Aşçı Dede Kimin Dedesi?

Erol Sunat

26-09-2022 11:25

Aşçı Dedeyi pek sevdik. Pek tuttuk! Lakin Ateşbaz-ı bu işten ne kadar hoşnut bilen yok? Ya Mevlânâ? Oralara da fazla inen, derin düşünen yok! Gidişat o ki, yarın, Ateşbaz-ı Veli unutulacak, sadece Aşçı Dede kalacak!

Hasılı kelam, Uluslararası Aşçı Dede Ateşbâz-ı Veli Sempozyumunun ikincisini de yapmış bulunuyoruz! Masallara, hikayelere ve tabi ki mavallara bayılırız. Neden mi böyleyiz? Ucu açık! Maval; argo bir kelime, uydurma söz, yalan demek, “bana maval okuma” diye bir deyimimiz dahi var!

Aşçı Dede masalı mı, mavalı mı, yalanı mı artık, ne derseniz deyin öyle bir şey…

Konya nasıl bir Diyarı Mevlânâ ise artık!

Selçuk Üniversitemiz var! Mevlana Araştırmaları Merkezimiz var!

İnanın sadece merakımdan soruyorum! Aşçı Dede gibi bir tabir yok, hiç olmadı diye müdahale ettiklerini duymak isterdik! Yazılı bir açıklama da yapsalardı kabulümüzdü.

Bu festivallere, bu sempozyumlara ev sahipliği yapan kurumlarımızın Mevlânâ konusunda gerçekten uzman bir danışmanı ya da danışmanları var mı? Varsa bu danışmana ya da danışmanlara danışılıyor mu? Sözlerine itibar ediliyor mu?

 

Kültür ve Turizm Müdürlüğümüz bu işin neresinde!

Bütün bir yıl Mevlânâ vuslat törenleri için hazırlık yapan, ağırlığı Mevlânâ olan bir kurum, Aşçı Dede hikayesine hiç eğilmedi mi?

Koskoca Gastronomi Festivali yapılıyor, ardından bir de Uluslararası bir sempozyum!

“Aşçı Dedem” de, “Aşçı Dedem!”

Kurumlarımızdan ve konuyla ilgili Sivil Toplum Kuruluşlarımızdan çıt yok!

Aşçı Dede kimin dedesi?

Konya’nın olmadığı kesin! Konya’da ne böyle bir Aşçı Dede var, ne de Aşçı Baba!

Bu dede günümüz aşçılarının dedesi mi? Bu işi icat edenlerin mi? Ben buldum diyenlerin mi?

Sekiz asır önce de Aşçı Dede diye bir zat mı yaşamış Konya’da, üstelik Mevlânâ’nın yaşadığı o dönemde?

Varsa bilen söylesin, cümle alem öğrensin değil mi efendim?

Ateşbâz-ı Veli, Konya’ya gelen ziyaretçilerin en çok ziyaret ettiği türbelerden biri…

Gönül gözüyle bakan, gönülleri gören, o gönüldeki cevheri, közü, özü gören keşfeden, pişmeye, yanmaya hazır olanları tespit edendi Ateşbâz!

Ateşle oynayandı, gönüllerdeki Hak sevdasını, Hak ateşini, bulup çıkarandı!

Aş nerde?

Aşçı nerde?

Mutfak nerde?

Kazan nerde?

Kepçe nerde?

Bir türlü kapanıp gitmedi bu yalan-yanlış perde!

Gönül denen o dünyada ne pilav var ne zerde!

Mevlana’nın yaşadığı dönemde Mevlevihane yok!

Dergâha benzer bir yeri yok,

Mübareğin tek gözlü bir evi var.

Ne konağı?

Ne o konakta hizmet edenler?

Ne de aşçısı?

Yok kelimesi gayet açık!

Yok kelimesi daha ne desin, yoktan anlamayana!

Aşçı Dede ne mi pişirecek Konya’da? Pilav! Zaten bütün hikayeler pilav üstüne! Hele pilav etten görünmüyorsa elinde sağlam bir kaşığında varsa korkma! Sonra gelsin pilav hikayeleri!

Ateşbâz bir pilav pişirmiş, kazanlar taşmış, Konya’nın tamamı doymuş o pilavla…

Yalandan kim ölmüş? Menkıbe çok, tevatür çok, anlatan yanına eklemeler, süslemeler ilave edip, neler anlatıyor, neler!

