Darmaduman

Erol Sunat

20-07-2024 22:25

Bizim gönüller yorgun. Bizim gönüller küskün. Buruk bir vaziyet. Ben küskünüm feleğe demişiz takılmışız bir türkünün, bir şarkının peşine.

Kriz diye bir belalımız var. Bu krizden ne çıkabiliyoruz ne de kurtulabiliyoruz.

Ne zamandan beri? 2018…

Pandemi öncesi bizi yakalamıştı aslında bu kriz. Pandemi bu krizin ateşini harladı.

Yoksulluk derinleşmeye başladı…

Ve bugünlere geldiğinde zirveyi gördü.

Lakin bu derinliği siyasilerimiz görmemekte ısrar ediyor.

Savaşa girmedik! Tuttuğumuz dallar elimizde kaldı. Güvendiğimiz dağlara lapa lapa karlar yağdı. Yollar kapandı. Umutlar birer ikişer tükendi…Yazın ortası, hava sıcak, yandım diyen daha çok yanıyor.

Ekonomi, enflasyon darmaduman!

Deniyor ki, vatandaşımızı enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz.

Doğruları ne zaman söyleyeceğiz? Ölüm döşeğinde mi?

Enflasyon bizi öyle böyle ezmedi. Yamyassı etti. Yapıştırdı asfalta.

Enflasyonun ezdiklerini görmek isteyen, çarşı-pazarı, marketleri dolaşsın, insanları dinlesin yeter. Mesele görme, bakma ve dinleme meselesi…Biz, sadece görmeyi ve bakmayı değil, dinlemeyi de kaybettik…

Öyle olunca da tarihinin en büyük yoksulluğunu yaşıyor insanlar.

Enflasyon 2018 yılından bu yana canımıza okumaya devam ediyor.

Bu darmaduman halden kurtulamadık…Kendimize gelemedik, toparlayamadık, doğrulamadık.

Bu yaklaşım, “Barınma diyor…Isınma diyor…Yeme-içme diyor…Yaşama diyor…”

Bunun var mı başka bir izahı? Var mı başka bir açıklaması?

2018 yılının ağustos ayından bu yana, bahtımız gülmedi. Işıksız ve karanlık dehlizlerden çıkabilenler, kendini şanslı saydı.

Dibe vurmak diye bir tabir vardı ya hani…

Bu darmaduman hal başımıza geldiğinde, dibin dibini, en dibini görenler oldu.

Geriye dönemeyenler, o dip denen karanlıklarda bir daha günyüzü göremeyenler oldu.

Tabirler değişti, yaklaşımlar, anlatımlar değişti. Güncelleme diye bir kavramla tanıştık.

Ne biliyorsak, sildik, sıfırladık, güncelledik.

Dostları, arkadaşları, akrabaları, komşuları topunu birden…

Onlar bizi, biz onları güncelledikten sonra, oturduk bir köşeye, düşündük kaldık…

Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık derler ya…

Güvendiğimiz dağlara karlar yağmış. Dağa güvenme, bağa güvenme, ona güvenme, buna güvenme…

İyi de kime güvenecektik?

Güven gözümüzde sarsıldı, şüphe bulutlarıyla her tarafı kaplandı. Sisler dağıldığında bir de gördük ki, güven o güven değilmiş. Hele bizden biri, içimizden biri hiç!

Karlar mı yağdı güvendiğim dağlara diyen şair, daha nasıl anlatacaktı olan-biteni?

2018 ağustosunun üzerinden bir buçuk yıl geçmemişti ki, Pandemi denen kâbus çıktı karşımıza. Dünyanın her tarafında yüzbinlerce insan hayattan koptu. Ve tabi ki, bizim ülkemizde de…

Bu dönemde yaşadıklarınızı, koyun üst üste.

Savrulduklarınızı, dibe vurduklarınızı, bataklıkları, size uzanmayan elleri, sizi duymayanları, telefonlarınıza çıkmayanları, akrabaları, dostları hatta arkadaşları bir düşünün.

