Dayının Hikayesi

Erol Sunat

02-06-2024 17:50

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde sözde şakacı, şakayı anında ciddiye çeviren, barışmasını uzlaşmasını bilmeyen insanların yaşadığı bir şehir varmış şehre ilk defa gelenler oldukça esprili bir şehir, insanlar neşeli, şen, iyimser, yardımsever, insan canlısı diye överlermiş. Şehrin en fakir, en garip, en kaderine terk edilmiş mahallesinde kimsesiz bir delikanlı yaşarmış. Tek akrabası oldukça yaşlı bir adam olan dayısıymış. Gerçekten onun dayısı mıymış, çocukluktan beri o delikanlı ona dayı dediğinden mi öyleymiş kimse bilmiyormuş.

Dayının yaşını bilen yokmuş. Saç sakalı karışık üstü başı perişan yok yoksul diye anlatılan bir adammış. Kimseye fazla belli etmese de dinç biri olduğu gözlerden kaçmıyormuş. Yeğenim dediği delikanlıyla sürdürdüğü derbeder hayat onları dikkatlerden kaçıran bir yaşama biçimiymiş. Delikanlı şehrin dışındaki ormanlarda ağaç keserken, biri gelmiş yanına. Yiğidim demiş, dayın son nefesini vermek üzere, seni yanına ister. Delikanlı nefes nefese, kan ter içinde dayısının evine gelmiş. Dayısı, kapat kapıyı demiş, kimseyi alma içeri.

Sonra da başlamış ağır ağır konuşmaya, evlat demiş, sen bu şehrin Beyinin oğlusun. Bey ne ananı ne seni kabul etmedi. Anan benim kardeşimdi. Lakin ahali hep uzaktan akrabam bilirdi. Anan seni Beyin kapısına bıraktı. Kundağının içinde de bir mektup vardı. Bey ve Beyin yeni karısı, seni kabul etmedi. Beni çağırdılar. Al dediler bu akraba çocuğunu. Anası içine bir de mektup bırakmış. O da senin. Sen bak, sen büyüt. Ben okuma yazma bilmem, Bu mektubu istemem dediysem de, cebime koydular. Seni iyi kötü okuttum. Bu mektubu al, aç oku, belki anana dair içinde bir şeyler vardır.

Bak evlat, sana bir bakan olsun diye evlendim. Sonra iki kere daha. Kadınların hiçbiri sana bakmadı. Hepsinden ayrıldım. Sana konaklardan birinde bir süt ana buldum. O kadın seni emzirdi, yürüyünceye kadar sana baktı. Arada sağ mısın değil misin diye uğrardım. O öğretmiş sana dayı demeyi. Pek bi hoşuma gitti. Zaten bir dayı demeye başladın. Hiç bırakmadın. Kan çekti herhalde.

Aldım seni yanıma, odun kestik, meyve topladık, avcılık yaptık. Bazen karnımız doydu. Bazen aç yattık. Lakin günün birinde bir mağarada bir küp dolusu altın buldum. O mağaraya işaretler koydum, o altınları öyle bir yere sakladım ki, al bu deri üzerine çizili şemayı. O mağaraya seni defalarca götürdüm. Her tarafını en az benim kadar bilirsin. Bul altınları. Kurtul şu hayattan, dikil o baban olacak Beyin karşısına. Bulabilirsen ananı bul. Beni de öldü ilan et. Dayım öldü diye göm mezarlığa, sonra çık git bu şehirden. Adamlarım sana yardım edecek.

Delikanlı ne adamı ne yardımı dediyse de öldü diye dayısını mahalleli ile toprağa vermiş. Beyin adamlarından biri cenazeye gelmiş. Delikanlıya ne yapacağını sormuş. Delikanlı benim demiş bu şehirde bir işim kalmadı. Dayımdan kalma yaşlı bir at kaldı. Üç beş de akça. Şansımı başka şehirlerde başka diyarlarda arayacağım. Beyin adamı isabet edersin demiş. Beyimiz gözümün önünde fazla dolaşmasın demişti. Var git yoluna, bahtın ve şansın açık olsun.

Delikanlı binmiş dayısından kalan yaşlı ata, yanına kandil almış, kazma kürek almış, gece yarısı o mağaraya doğru çıkmış yola. Kısa bir zaman sonra bir küp altın bulmuş. Açmış anasından kalma mektubu okumuş. Altınları bir kuşağın içine doldurup sarmış beline. Katılmış bir kervana. Varmış komşu diyarlardan birine. O diyarda on gün kadar dolaştıktan sonra bir şehre gelmiş. Her rastladığına bir adres soruyormuş. Sonunda nehir kıyısında bir eve gelmiş. Çalmış kapıyı. Açan olmamış.

