Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar

Erol Sunat

19-02-2025 01:07

Rahmetli Barış Manço, “Dağlar dağlar / Kurban olam yol ver geçem” demişti dağlara. O dağlar bizim dağlardı. O güzel Erzincan türküsünde anlatılan “Başı pare, pare dumanlı dağlardı.”

Bizim dağın başı dumanlı, bizim dağı sis bürümüş, bizim dağın zirvesini, doruğunu gören yok. Başı pare ,pare dumanlı dememiz ona istinaden…

Dağ bizimdi, bağ bizimdi, taşı toprağı bizimdi. Irmaklar, buz gibi soğuk sular, sedirler çamlar, ardıçlar, çınarlar bizimdi…

Bu sisler, bu dumanlar neden oluyor, neler oluyor böyle? Sisler dağılmadı bir türlü…Ne zaman dağılır ne zaman görünür bizim dağımız? Ne zaman biter feryadımız?

Sözümüz vardı…Taşın altına el koymaya hazır eller, gövdeler, yürekler vardı…

Neden her tarafı sisler kapladı?

Bu ne haldir?

Bölük pörçük…

Bu ne haldir?

Paramparça…

Gemileri yakmışmış!

Derler ki; gemi yakanın ne ayrıldığı yere ne gittiği yere ne de kendine bir faydası olmaz, olduğunu da ne gören oldu ne duyan…

Kimi güldü geçti…Kimi konuşulanları öylesine dinledi…Kimi esnedi-esnedi uykusu geldi…Kimi aldı bir simit, böldü ikiye yarısını yanındakine verdi…Kimi etik hakkında üç beş cümle söyledi…

Ne mi dediler?

Hayırlı olsun….

Kime?

Yakana, yaktırana, seyre gelene ve dahi kimleri ilgilendiriyorsa artık, onu da size bıraktık…

Rahmetli Alpaslan Türkeş diyordu ki; “Bölünme kabul etmez, kutsal bir bütün halinde Büyük Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz...”

Birliğin, dirliğin, beraberliğin, Türklüğün, Türk Milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin teminatıydı rahmetli…

Dağ gibi adamdı…Güven verendi. Dağıtmayan toparlayandı. Eli ve gölgesi, ardından peşi sıra yürüyenlerin üzerindeydi.

Aramızdan ayrılalı 28 yıl olmak üzere…

Ancak; Gitmiyor, bitmiyor bizim dağın dumanı…Ondan başı pare-pare dumanlı…

Kar, tipi boran…İsli sisli bir kör duman…

Kimi gemileri yakar…Kimi değiştirdiği mecraya akar…Kimi çakmak çakar…

Kimi küslüğe, ayrılığa sapar… Kimi daldan kopar… Kimi yağmurdan nem kapar…

Kimi bir yerlere göz kırpar… Kimi uçtu uçacak kanat çırpar…

Oy bizim dağ, bizim dağ…Ağıt yakar, mor sümbüllü bizim bağ…Giden gitti, geri kalan herkes sağ…Ancak, cenazelerde bir araya gelir, belli belirsiz selam verir, konuşmaz, bildik bileli kadim dostlar, kadim arkadaşlar.

Uğurladıkları kim?

Hepsinin can dostu, arkadaşı kardeşi, haldaşı, sırdaşı…

Mezarlıklardan sırtını dönüp gidenleri sayamaz oldu dağ…Kopmuş o kopmaz denilen, kopmaz sanılan bağ… Eğdi başını, büktü boynunu, sessiz-sessiz ağladı o koskoca dağ…

Neden böyle? Niçin böyle? Bu ayrılık, bu uzaklardan bakıp kalmalar neden?

Ne diyordu Mehmet Akif?

"Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; / Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez."

Hangi tefrika girdi de ayırdı bu güzelim insanları? Neden toplu vurmaz yürekler?

Neden adı Türkiye olan o büyük idealin etrafında bir araya gelinmez, birleşilmez, el ele verilmez, omuz omuza yürünmez?

İnat bir yere kadar, küsmek de öyle, kırılmak ve incinmek de…Bu anlamsızlıkları sürdürmek çıkmaz sokaklarda bile isteye dolaşmak demek. Ayrılık rüzgarı estirenlerin ekmeğine yağ sürmek demek…

Erdemli olmanın, erdemli davranmanın kenarından dahi geçilmiyor. Erdem, hataları görmek demek, yanlışlardan dönmek, ben ne yapıyorum böyle demek…

Herkes erdem konusunu iyi bildiğini sanır. Ancak, erdem, o bilinenlerin çok üzerindedir. Daha bir başka kavramdır erdem. Erdemli olmak ise çok daha başka…Erdem kendini aşmaktır. Ferasetin özüdür. Kendi için hiçbir şey istememektir. Ne maddi ne de manevi…

Erdemli kırılsa da incinse de fazla uzatmaz asıl meseleyi…

Erdemli olan, gururunu ve kibrini ateşe verir. Benliğini cayır-cayır yakar.

Karşılık beklemeden, Hakkın rızasına nail olabilmek adına gereken neyse onu yapar.

Gemileri yaktım, kim gelecek diye aldım elime dürbünü etrafa baktım diyenlerin erdemle, erdemlilikle uzaktan yakından ilgisi ve alakası olabilir mi?

Kırgınlığında bir sınırı var, dargınlığında, en azından öyle bilirdik. Hele küslükler uzadı gitti. Ölüme dirime gelmesin babından açıklamalarla küs olmanın da küs durmanın da cılkını çıkardık. Küsüm diyen ayrıldı çıktı…

Aralara nifak girdi…Dedikodu girdi…Art niyet girdi…Dağıldı gitti bir zamanların söz verenleri…Sözümüzden dönmeyiz diyenleri geri adım atmayız diyenleri…Sözümüz senet diye diretenleri…

Ne oldu?

Kimi gurura kapıldı…Kimi kibrine yenildi…Kimi mağrurluğunun başına ördüğü çoraplardan önünü ardını göremedi…

Kimi soktu elini, karıştırdı, bulandırdı ne varsa, peşine düşenleri aldı gitti…

Kimi dünyada geçmez, dünyada gitmez denilen yerlere koşa koşa gitti.

Devran mı değişti? Mevsimler mi şaşırdı? Kış bahara, bahar kışa mı karıştı?

Bir olmak vardı, birlik vardı, dirlik vardı…Denizleri geçip, bildiğimiz derelerde boğulmak yoktu…

Ulu dağlarımız, yalçın dağlarımız vardı. O dağlar ki güvenilen dağlardı. Güvendiğimiz dağlara karlar yağmazdı. Bizi kimse bölemez parçalayamazdı…

Bir zamanlar, “Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz, ey vatan gözyaşların dinsin yetiştik çünkü biz” diyenlerdik hepimiz.

Ne oldu bize?

Ne oldu o Türklük ve Türkiye aşkıyla çarpan kalbimize?

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00