O pilav işte bu pilav deseler, inanmaya çoktan hazırız!

Ateşbâz ve Aşçılığı yan yana getiren biz!

İki kavramı kaynaştıran biz!

Biz yaptık oldu diyen yine biz!

Olmayan bir mutfağın aşçısı olur mu?

Arkadaşlar neredeyse yemin edecekler!

O derecede inanmışlar ki Ateşbâz’ın Mevlânâ’nın aşçısı olduğuna…

Bu trajikomik Aşçı Dede meselesine neden bir nokta konmaz bilemiyorum!

Ya da işin aslı neden anlatılmaz!

Bu işi organize edenler, neden işin gerçeğini, hakikatini araştırma, gerçeklerle yüzleşme konusuna eğilmezler?

 

Ateşbâzlık bir makam!

Aşçı Dedeyi kim bulduysa, kim icat ettiyse çıksın o benim, çok pişmanım, Ateşbâz-ı Veliden de, Mevlânâ’dan da özür dilerim desin de bu mevzuyu kapatalım artık!

Konya oldukça geniş bir yemek kültürüne, tam anlamıyla ortaya konmayan, tanıtılmayan, tanıtımında halen eksiklikler olan Selçuklu Saray Mutfağına sahip.

Gastronomide marka şehir olmasının önünde bir engel olduğunu da düşünmüyorum. Oldukça değişik lezzetlere ve yemeklere sahip olan Konya denizleri geçip çaylarda boğulmak zorunda değil!

Aşçı Dede gibi hiç olmayan bir ifadeye, başlığa ve yaklaşıma da ihtiyacı yok!

Ateşbâz-ı Veliyi ve Mevlânâ’yı incitmek hiç hoş değil! Gelin, Ateşbâzlık makamını ve Ateşbâz-ı Veliyi boğazlar meselesine malzeme yapma hatasından ve yanlışından dönelim!

Yanlışta ısrar iyi değil! Yanlış yanlışı getiriyor! Festival yetmiyor, pekişsin diye bir de Aşçı Dede sempozyumu yapıyoruz! Kim ki bu yapılanlara vefa diyorsa, vefa alıp başını gideli çok oldu!

Gerçek Allah dostlarının, gerçek gönül sultanlarının yemekle-içmekle, mutfakla, sarayla, köşkle, konakla bir işi olmamış. Onları oralarda arayanlar nafile aramışlar.

Mevlânâ kendisine sunulan, konakları, köşkleri, sarayları elinin tersiyle itmiş bir gönül adamı!

Yaşadığı dönemde, Mevlânâ köşkü, Mevlânâ konağı, Mevlânâ sarayı diye bir yer yok!

Üçler mezarlığında yatan Allah dostlarından Ahmet Haki Efendi, diyor ki, “Erenler bulunmaz kaşanelerde / Olursa bulunur viranelerde”

Kaşane, köşk demek!

Ahmet Haki Efendi diyor ki, gönül adamlarını, Allah’ın Veli kullarını köşklerde aramayın, onlar köşklerde oturanların virane dedikleri yerlerde bulunurlar. Çünkü dünya malına tamah etmezler, parada pulda, şanda şöhrette gözleri yoktur.

Şimdi bazıları, Aşçı Dede hikayesi tam bir pişmiş aştı. İçinde aş vardı, aşçı vardı. Hikâye vardı, efsane vardı, masal vardı, menkıbe vardı!

Ne olmuş Ateşbâzı, Aşçı Dede yaptıysak?

Neticede öyle böyle pişirdik getirdik aşı! Senin yaptığın “Pişmiş aşa su katmak” diyebilir! Öyle düşünebilir!

Ne demiş atalarımız, “Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş” Bu aş gönülsüz aş, ya karın, ya baş ağrıtan cinsten.

Tekraren yine soruyorum!

Doğruyu söyleyecek, anlatacak, ortaya koyacak, Ateşbâzı Veliyi, Aşçı Dede olmaktan kurtaracak bir Allah’ın kulu yok mu?

İçinde Ateşbâz ve Aşçı Dede geçen son Gastronomi Festivali, son sempozyum budur diyecek olan da kabul!

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00