Dağ fare doğurmak zorunda mı?

Erol Sunat

12-07-2024 13:51

Temmuz on beşe kadar bir şeyler olacak gibi diyor kamuoyu. Öyle olunca da bekliyor emekliler. Bu işi çözecek olanlar ise toplanıyoruz, toplanacağız, gündem emekli benzeri kelamlar ediyorlar.

İlk önceliğimiz emekli diye konuşan var mı?

Henüz yok…

Laf denen balon, müjde ile karışık, yalanlara alışık, siyasilerle barışık olarak hemen her tarafta…

“Keşke” gibi bir kavram cankurtaran!

Avutmaya, teselliye birebir…Aspirin gibi mübarek…Her derde deva…

Ne mi olacak? Beklenti ne?

Emekli için kritik toplantılar yapılıyor!

Adı ek zam…

Ne kadar?

İki bin lira…

İki bin beş yüz de olabilirmiş?

Temmuz sıcağında şöyle bir yağıp da geçiveren yağmura benziyor. Az biraz serinleten…

Hepsi o kadarla kalan…

Dağ fare doğurmak zorunda mı?

Dağ bu soruya hiç ama hiç cevap vermedi bugüne kadar…

Biz derdimizi ummana döktük olmadı, yollara döktük, kabul görmedi, sizi anlasa anlasa dağ anlar dediler. Vardık o yüce dağın eteğine. En nihayetinde dağımız vardı, eteklerinde mor sümbüllü bağımız vardı.

Dağ bizi severdi, biz dağı…Nazımız geçerdi. Yanında sözümüzün bir hükmü, bir geçeri vardı.

Dağ dedik, seninle başımız sağ dedik, aramızdaki sevgiye bağ dedik. Dağ bizi, biz dağı severdik…Lakin o dağ, üzmeye başladı bizi…

Bu bir sefer olsaydı görmezden gelirdik, her sene, her sene olunca, bildiğimiz o dağ bizi unutunca, ne yaparsınız?

Her sene, her sene fare doğuran dağ sevilir mi?

Valla benden bu kadar dedi, bundan fazlası olmuyor dedi. Israr etmeyin dedi, bir çuval sevimsiz kelam eyledi.

Yine de dediler ki…Her ne olacaksa, var yine de dağa sor…

Sorduk dağa, sesimiz yankılandı döndü geldi bize…

Dağ demişken…

Dağın fare doğurması bir yana, bir de tavşan dağa küsmüş hikayesi var…

Tavşan kim? Dağa ciddi ciddi küsenler mi? Dağın ha var, ha yok diye haberi olmadıkları mı?

Haberi olup da haberi yokmuş gibi davrandıkları mı?

Dağın yanında farenin hükmü ne ki, tavşanında bir hükmü olsun.

Tavşan dağa küsse ne küsmese ne?

Deniyor ki, dağ her şeyden haberdardır.

Herkesi tanır bilir.

Bilirde ne ister garip fareden, garip tavşandan?

İşin o tarafından kapak kaldıran her nedense yok…

Ey koca dağ…Ey yalçın dağ…Ey başı bulutlara erişmiş heybetli dağ…

Bu muydu senin yapacağın? Her defasında bizi hüsrana uğratmak zorunda mısın?

Vazgeç artık fare doğurmaktan…Şöyle rahat bir gün yüzü görmedi emekli…

Aldığı maaşın bir kurban dahi etmemesi, kiraya yetmemesi can evinden vurdu emekliyi.

Emeklinin yüzünü güldürmemeye yemin mi ettin koca dağ?

Hani o verdiğiniz sözler…Hani o ettiğiniz yeminler…

Her gün oluyor ha, geliyor ha, emeklinin yüzü gülecek, derdi bitecek diye manşet atanlar, ekranlarda ilk haberlere emekliyi konu edenler, bu kök maaş bu emekliye yeter mi diyemiyorlar.

Onların derdi müjdeyle…

Lafla müjde olur mu?

Olur olur bal gibi olur demenin daniskası bu haberlerin içeriğinde…Sanki, ertesi gün o müjde paraya bürünüp verilecekmiş gibi…Müjdeciler yine iş başında…Yapılmayan toplantıların içeriğini anlatıyorlar.

Çarşı pazarı, marketleri, alım gücünü, enflasyonu bilmeyen mi var?

Emekliye iki bin lira, müjde diye yıkılıyor ortalık.

Ne yapsın emekli?

Ekmek 12,5 lira…Kıymanın en ucuzu 400 lira…Beyaz et iki yüz liranın üstünde…Elli liradan aşağı ne sebze var ne meyve…

Yarın ne diyecekler biz bu kadar ısrar etmeseydik, gündeme getirmeseydik, bu parada verilmeyecekti…

Şeyh Edebali,” insanı yaşat ki devlet yaşasın “diye öğüt vermiş Osman Bey’e…

Her fırsatta kendine Osman Bey’i referans aldığını söyleyenlerin, en öncelikli görevlerinin insanı yaşatmak, ayakta tutmak, destek olmak olduğunu nasıl anlatsak acaba?

İnanın hayat bu değil…Yaşamak da…Yaşatmakta…

İnsanlar neyi anlamıyor, neyi görmüyor, neyi anlamamak ve görmemek için inat ediyor.

Feraset nerelerde? Feraseti gören oldu mu? Ne zamandan beri kayıp olduğundan ferasetin haberi var mı?

Nereye mi bakalım, Enflasyonla birlikte kimlerin halay çektiğine…

Rakamların haşatını çıkarmışız…Parça bölük, bölük-pörçük, küsuratlı ister inan ister inanma izahatlı…

Gerçekçi rakam diye bir şey vardı eskiden…Sonra güncellendi…Gerçeğe yakın rakam oldu…Bir daha güncellendi…Gerçeğe uzaklardan bakan rakam oldu…Ardından bir daha güncellendi, 1. 64 oldu mesela…En güncellenmiş gerçeğin yeni nesil boyutu olmaya erişti. Pinokyo, Pinokyo olmaktan utandı.

Olan yine emekliye oldu…Piyango emekliye vurdu…Rakamlar küskün…Rakamların boynu bükük…Rakamların ağzı dili olsa da bir konuşsalar…

O meşhur enflasyon sepetleri meğer ne kadar da ucuza doluyormuş! Yalan bile utandı, yeminle ben bile bu kadar yalan söylemem diyerek.

Geriye mahsusçuktan diye bir ifade kaldı…O mahsusçuktan diye anlatılanlar yol su elektrik olarak kime geri döndü dersiniz?

Emekliye ve Asgari ücretliye…

Emeklinin zammı, enflasyonu, emeklinin tansiyonu gibi…Hatta, kalbi, şekeri, kronik başka ne derdi varsa tamamı…

Emekli tekliyor, yollarda sağa sola çekiyor. İki adım atsa yoruluyor.

Derdi, gamı, kederi, hayal kırıklığını ve enflasyonu sırtlandı, attı kendini sokaklara…Hali ahvali Temmuz sıcağından daha berbat!

Düşse kaldıran yok…Ölse kim ölmüş diye aldıran yok…

 

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00