Asabi bir adam girmiş bahçe kapısından içeri. Kimsin sen demiş? Kimi aradın. Delikanlı ben demiş burada yaşayan bir kadını ararım. Adam o kadın demiş benim kölem olur. Sen ya oğlusun ya da akrabası. Satın almaya geldiysen satmam. Kadınlarla birlikte çamaşır yıkamaya gittiler. Görmek istersen bir altın vereceksin. Delikanlı hiçbir şey demeden geri dönmüş. Şehrin en güvenli hanına inmiş. Orada bir oda tutmuş. Bedestene inip kendine oldukça pahalı ve gösterişli elbiseler almış. Bir de herkesin hayranlıkla izlediği bir at. Sonra tekrar varmış o eve. Adam gelene şöyle bir bakmış.

Vay Beyim demiş. Şeref verdin hanemize. Kadın çıkmış içeriden. Delikanlı bu kadınla görüşmek isterim demiş. Adam olur tabi de demiş, beş altın vereceksin. Ne diyeceksen yanımda diyeceksin. Bu kadın köle. Konuş dersem konuşur, sus dersem ağzını açmaz. Delikanlı bu kadın demiş benim anam olur. Çok uzaklardan geldim. O zaman on altın demiş adam. Delikanlı inmiş atından. Adamın yakasından yakalamış. Yerden yere çarpmış. Kadına bu mektubu sen mi yazdın demiş.

Kadın evet demiş, sen benim oğlum olmalısın. Bu arada adam doğrulmuş yerinden benim kölemi kimse benden alamaz diye kılıcına yeltenince, delikanlı bir kılıç darbesiyle öldürmüş adamı. O civarda köle olan insanlar bir anda etrafına toplanmışlar. Şimdi demişler senin kölen mi olacağız? Delikanlı ben demiş anamı buldum. Hepiniz özgürsünüz. Köle değilsiniz. Eğer böyle bir hakkım varsa, hepinizi azat ediyorum.

Almış anasını getirmiş hana. Hancıya, anamı buldum hancı demiş. Bana yardımcı ol, bu şehirden bir dükkân alayım. Aradan üç yıl geçmiş. Delikanlı işini büyütmüş, zenginleşmiş. Sonunda almış anasını, doğduğu şehre gelmişler. Yabancı diyardan gelen bir tüccar olarak bir konak almış. Konağa yerleştiği günün gecesinde dayı çıkmış gelmiş. Delikanlı gel dayı demiş, anamı getirdim. Dayısı ve anası ağabey kardeş uzun süre ağlaşmışlar. Dayı, yeğenim demiş buradan ayrılmadan önce beni öldü diye ilan etti. Mezarımı kazdırdı. Bey olan biteni izlettirdi.

Ben yeni bir kimliğe büründüm. Payitahtta işlerimi büyüttüm. Elimizden alınan ne varsa geri alacağız. Bu şehirde yeniden doğacağız. Dayı ve yeğen şehrin demişler, en kıymetli hanlarını, konaklarını arazilerini bir-bir alalımda, bakalım Bey ne yapacak? Ertesi gün, Bedestenin en büyük beş dükkanını almışlar. Ardından şehrin en gösterişli konağına talip olmuşlar, değerinin üç katını verip aynı gün o konağa yerleşmişler. Ardından üç han, iki aşhane satın alınca şehir bu esrarengiz zenginleri konuşmaya başlamış.

Bey, delikanlıyı huzuruna çağırmış. Kimsin sen demiş. Ne yapmak istersin? Bu zenginliğin nereden geliyor? Delikanlı benim zenginliğim dayımdan demiş. Dayım komşu diyardan. Malının, parasının ölçüsü hesabı yok. Tek varisi benim. Bu şehre geldik, burayı çok sevdik. Hanlara Dayımın adını verdim. Bedestendeki dükkanlara da. Aşhanelere de anamın adını. Şehrin fakir fukarası günde üç öğün tek bir akçe ödemeden yemek yiyecek bu aşhanelerden. Bu durumdan memnun değil misiniz beyim? Bu şehre bir katkımız olsun. Ben babamı hiç tanımadım. Hiç görmedim.

