Derinlerde Kaybolmak

Erol Sunat

11-08-2024 19:54

Şair gözlerinin derinliğinde kayboldum diye başlamış yazmaya. Şairin kalemi, şairin aşk dolu yüreği enginlere doğru yelken açmayagörsün, deryalara doğru gider de gider.

Mesele derinlerde kaybolma olunca, şairin derinlerde kaybolması başka, emeklinin derinlerde kaybolması daha bir başkadır…

Hayal hayal değil, gerçeğin yanından yöresinden geçen yok. …Emekliler adı konmayan derinlerde kaybolanlardan…Bu derinlik öyle böyle değil…Hani o türkü mezarımı derin kaz diyordu ya…Kişi ölmeye görsün, mezarını da kazarlar, tepe tepe gömerler de….

En rahat olmaları gereken bir dönemde, bizim emeklimizin hali anlatılacak gibi değil. Derinlerde kayboldu gitti emekli…

SGK 13 Bankayla anlaşmış. Emeklinin işi kolaylaşacakmış. Öncelik tanınacak, hatta kart parası filanda alınmayabilirmiş.

Elem tere fiş kem gözlere şiş derler ya hani…Hangi dağda kurt öldü ki…

Ev ya da taşıt alacaksa kredi kolaylığı sağlanacakmış…Aldığı o krediyi, on bin liralık aylıkla nasıl ödeyecek, o taraftan kapak kaldıran yok.

Ne diyecekmiş bankalarımız?

Hoş geldin emekli! Bankaların derinliğinde kaybolacak demek ki…Pek güzel, pek yerinde, zaten böyle bir güzellik bekleniyordu falan…

Yeminle yalan…

Emeklinin bankalarla arası bildik bileli iyi değil. Bunlar emekliye çok öncesinden hatta bankaların SGK’dan önce kendilerinin yapması gereken iş ve işlemlerdi. Başlarına ne düştü acaba?

İçinde para olmayan, bir dizi müjdecik karşısında, emekli çok mütehassıs oldu, gözleri doldu…Emekliyi önce söz verenlerin söz deryası derinliklerine çekti aldı. Emekli o söz deryasında kayboldu.

Sonra bir kendine geldi ki, söz kayıp, söz veren kayıp, kalıvermiş ortalarda. Derin sularda…

Enflasyon düşecek, fiyatlar da indirim olacak, şöyle, böyle, öyle derken, enflasyon derinliğine bir çekti emekliyi, enflasyon halay çekiyor, emekliyi gören yok.

Nerde emekli?

Öldü emekli…

Nerde emekli?

Hasta emekli…

Nerde emekli?

Kendi kendine sokaklarda konuşmaya başladı emekli…

Nerde emekli?

Değil etrafını, artık kendini bile tanıyamaz oldu emekli…Derinlerde kayboldu. Var mı bir gören, var mı bir duyan?

Emekli bir garip, bir acayip derinlikler arasında kaldı. O derinlikler zaten yorgun ve bitkin olan insanları bilinmez girdaplara çekti aldı. İmdat diyor kurtaran yok…

El sallıyor, selam verdi sanıyorlar, onlarda el sallıyor, karşılardan, öte yakalardan.

Öldü mü kaldı mı, düştü mü şaştı mı diyen var mı?

Yok, çok şükür!

Olsa dişimi kırarım diyen emekliyi duyan da…

Derinlik anlatılacak gibi değil. Bir de kalkmışlar emekliye derinlik soruyorlar. Hangi derinlik o sorduğun dediğinde de şaşırıyorlar.

Kim kaybetti o derinliklerde emekliyi? Kim sebep oldu?

Kim kaldırdı o derinliğin içine sessiz sedasız yuvarlayıverdi?

Artık on bin lirayla geçinilemeyeceğini Sağır Sultan biliyor, bilmesi ve görmesi gerekenler, üfürükten teyyare desteklerle ve yaklaşımlarla yılı kapatmaya, ocak ayına kadar bu süreyi doldurma niyetlerini muhafaza ediyorlar.

Emekli evinde kayıp, sokağında kayıp, köyünde, kasabasında, ilçesinde, şehrinde kayıp.

Evlatları yardım etmese, hali duman emeklinin.

Kök maaş lafı kadar hazzedilmeyen bir şey yok emekli için. Her kök maaş dendiğinde içi kalkıyor, midesi bulanıyor, gözü kararıyor, tansiyonu fırlıyor, kalbi hızlı-hızlı çarpmaya başlıyor emeklinin.

Kök maaş, kökünden yaktı gitti emekliyi…

Şu kök maaş derdinden, hatta kavramından kurtaralım emekliyi diyen var mı?

Ağzını açan kök diye bir başlıyor, kimse de emeklinin dertlerinin köküne kadar inelim demiyor.

Emeklinin derinlikler arasında kaybolup gitmesinden rahatsız olan yok.

Emekli ne zaman lazım?

Sandık zamanı…

Ne diyordu siyasiler ne diyordu goygoycular?

Emeklinin oyunun renginde kayboldum!

Ne yaptılar?

Emeklinin gönlünü çaldılar, temiz tertemiz oyunu aldılar. Sonra da hangi derinlerde kaybolursa kaybolsun diye attılar derinlere. O derinlik bu derinlik işte…

Deniyor ki, on bin lirayı on iki bin beş yüz yaptık ya!

Bu para yetecek mi? O zam üzerine, fiyatlara dokunulmadı mı?

Fiyatlara dokunuşların önüne geçen yok. On iki bin beş yüz lira alanın aldığı iki bin beş yüz lira fark, daha eline geçmeden, fiyat dokunuşlarının derinliğinde kayboldu, yok oldu.

Öylesi derinlikler içerisinde yaşıyoruz ki, artık sığ diye bir kavram kalmadı. Nereye adımınızı atsanız, kendinizi bir anda hiç bilemediğiniz derinliklerin içinde buluyorsunuz.

Mevzular derin, sular derin, konular derin…

Öyle derinliklerin içinde kaybolup gitti ki emekli, rahmetli Erbakan’ın dediği gibi, pansuman tedbirlerle o derinliklerinden içinden çekip çıkaramazsınız emekliyi…

Aslında, kimsenin çekip çıkarmak gibi bir çabası da yok.

Herkes zamana oynuyor.

Ağustosu atlatırsak Eylül. Eylül’ü atlatırsak Ekim. Ekim’i geçiştirirsek Kasım. Kasım’ı savuşturursak Aralık. Aralık gelince de Ocak’ta şu olacak, bu olacak diye sıralarız müjdeleri. TÜİK bile insafa gelebilir bu arada…

Gördünüz mü derinliği?

Bu derinlikte kaybolmayana aşk olsun!

Ah şair kardeşim ah!

Gel bir de emeklinin kaybolduğu derinlikleri yaz. Bu derinliklere bir daldın mı, derinlikten derinliğe, girdaptan girdaba dolaşır durursun. Bu derinlik yaşanmadan nasıl yazılsın dersin.

Bu derinlik öyle bir derinlik ki, on bin lirayla ay sonunu bulmaya çalışan insanların kaybolduğu derinlik.

Bu derinlik, onlara on bin lirayı reva görenlerin hâlâ anlamamakta ısrar ettikleri derinlik. Kaybolup gitsinler diye kaderlerine terk edilen insanların, emeklilerin derinliği…

Çünkü bu derinliği, derinlerde kaybolanlardan başkası bilemez…

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00