Yıl Biterken

Erol Sunat

25-11-2024 13:11

Bir yıl daha bitti bitiyor. Bir sonraki hafta başı aralık ayına merhaba diyeceğiz. Sayılı gün değil mi, geçer mi geçer. Üç aralık olur, on beş olur, yirmi beş olur. Bir de bakmışsınız yılbaşı bile gelmiş.

Mesele, yıl biterken, ne diyor insanımız?

Mesela, yıl biterken enflasyon düşme sinyali verecek mi?

Sürekli etiketlere dokunan eller, yeminle bundan gayrı dokunmayacağız diyecekler mi?

Asgari ücretin ne olacağını aralık sonunu beklemeden öğrenebilecek miyiz?

Ya emekli maaşları yüzde kaç olacak, tüm tahminler şaşırıp kalacak mı?

Yıl biterken ucuzlayacak mı kırmızı et? Yıl biterken ne geç ne de erken, müjdeler havai fişek misali patlayacak mı, bizi şaşırtacak mı?

Hemen herkesin Mevlânâ’ya ait olarak bildiği ve öyle kabullenmek istediği, lakin, Baba Efzâl Kâşi’nin “Gel” diyen rubaisi ne diyordu;

“Gel gel, kim olursan ol gel…ister kafir ister Mecusi, ister putperest ol yine gel, bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Tövbeni yüz defa bozmuş bile olsan yine gel…”

Siyaset gerektiğinde kollarını olabildiğince, hatta açabildiğinin son raddesine kadar açabilmekti!

Bunun adına gönül seferberliği denmişti!

Gelsin herkes kanatlarımızın altına, bizim gönlümüzde herkese yer var demekti!

Bu bakış açısı lafta kalmadığında, meydana gelen hareket gümbür-gümbür geldi hep…

Düşün peşime diyen rahmetli Süleyman Demirel’i bir hatırlayın!

Yeter söz milletindir diyen rahmetli Adnan Menderes’i de…

Osmanlı Padişahları, gurur ve kibir kendilerine hâkim olmasın diye, kendileri için “Mağrur olma Padişahım, senden büyük Allah var” dedirtirlerdi.

Mumların mumları tutuşturduğu, fakir-fukaranın garip ve yoksulun görüldüğü, korunduğu ve kollandığı günler o dönemden kalmaydı.

Aç yatanı doyurmadan ağzına lokma almayanların var olduğu zamanlardı.

Ya şimdi?

Mumlara bir hal oldu. Benlik hâkim oldu o mütevazi, kendi halindeki hoşgörülü mumlara. Şimdi deniyor ki; mum mumu tutuşturmaktan vazgeçti. Tutuşturmayı reddetti. Ayrı telden çalmaya başladıklarından beri paçaları tutuşmaya başlayıncaya kadar bu inat sürecek gibi görünüyor.

O zamanda ne mi oluyor?

Mumlar mumları tutuşturmadığı için ne dost olunuyor ne arkadaş ne kardeş. Ne bir olunabiliyor ne de beraber…

Eskiler kavgada yumruk aranmaz derlerdi!

Şimdi öyle kavgaları mumla arasanız yok!

Cümle dert, cümle bela, cümle sıkıntı el ele verip, meydan dayağı atıyorlar!

Yumruk ve tekmelerin nereden geldiği belli değil!

Bildiğimiz bilmediğimiz, tanıdığımız tanımadığımız artışlar, zamlar, faturalar yumruk misali vur abalıya misali vurdukça vuruyor!

İki seksen uzanmışız…

Meydanın orta yerinde kalakalmışız! Geçtim ne oldu, kim yaptı diye sorandan! Geçmiş olsun diyen bile yok!

Eğer, sevgi dolu bir kalbe sahipseniz…

Küfredemezsiniz!

