Bu Hikâye Uzun Bu Hikâye Derin

Erol Sunat

02-08-2026 13:19

Bizim coğrafyamız, Türk Milletinin coğrafyası yani bin yıldan daha fazlası daha da ötesi Anadolu.

Bu coğrafyada destanlar, hikâyeler ne kısadır ne kestirmeden gidilen kestirip atılan cinstendir.

Bu coğrafya istila görmüş, işgal görmüş…

Bu coğrafya hile görmüş, yalan görmüş, talan görmüş…

Bu coğrafya hain görmüş, hıyanet görmüş, işbirlikçi görmüş…

Bu coğrafya, dost diye bilinenlerin dostunu sırtından hançerlediğini görmüş, güvendiği dağlara unuttuğu kadar yağan karlar görmüş…

Bu coğrafya, pusu görmüş, puslu hava görmüş, hile görmüş, entrika görmüş, oyun üzerine oyun görmüş…

İşte onun içindir ki…

Bizim hikâyelerimiz uzun ve derindir. Kimsenin yazdığına anlattığına benzemez.

Biz zaten hikâyenin ne denli uyduruk olduğunu, yalandan olduğunu daha ilk cümlesinden bilenlerden olduğumuzdan, aramızda hikâye üzerine kül yutmazlar vardır.

Şimdi efendim, bizim coğrafyamız üzerine bildik bileli ne hikâyeler yazdılar ne uyduruk haritalar çizdiler ne sinsi planlar yaptılar saymaya kalksak bir ay konuşuruz da yenileri eklenir gelir konuşmamız sürer gider…

Biz bu hikâyeye nereden başlasak bilmem.

Bizim hikayemiz içli biraz.

Az biraz karamsar…

Acıklı yönü çok.

İçinde hiç mi iyi bir şey yok?

Olmaz olur mu?

Var elbet…

Yalnız…

Bu hikâye uzun bu hikâye derin…

Bir açılımı gibi memleketin, ülkenin…

Bu hikâye yeni bir dönemin hikâyesi gibi dursa da…

Yeni değil…

Yani pek yeni sayılmaz.

Bize eski…

Yoldan çevirseniz insanları sorsanız şöyle bir geçmişi, birkaç cümleyle anlat bir şeyler deseniz.

Kimi kaçar uzaklaşır…

Kimi benim anlatacak bir hikayem yok der…

Kimi birkaç cümle eder…

Kimi kitabi…

Kimi gönülden…

Kimi goygoy mukabilinden…

Bu hikâye bizim hikâyemizdi. Ne yılan hikâyesiydi ne de yalanlarla işi vardı.

Baştan ayağa gerçekti…

O kadar çok mesele huzuru mahşere kaldı ki…

Bu huzuru mahşer mevzusu anlatılanlara bakılırsa ayağını gazdan çekmeden aynı minval üzere devam ediyor.

Yaprak dökümleri, cenazelerde buluşmalar da açmadı kimsenin gözlerini…

O zamanda bu hikâye derinden daha derin bir mevzu haline geldi.

Anlatılan iki satır şeyin üzerine, şiirler, romanlar, hikâyeler yazılıyor. Diziler, filmler çekiliyor.

Hikâye kendini derinlerden daha derinlere gömerek o derinliği bilinemez boşluğun içerisinde yoluna devam ediyor.

Ömür Göksel’in, “Ah ile vah ile geçti bu ömrüm, yaşadım mı öldüm mü anlayamadım…” diyor ya o güzel şarkısı…

Daha başka nasıl anlatabileceğiz bu hikâyeyi…

Söz verilenlerin hikayesi, verilen sözlerin tutulduğu gün noktalanır.

Değilse, sorular, tahminler, yorumlar, tevatürler, rivayetler tur atar her tarafta…

Kimi yalan yanlış der…

Kimi altına imzamı atarım diye ileri fırlar, sonra bir anda ortalardan kaybolur.

Kimi ben demedim, dediklerim başka yerlere çekildi, cümlelerim cımbızlandı diye söylediklerinden feragat etmek için çırpınır.

Laf ola beri gele mi dersiniz?

Laf ola etliye sütlüye karışmaya…

Laf ola zülfüyâra dokunmaya…

Laf ola “Üfürükten teyyare selam söylen o yâre…” dediklerinden ola mı dersiniz?

Siz bilirsiniz…

Sonra da diyorlar ki…

Bu hikâye yazılamadı…

Bu hikâye anlatılamadı…

Neden?

Bu hikâye uzun, bu hikâye derin de ondan…

Mesele hikâye değil mi?

Yazan yok, yazmaya niyetlenen yok…

Sonra anlatan yok, anlatmaya niyeti olan yok…

Ortada bir hikâye olsa konuşan olur, üstüne bir şeyler diyen olur, birileri bir yerlerden bir girizgâh yaparlar en azından…

Neden mi bu hikâye konuşulamayan?

Millet öldük diyor…

Bittik diyor…

Yandık diyor…

Gören olsa, duyan olsa, dönüp de bir bakan olsa çok şeyler denecek söylenecek diyor…

Diyor demesine de…

Kendin söyler kendin dinlersen o anlatılanlardan hikâye olur mu?

O çekilenlerden bir hikâye çıkar mı?

Her hâlükârda çıkar çıkmasına da…

Cümlenin devamında “da” eki var…

İşte o “da” eki, delinin teki…

Hikâyenin tuzu biberi…

O ek olmasa, yazılmaz da okunmaz da bu hikâye…

İnsanlar atmışlar kendilerini yaz sıcağında sokaklara, meydanlara…

Güneş çarpar, başımıza sıcak geçer, şeker fırlar, kalp tekler, tansiyon hastanelik eder demiyorlar.

Biz Türk’üz…

Bizim bizden başka dostumuz yok, kardeşimiz de…

Yetmedi mi dövüştüğümüz birbirimizle?

Yetmedi mi sataşmamız?

Yetmedi mi atışmamız?

Bu coğrafya bizim…

Türk Milleti olarak biz fethettik biz elimizde tuttuk biz savunduk bu coğrafyayı…

Biz vatan yaptık kendimize Anadolu’yu…

Ne Araplar ne İranlılar vardı yanımızda ne öteki ne beriki…

Bu hikâye uzun, bu hikâye derin…

Dağı taşı, ovası, yaylası, akarsuyu, gölü, gülü, çiğdemi, nevruzu tek şahidi memleketimin…

DİĞER YAZILARI Göze mi Geldik? 01-01-1970 03:00 Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00