Meğer, ne kadar çok güvendiğimiz dağ varmış.

Her biri sıradağlar misali hayatımızın yanı başında uzanıyorlarmış. Ne zamana kadar mı?

Güvendiğimiz o dağlara kar yağma sürecinin başlamasına kadar.

Hele ki o dağlar, o kötü anlarımızda, mağrurlanmaya şımarmaya, kimselere aldırmamaya, hatır-gönül tanımamaya da başlamışlarsa...

Son beş yılda, on yıl ihtiyarladım arkadaş diyenler haksız mı?

Beni bir kişi anladı, o da yanlış anladı diye bir anlatım vardır ya hani…Bizi yanlış anlama üzerine rekorlar kırıldı. Adına ister yanlış anlaşılma deyin. İsterse yanlış anlamada ısrar deyin. Bir insanın güvendiği dağlara bu kadar mı çok kar yağardı?

Evet, bizim yağdı.

O karlar eridiğinde de sel baskınları hiç bilmediğimiz yerlere savurdu attı. Heyelanlardan kurtulamadık. Kumlara, bataklara saplandık kaldık.

Gönül umduğuna küser falan derler ya…Şimdi biz küsmeye bir başlasak, ortada konuşacak kimse kalmayacak…Herkese küsmemiz lazım. Herkes de kendi açısından bize…

Bu kadar çok anlayışsızlık olur mu deniyor ya…Bu işlerin daniskasını yaşayarak geldi birçoğumuz bugünlere…

Kimimiz karantinalarda, Kimimiz yoğun bakımlarda…Kimimiz entübe vaziyetlerde…Hayatta kalmakla yaşamak arasında uzun saatler ve günler geçirdik…Bu dünyadan kopanlar o kadar çoktu ki, her gün ayrı bir ölüm haberi ile sarsıldık, lakin dayandık geldik bu günlere. Güvendiğimiz dağlara kar yağmaya devam…

Kar yağınca soğuk oluyor, İşler soğuyor. Ortam soğuyor. Araya soğukluklar giriyor. Her yer buz pisti gibi, yürünmüyor…Ortalık buz kesiyor. Herkes titriyor.

Kimsenin konuşmaya ne hali var ne mecali…

Dağ, adeta kara diyor ki;

Yağ arkadaş…Kar, tipi boran ne varsa dağarcığında, durmaksızın yağ…Kaç metre olmuş fark etmez…Kar yolları kapadı derler…Dağın zirvesi falan görünmüyor derler. Sisten göz gözü görmüyor derler.

İnsanımız diyor ki;

Ey koca dağ! şöyle fukara harcından bir şeyler yolla. Güvendiğimiz dağlara kar yağsa da dağ bizi unutmaz diyelim. Unuttuğunu tarih yazmaz diyelim. Sayende eskiden olduğu gibi neşeyle birkaç lokma yiyelim. Gideceğimiz diyara bari aç gitmeyelim!

Yok diyeni, yetmiyor diyeni, bu maaş bir kurban, bir kira etmiyor diyeni anlamıyor karlı dağ…

Duymazdan geliyor. Oysa her şey meydanda…

Zam diye verilen derde derman mı oldu?

Enflasyon ezmedi, hora tepti emeklinin üstünde!

Güvendiğimiz dağlar o eski dağlar değil. Hemen koşup geliveren…Yetişen…Elimizden tutan…

Düşeni düştüğü yerden tutup kaldıran…

Şems-i Tebrizi yüzyıllar öncesinden şöyle seslenmiş; “Güvendiğiniz dağlara karlar yağdığında, en güzel çare, dağ ile karı baş başa bırakmaktır. Gün gelip karlar eridiğinde; Dağ yolunuzu gözleyince en güzel cevap, başka bir dağdan selam yollamaktır!”

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00