Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür”

Erol Sunat

17-01-2025 20:53

Anadolu Coğrafyasına Türk Milleti gelmeden Doğu Roma hakimdi. Ve bu topraklarda entrika vardı, hile vardı, tuzak vardı, kumpas vardı, yalan vardı, talan vardı, vur-kaç vardı, gasp vardı, insanların malına, canına, ırzına göz dikme vardı.

Kendi halkına zulmeden bir İmparatorluk vardı. Anadolu’da yaşayanlar, Türk Milletinin gelmesiyle adalet nedir gördüler, hoşgörü nasıl bir şey, haklının hakkını teslim etmek nasıl bir duygu Türk Milletinden öğrendiler.

Tanıdıkça, bir arada yaşadıkça, alışveriş yaptıkça bir başka ısındılar. Dost oldular, komşu oldular, kız alıp verdiler, akraba oldular. Bu hile bilmeyen, aldatmayan, kandırmayan, yalan söylemeyen doğru düzgün insanların inanç sistemine hayran kalmakla kalmadılar, benimsediler ve bizde sizin dininizle tanışmak istiyoruz dediler.

Hz. Mevlâna, yüzyıllar önce şöyle demişti. “Hak kapısından ayrılmayan Türk, var olduğu müddetçe vatansız kalmaz.”

Hoca Ahmet Yesevi’nin tutuşturduğu gönüller, Anadolu’da beli kılıçlı Alperenler olarak Anadolu’nun dağını, taşını, ovasını, bayırını, deresini, nehrini dolaştılar. Nice köye, kasabaya, şehre kondular, göçtüler, yerleştiler…

O sulara, o dağlara, o yaylalara ve şehirlere; Aladağlar, Bozdağlar, Kızılırmak, Yeşilırmak, Aksu, Göksu dediler, Uzun Yayla dediler, Akhisar, Karahisar, Karacahisar, Akşehir, Beyşehir, Yenişehir, Eskişehir dediler.

Ve o günlerden ta…bugünlere geldiler…

Cumhuriyetin onuncu yıl coşkusunda, Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları hayattaydılar ve yan yanaydılar.

Gazi Mustafa Kemal Paşa diyordu ki; “Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır."

Mareşal Fevzi Çakmak, İsmet İnönü, Celal Bayar, İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Refet Bele bir aradaydılar.

Milli heyecanı ayakta tutarak erişmişlerdi o günlere…

Onuncu yılı görmek onlara, yüzüncü yılı görmek bizlere nasip oldu.

Bundan bir asır önce Gazi Mustafa Kemal Paşa, orduları terhis edilmiş, vatan toprağının her köşesi işgal edilmiş, yorgun, kırgın, ümidini yitirmiş, milletini ayağa kaldırdı.

Bu ayağa kalkışın gücü ve kudreti Türk olmaktı.

O güne kadar Türk kavramı son günlerini yaşayan Osmanlı’da çok gerilerdeydi.

Falih Rıfkı Atay (1894-1971), “Batış Yılları” adlı eserinde kendi kuşağını Osmanlı'nın son çocukları olarak tanımlarken,

“Kendime ilk defa ne zaman “Türk” dediğimi pek hatırlamıyorum. Bizim çocukluğumuzda “Türk”, kaba ve yabani demekti.” diye yazmıştı.

Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya göre ise Türk, “Yıldırımdı, kasırgaydı, dünyayı aydınlatan güneşti.”

Mustafa Kemal Atatürk, Türk’ü Türk’le tanıştırdı, Türk’ü Türk’le barıştırdı.

Türk milletini asli kimliğine, özüne kavuşturdu. Türk Milleti, silkindi, toparlandı, kendine geldi. Silahını kapan, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yanına koştu.

Sivas’ta iken Sivas’a, Erzurum’da iken Erzurum’a, Ankara’ya geldiğinde Ankara’ya…

Sen neredeysen biz oradayız, sen nereye biz oraya dediler.

Bu coşku, “Ya İstiklal ya ölüm!” ifadesine dönüştü.

Cepheden cepheye koşmuş isimsiz kahramanlardı her biri.

Türk’üz dediler, bu topraklar Türk milletinin vatan toprağıdır dediler.

İşgal altındaki vatan toprakları bu haldeyken, Türk’e durmak yaraşmaz dediler. Türk önde Türk ileri dediler…Ölümüne savaştılar, vuruldular, kimi gazi oldu, kimi şehitlik mertebesine erişti.

