Emekli ne desin?

Erol Sunat

30-06-2025 13:08

Benim emeklim, baba dediği rahmetli Demirel’den sonra sevgisiz kaldı, ilgisiz kaldı, yapayalnız kaldı. Ahir ömrünün son zamanlarında hakkını arıyor sokaklarda, meydanlarda.

Maaşı ev kirası etmiyor, bir ay geçinmeye yetmiyor. Kilo ile bir şeyler almayı unuttu. Döndü taneye…Bir elma alıyor, bölüşüyor hanımıyla…

Boynu bükük diyor ki…

Emekli ne desin?

Makarna yesin…

Sanki makarna çok ucuz…

Emekli ikinci el sebze ve meyve alabiliyor artık. Pazar ve marketlerin ikinci el satan köşeleri oluştu. Yarı fiyattan da aşağı rakamlara rağbet çok. Elli liralık bir sebze ya da meyve on beş yirmi lira…İkinci elde biber, domates, hatta meyve bulabilen emekli, kendini şanslı saymaya başladı.

Siyasilerimiz, bu manzaranın ne kadar farkındalar mevzusu git gide derinleşiyor. Sorulardan kaçıyor siyasiler, yaz gelecek sebze ve meyve düşecek, enflasyon gerileyecek gibi bölük pörçük kelimelerle sorulan soruları geçiştiriyorlar.

Bir zamanlar dinledikleri, yan yana oldukları insanlardan çok uzaktalar. Koptular gittiler. Film koptu haberleri yok...

Emekli ve asgari ücretliyle, onlara söz verenler arasında sevgi gibi, güven gibi birtakım duygular hızlı bir şekilde irtifa kaybetmeye başladı. Sabır deniyor ya hâlâ, sabrın sonunda ne olduğunu göremeden bu dünyadan ayrıldı birçok emekli.

Az sabır, az daha sabır, gönlümüzden geçen bu değildi diye diye çıktık geldik bugüne…

Ne olacak böyle?

Görme…Gelme…Dinleme…Duyma…

Nereye kadar?

Elbet bir yerde karşılaşılacak…Elbet bir yerlerde buluşulacak…

Bu dünya, kaçmanın mümkün olmadığı bir yer…

Ya yolda… Ya belde… Ya musalla taşının önünde mutlaka amma mutlaka karşılaşmak var.

Emekli ne desin?

Kalpler kırık…Gönül harabe…Ümit, almış başını gitmiş…

Hayal, ben küskünüm feleğe şarkısını mırıldanıyor…

Gün günden, dün dünden, hafta haftadan, ay aydan, yıl yıldan daha iyi olacak kelimelerinin oluşturduğu cümleler, değil dinleyene, söyleyene de ikna edici gelmiyor.

Deniz bitti mi? Kara göründü mü? Hani nerde kara?

O kara, açtı bir dizi yara…Ne kapanası var ne iyileşesi…

Neymiş…Enflasyon düşmüş…

Kim görmüş? Biz neden göremiyoruz bu düşüşü? Makarna fiyatları bile düşmezken, insanlar ikinci el sebze ve meyveye hücum ederken nasıl düşer enflasyon?

Diyorlar ki, enflasyon bu, neden düşmesin?

Bal gibi de düşer…Ayağı takılır…Başı döner…Tansiyonu fırlar…Biri çarpar…

Emekli ne desin?

O çarpılan enflasyon değil benim diye yıllardır konuşuyor da duyan yok…

Neymiş, yaz gelmiş, sebze ve meyve fiyatları düşmüş, bu düşüş enflasyona yansımış…

Bazı meyveler karşısında en büyük paramız olan 200 lira da enflasyonun çarptıklarından…

Fiyatlara dokunmaktan ve güncelleme yapmaktan başını kaşıyacak zamanı yok marketlerin, çarşı ve pazarın…Bizim maaşlar bildiğiniz gibi… Alım gücü perişan. Amma velakin, enflasyon düşmeye devam…

Bu düşme hissedilmiyor, alım gücüne yansımıyor. En büyük marifeti de son verilerle içli-dışlı olması…

Bize gelince bizler, hayat üniversitesinin, sokak dalında, çarşı-pazar dalında, borç-harç dalında, kira dalında, kredi kartı dalında okumaya devam ediyoruz…

Zar zor bitirdiğimiz, dirsek çürüttüğümüz dallar ve alanlar olsa da özellikle sokak ekonomisi, zam ekonomisi, vaat ekonomisi dallarında uzman olduk…Marketlerde ve pazarlarda master ve doktora yaptık. Ben bu işten anlamam diyenlerimiz bile bayağı bir yol aldılar…

On beş bin lirayla bir ay boyunca nasıl ayakta kalınır, sonra aynı işlem diğer aylar için nasıl mı tekrarlanır?

Emekli ne desin? Hali ahvali, olan biteni açık-seçik anlatmıyor mu?

Haziran ayı diyor ki, işte geldim gidiyorum, temmuz ayına benden selam söyleyin, son veri benden yüksek çıksın ki, az biraz yüzünüz gülsün, cebinize üç beş kuruş fazladan girsin, arada otuz günlükte olsa bir hukukumuz oluştu.

Rakam sizin gibi gariban. Ne çarpma ne çıkarma ne toplama ne de bölme mutlu değil. Göstergeler de öyle, sepet de sepette yer alan ürünler de…

Arada savaş var, ateşkes var, barış var…

Uhulet var, suhulet var, sükûnet var...

Ne mi çıkar enflasyon?

Emekli ne desin?

“Dalgalandım da duruldum…” şarkısının dizelerini mırıldanıyor belli belirsiz…

Kendimizi şarkılara ve türkülere vurduk diye de kendi kendine konuşur oldu…

Ne diyordu Sezen Aksu?

Geç bunları…Anam babam geç bunları…

Zaten geçtik bunları…

Zamları geçtik…Güncellemeleri geçtik…

Hayat pahalılığını geçtik…Orhan Veli’nin bedava diye saydığı hava bedava, bulut bedava, dere-tepe bedava dahil ne varsa geçtik…

Vaatleri geçtik…Telaffuz edilmeyen, unutulan, es geçilen, pas geçilen, ıskalanan ne varsa geçtik…Sokaktan geçtik…Meydandan geçtik…Pazardan, marketten geçtik…

Fakirlikten, fukaralıktan, yoksulluktan geçtik…Enflasyondan geçtik…Pandemiden geçtik…

Geçtik köyden, kasabadan, ilçeden vilayetten…

Enflasyon ne alemde diye soruluyor…

Düşüyormuş…Düşmüş aslında…Değilmişiz farkında…

“Ne demiştin niçin caydın sözünden…” diye serzenişte bulunan kim?

Refah payı diye, ara zam diye, seyyanen diye yollara düşen kim?

Emekli…

Emekli ne desin?

Ay tutuldu, güneş tutuldu, verilen sözler tutulmadı gitti.

Rahmetli İlkan San’ın dediği gibi;

“Sene geçti, mevsim geçti, ay geçti…Yağmur geçti, dolu geçti, kar geçti...Kış geçti, bahar geçti, yaz geçti…Hayat geçti, ömür geçti, yaş geçti...”

 

 

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Dayının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00