Aşk Üstüne

Erol Sunat

15-02-2025 09:35

Şair ruhluların bir kısmı dilden anlatır aşka dair ne varsa. Bir kısmı eline alır kalemi, kağıtla sırdaş, kelimelerle haldaş olur. Bir kısmı vurur sazın teline, saz ağlar, söz ağlar.

Aşığı kimse anlayamamıştır zaten.

Gönlünde sevginin kırıntısı bile olmayan ne bilsin sevgiyi? Ne bilsin sevmeyi?

Ne bilsin aşkı?

Kalemin yazamadığı aşktan bahsediyoruz…

Rahmetli Abdürrahim Karakoç, “Mihriban” şiirinde ne demişti?

“Lambada titreyen alev üşüyor / Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban”

Yaklaşık sekiz yüz yıl önce Şemsi Tebrizi aşk için şöyle demiş, "Aşkı kalem yazmaz ki, kitaplarda bulasın!"

Mevlâna, “Yağmurların da ıslandığı bir yağmur vardır. Adı aşk. Ateşlerin de yanıp kül olduğu bir ateş vardır. Adı aşk.” diyor.

Derler ki; “Siz denizi görmeden, denize varmadan paçaları sıvamış aşkı derelerde, çaylarda kolayca tutup yakalamak istiyorsunuz, aşığın olmadığı yerde aşk bir dakika bile durmaz. Bir de şu var; aşkın her arsıza, her isteyiciye yakalandığını da kim söyledi?”

Aşk eski bir yalan, Ademle Havva’dan kalan diye başlıyordu o güzel şarkı...Eskiler nasıl anlatalım aşkı diyorlardı. Anlatılmaz yaşanır bir şey. Aşkı var aşıklara sor. Anlatırlarsa dinle. Anlatmazlarsa bak hallerine sırlarını öyle çöz.  Aşk dediğin sevene de sevilene de yakışmalı… Aşkları anılmalı. O aşk anlatılmalı...Unutulmamalı…

Hz. Mevlâna, “Biz bu topraklara sevgiden başka bir tohum ekmedik” demiş yüzyıllar önce…

Sevgi ekilmiş, sevgi biçilmiş bir zamanlar.

Bu topraklar o topraklar…Sevgi ekilen topraklar…Sevgi ekilen topraklar da ne haset barınır ne fesat ne kıskanç ne fitne ateşleri yakmaya çalışan.

Sevgiyi, barışı, kardeşliği hoşgörüyü yakmak isteyenin eli yanar…Dili yanar. Alevler sarar tüm bedenini. Fırat’ın Dicle’nin, Kızılırmak’ın suyu gelse söndüremez o yangını.

Aşkın kapısında, aşkı yakmaya kalkanın çıra gibi yandığını nice sonra anlarlar. Bazıları bu yanmayı aşk zannedebilir.  Oysa aşk, böylelerine selam dahi vermez, yolda görse yolunu değiştirir.

Bir zamanlar, Aşıklar Bayram ederdi Konya’da. Sazını kapan koşar gelirdi bu şehre. Şehir şenlenirdi, renklenirdi. Aşıklar Bayramı olay olurdu ülke çapında, Aşıklar şehrine yakışan yaşanırdı o günlerde…

O zamanlar bir sevdalı vardı bu işlere, kültüre ömrünü adamışlardandı.

Kim mi?

Rahmetli Feyzi Halıcı…

Aşıktı bu şehre…

Mevlâna İhtifallerini ihya etmişti. Konya’da sema öğrenilsin, semazen yetişsin diye, İstanbul’dan Semazenler getirtti. O günlerdeki İhtifaller, bugünlerden çok daha fazla ses getirir, gelen sanatçılar, Hz. Pir bizi çağırıyor diye bir kuruş ücret almazlardı!

