları karışır…Ben ne yapıyorum? Elimdeki bütün mevzileri bir bir kaybediyorum!

Ben deli miyim, divane miyim, neyim? Benzeri argümanlara ve laflara sığınıp, bildiklerinden şaşmamaya gayret sarf ederler.

Bizim en büyük pişmanlıklarımız, telafisi en olmayacak zamanlara bırakılmıştır. Yani son nefesimizi vermek üzere olduğumuz o veda anına. O an dilinizin kalbinize, kalbinizin dilinize uymuş olmasının size ne getireceğini bizleri yaratandan başka kim bilebilir?

Hz. Mevlâna, “Dilinle söylediğini kalbinle de söyle. Kalbinden geçmeyeni diline değdirme.” derken, yüzyıllar öncesinden cümlemizi uyarıyor aslında. Rabbimiz vakit saat dolmadan, akıl sağlığımız yerindeyken, dilimizi kalbimize, kalbimizi dilimize uydurma imkânı elimizdeyken, dünyayı hem kendimize hem bütün insanlara zehretmeye, cehenneme çevirmeye hakkımız olmadığı idrak edebilmeyi, nasip etsin inşallah.

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00