Ölümden korkmayanların karşısında ne Yunanı durabildi ne Ermeni’si ne Fransız’ı ne İngiliz’i ne İtalyan’ı ne Rus’u…Türk’ün, Allah’tan başka yoktu hiç kimseden korkusu…

Tarihimizle dilimizle hem tanıştık hem barıştık. O Gazi Mustafa Kemal Paşa ki, dilimiz ve tarihimizi iki kanat yaptı Türk Milletine…. Uçtu Türk Milleti…Koştu Türk Milleti…Coştu Türk Milleti…Ne mutlu Türküm diyene dedi...Sevincinden gözleri doldu, ağladı Türk Milleti…

Anadolu coğrafyasına bin yıl önce ayak basmıştı Türk Milletinin Oğuz Boyu…

Tuğrul Bey ve ağabeyi Çağrı Bey vardı…

Yanlarında Amca oğulları İbrahim Yınal vardı…Yanlarında Amca oğulları Kutalmış vardı…

Çağrı Bey oğlu Sultan Alpaslan vardı…Alpaslan’ın yanında Gevherâyin, Afşin, Sav Tekin, Sunduk, Ay Tekin, Artuk, Tutak, Danişment, Saltuk, Mengücük, Çavlı, Çavuldur ve Porsuk gibi beyler vardı.

Sultan Melikşah vardı…

Baht ve taht kiminin yolunu açtı, kiminin evlatlarının yolu açıldı…

Tuğrul Sultan oldu, Ağabeyi Çağrı sonuna kadar yanında durdu. Onlar ki Dandanakan gibi bir zafer kazanmışlardı. Sonra İbrahim Yınal vardı, Pasinlerde öyle bir zafer kazandı ki, Türk Oğuzlar, Roma’yı perişan ettiler. Romalılar, Türk Oğuzlara ilk defa orada yenildiler.

Malazgirt’le de Türk Oğuz’a git gidebildiğin kadar, bundan gayrı yol senin, yolun açık senin dedi Sultan Alpaslan.

Afşin Bey, seçkin birliğiyle Anadolu’yu bir uçtan bir uca geçti, İzmir’de kılıcını vurdu denize, kınına soktuğu kılıcını, dönüşte Sultan Alpaslan’a sundu. Sultanım dedi, senin emrinle bir baştanbaşa geçtim Anadolu’yu, kılıcımı vurdum denize, o kılıç size sunduğum kılıçtır.

Afşin Bey, Çaka Bey’in önünü ve ufkunu açmıştı. Ufku olabildiğince açık Sultan Alpaslan, ey Milletim, işte sana hedef, işte sana İzmir, işte sana deniz demişti.

Bu hedefte ne Sultan Alpaslan unutulur ne de Afşin Bey…

Sultan Melikşah, Kutalmışoğlu Süleyman Şaha vazife senin dedi.

Kutalmış’ın oğlu, İznik’e ulaştı kısa sürede. İznik düştü, Süleyman Şah’ın eline geçmekle kalmadı, Türkiye Selçuklularının ilk payitahtı orası oldu. Roma’nın kalbi İstanbul’a komşu oldu. İznik, İstanbul’a bağırsan duyulacak derler ya hani…İşte o kadar yakındı.

Anadolu’ya, önce üç büyük Haçlı seferi belası, ardından Moğol belası gelmemiş, uğramamış olsaydı. Türkiye Selçukluları, geniş ufuklu Sultanlarıyla kim bilir nerelere kadar ulaşabilirlerdi.

Bu kadar ağır saldırıya karşı koymak Türk Milletinden başka bir milletin harcı değildi.

Bu coğrafya bizim coğrafyamız. Sanki bu coğrafyaya binlerce yıl öncesinde de birkaç kez gelmiş gibiyiz. Tanıdık, bildik, oldukça aşina olduğumuz bir coğrafya. Dağlarını, ovalarını, nehirlerini ezbere biliyormuşuz gibi…

Burası Roma tarihçilerinin de dediği gibi Türkeli. Haçlı Tarihçilerinden Turchia diyenler var. Aynı coğrafya üzerinde Türk Milletinin kurduğu üçüncü devletin yani Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın kurduğu devlet yüz yaşını doldurdu. İkinci yüzyıla döndü.

Nasip olursa 29 Ekim 2025’te 102 yaşına girecek.

Varsın bölen böldüğünü, parçalayan parçaladığını sansın. Biz özümüzde, sözümüzde biriz, beraberiz, hak bildiğimiz yolda, korkmadan ilerleriz.

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00