Kimseyi aşağılayamazsınız! Kimse hakkında, suizanda bulunamazsınız! Kimse hakkında, birilerine aleyhte laf söyletemezsiniz…

Vefasızlık yapamazsınız…Vefa da şart yoktur. Vefa da hesap-kitap yoktur. Vefa da var olan sevginin ölçüsü-endazesi ne diye merak edilmez. Çünkü vefa gösteren vefasını sonuna kadar gösterir.

Siyaset denen kavramın içinde vefa arayanlar olabilir. Vefa siyasetin çıkmaz sokağıdır desek inanacak mısınız? Bu çıkmaz sokak, nedendir bilinmez, duvarına çizilen gerçekle ayırt edilemeyecek, bağlara, bahçelere, yollara meyleder sokağa sapanları.

Şems-i Tebrizi, “Vefa sevgidir. Şartsız hesapsız, sonu olmayan bir sevginin ta kendisidir. Bu dünyadan vefa arama, çünkü vefası bile vefasızdır.” diyor. Varın düşünün gerisini!

Bir zamanlar, dostun dosta, arkadaşın arkadaşa vefası gibi çok güzel hasletlere, duygulara ve hislere sahiptik. Bir çoğumuza bir haller oldu.

Gündelik koşuşturmanın ve hayat gailesinin içerisinde, kendimizi unuturken, ahirete uğurladıklarımızı tamamen unuttuk!

Onlar ağabeylerimizdi, kardeşlerimizdi. Sohbetlerine doyamadıklarımız, görmeden edemediklerimiz, sırlarımızı, sıkıntılarımızı paylaştıklarımız insanlardı.

 

Onları görmek bile bizi rahatlatır, ferahlatırdı. İstişare etmeye, kendimizin ya da bir dostumuzun derdini çözmek için az mı gittik yanlarına. İçlerinde baba adamlar vardı. Ağabey hitabını tam anlamıyla hak edenler, dost diye, arkadaş diye böylesine denir dediklerimiz vardı.

Yüzümüze baktıklarında derdimiz olduğunu halimizden, içeri girişimizden, ses tonumuzdan, bilirlerdi.

Gözyaşlarıyla ebediyete uğurladıklarımız, sohbet ehliydiler. Onlardan feyiz aldığımız, feraset sahibi, ince, duygulu, laf söyleme sanatına vakıf, tatlı dilli, güler yüzlü bambaşka insanlardı. Ne yazık ki, bugün hiçbiri hayatta değil…Yalnızlığımız, çıkmaz sokaklarda bir başımıza kalmamız birazda bu yüzden…

Yetmişli yıllarda çok ağladı insanlar…

Seksenli yıllarda da…

Doksanlı yıllar geldi, biraz ayıldılar, biraz açıldılar

İki binli yıllara erişmek heyecanlıydı galiba…Geldik iki binli yıllarında ilk çeyreğine…

Lafa, biz eskiden diye başlamak mevzusu bizden öncekilerden bize miras kaldı…

Tevatür de rivayet de öyle…

Düne takıldık, düne daldık, dünde kaldık. Dünden bugüne gelemedik. Belki hiç istemedik…İşimize gelmedi belki de…

Mutlu olmayı mı unuttuk?

Yoksa mutluluktan korkar mı, olduk?

Kim diyorsa yalan? Kim mi ölmüş yalandan?

Gel biraz laflayalım diye başlarız bazen…Lafın gözüne-gözüne vurmadan edemeyiz…

Lafın belini kırarken, kimlerin beli kırılır, kimlerin kalbi kırılır, kimlerin kulakları şöyle iyice bir çınlar Allah bilir.

Laf aramızda; lafı sulandırmayı, lafı dolandırmayı, mesele zaman kazanmak olduğunda lafı kenara almayı, gözümüzü kırpmadan tozlu raflara atmayı, olmadı ağzımızın içinde hapsetmeyi iyi biliriz.

Gelin, yıl biterken, iyi ve güzel şeyler söyleyip, küs olarak değil de barışarak girelim yeni bir yıla…

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00