Gelenler aşıktı, karşılayanlar aşıktı, şehir Aşıklar şehriydi. Âşık olan, aşkını gizleyemez derler…

Rahmetli Ahmet Özdemir bir başka aşıktı.  Aşkla geldi, aşkla gitti aramızdan. Rahmetli Seyit Küçükbezirci bambaşka bir aşıktı…Yazılarıyla, sohbetleriyle son Selçukluydu o…Rahmetli Rıza Konyalı aşık geldi, aşık gitti bu dünyadan…Hasret gitti şehrine…

Aşıklar garip gelir, garip gider bu dünyadan…

Reklamları, destekleri, ellerinden tutanları olmaz. Bilen bilmez, gören görmez, duyan duymaz. O görmeyenleri, o duymayanları anan olmaz, Aşıkları da yalnızca sevgi ekilen bu topraklar unutmaz, unutturmaz…

Mevlâna çarşısında, alışveriş yapana para -pul gerekmez. Çünkü bu çarşı da altın akçe on para etmez.

Bu çarşının geçer akçesi nedir bilir misiniz?

Gönül!

Aşık paraya-pula, mevkiye, makama, şana-şöhrete bakmaz! Kişinin unvanının, şatafatının, zenginliğinin, gösteriş için ortaya koyduklarının aşık için bir değeri, bir geçeri, bir geçerliliği yoktur.

Aşk yolunun kılavuzları olan aşıklar insanın gönlüne bakarlar!

Aşkın kapısına kim gelir?

Kime açılır o kapı?

Aşıklara…

Aşk olmadan meşk olmaz denmiş…Âşık olmayan, ne bilsin aşkın kapısını…Ne bilsin aşkın yolunu…

Bu yol sevginin, sevdanın yolu. Karşılıksız her şey…İçten, candan, samimi, duru ve tertemiz…

Aşkın kapısı, aşığı özünden bilir, sözünden bilir, gözünden bilir. Kalbini okur, kalbini….

Aşkın sembolüdür pervane...Nerede bir aşk ışığı parladığını görse, gözünü kırpmadan o parlayan aşk ışığının içine atıverir kendini. Pervane için, deli mi ne, anlamadan dinlemeden kendini atıverdi, yandı-kül oldu diyenler olabilir.

Pişmek nedir, yanmak nedir, aşıklık nedir, aşka kanat çırpmak nedir diye soranlar, hazır değilseler, bir ömür boyu sorar dururlar aşkı.

Aşkla oyuncak gibi oynadığını zannedenlere, aşkla hiç karşılaşmamış olduklarını söyleyin bakalım size inanacaklar mı?

Aşık, sevdiğinden bir günde vazgeçen değildir. Yok elektrik alamadım, yok beni taşıyamadı, yok frekanslarımız tutmadı denen süfli aşklar değil anlattıklarımız.

Aşkın süslü cümlelerle, şatafatlı mekanlarla, serenatlarla, ilan-ı aşklarla, reklamlarla, şehrin her tarafını donatan afişlerle inanın alakası yoktur.

Tahir’in gözleriyle Zühre’yle konuşmasıdır aşk. Leyla’nın aşkına, Mecnun olup çöllere vurmaktır kendini. Ferhat olup, Şirin uğruna delmektir dağları. Kerem gibi yanmaktır Aslı’ya. Bunu kaldıracak kalp arar aşk…Aşkı kaldıracak kalbiniz yoksa, ben âşık oldum diye avazınız çıktığı kadar bağırsanız da, adama güler geçerler.

Aşkın tariflere sığdığını, cendereler içine hapsedildiğini, kalıplara konulduğunu, söyleyenlere selam olsun…

Aşk, samimiyet ister. İçtenlik ister., vefa ister, sabır ister…Bunları tereddütsüz kabullenmiştir sevenler, sevilenler….

Seven sevdiğinden vazgeçer mi?

Hem niye vazgeçsin ki…

Aşkımız bitecek böyle giderse diyen dizelere aldırmayın siz.

Belki de söylenecek en güzel sözlerden birini Şems söylemiş yüzyıllar ötesinden.

Ne mi diyor?

“Aşkın dünü, bugünü, yarını yoktur”

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00