Babamın hayrına da, handa kalanların ilk üç günü bedava. Kalmaya devam eden olursa da cüzi bir para alıyoruz. Fakir, fukaraya evsiz barksıza, şehirde beş tane fakir fukara hanı yaptırdım. Bey, halk demiş seni ve dayını çok seviyor. Niyetiniz ne evlat. Dayın Bey mi olmak ister, şehrin Ağası mı? Bu şehrin Beyi de var, ağası da. Özellikle o dayın, şehirdeki itibarımı yerle bir etti. Kim gönderdi sizi bu şehre, Sultan mı? Delikanlı Beyim demiş, o zaman gerçekleri konuşma vakti geldi. Anam eski bir beyin kızı. Bana gelince, anamın anlattığına göre senin kabul etmediğin oğlunum. Senin konağının kapısına bırakılmış şehirdeki birçok insanın anlattığı o çocuğum. Dayı da, dayım. İyi ki de benim dayım. Bana anamdan da babamdan da daha yakın…

Oğulların var Beyim, Beylik dilerler. Lakin en büyük evladın benim. Anamın yazdığı mektubu, Dayım Sultanımıza verdi. Hanım Sultan anamı ve beni dinledi. Dayımın elinden bu şehrin ağalığını alan senin adamın. Dayım bu şehre tekrar ağa olacak. Benim hükmümü ise Sultanımız verecek. Bey, sen demiş benim için yok hükmündesin. Bu şehri ne o dayına ne de sana veremem. Sultan dahi çıkıp gelse bu mümkün değil.

Tam o sırada dayı çıkmış gelmiş yanlarına. Bey demiş, şu elimdeki ferman Sultan fermanı. Bu fermanın gereğini yaptım. Ağa dediğim ağa bozuntusunu zindana attım. Yeni ağa benim. Bu arada şehrin yeni Beyi ne sensin ne de şu an oğullarım dediklerinden biri. Yeni Bey yeğenim oldu. Şu Beylik alametlerini ister şimdi ver. İster biriyle gönder.

Anlatırlar ki; Bey ailesini alıp şehri terk etmiş. Dayı ve yeğeni o şehirde adaletle hükmetmişler. Şehirde ne fakir kalmış ne yoksul. Ahali kalkınmış, şehir kalkınmış. Ağa Dayının şehri olarak anılmış şehir. Öyle bilinmiş, öyle anlatılmış…

Şehir şehire, dayı dayıya, yeğen yeğene, ana anaya, bey beye, ağa ağaya, konak konağa, kervan kervana, han hana, hancı hancıya, bedesten bedestene, aşhane aşhaneye, ahali ahaliye benzer.

Bir kıssadır anlatılan. Her kıssadan bir hisse alına denmiştir. Bu hikâyede, anlatılanlarla bir benzerlik var ise, tamamen tesadüften ibarettir. Ne kimse gönül koya ne de alınganlık göstere…

Sürçü lisan eylediysek affola…

Bir daha ki sefere daha güzel bir hikâye anlatırız inşallah…

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun 01-01-1970 03:00 Hâlimiz Hâl Değil 01-01-1970 03:00 Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara 01-01-1970 03:00 Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik 01-01-1970 03:00 Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz 01-01-1970 03:00 Hayırlı Bayramlar 01-01-1970 03:00 Vefa Uzaklarda Kalan Bir His 01-01-1970 03:00 Karman Çorman 01-01-1970 03:00 Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da 01-01-1970 03:00 Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur 01-01-1970 03:00 Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde 01-01-1970 03:00 Neyi Arıyorsan O’sun Sen 01-01-1970 03:00 Mevlâna, Aşk, Pervane 01-01-1970 03:00 Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü 01-01-1970 03:00 Beysiz Şehrin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Beddua Ananın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz 01-01-1970 03:00 Elbet bir gün barışacağız 01-01-1970 03:00 Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür 01-01-1970 03:00 Emekli ne desin? 01-01-1970 03:00 Türk olmak 01-01-1970 03:00 Bayram Hürmetine 01-01-1970 03:00 Hekim Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Barışa Yürümek 01-01-1970 03:00 Saltanat Hikayesi 01-01-1970 03:00 Uğursuzun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Dün Bugün Yarın 01-01-1970 03:00 Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni 01-01-1970 03:00 Bak başının çaresine 01-01-1970 03:00 Keşmekeşin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar 01-01-1970 03:00 Aşk Üstüne 01-01-1970 03:00 Olmaz Olmaz Deme Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” 01-01-1970 03:00 Düşe Kalka… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Payitahtı 01-01-1970 03:00 Yıl Edebiyatsız Olmaz 01-01-1970 03:00 Ahalinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa 01-01-1970 03:00 Mevlânâ’nın Gecesi 01-01-1970 03:00 Bırakın Kendinizi Hoşgörüye 01-01-1970 03:00 Muhabbet ola 01-01-1970 03:00 Yıl Biterken 01-01-1970 03:00 Felek Vurmuşun Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yazan Kalem Siyah 01-01-1970 03:00 Yol Gözüktünün Hikayesi 01-01-1970 03:00 “Ben Yoruldum Hayat” 01-01-1970 03:00 Kemankeş Kızın Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız 01-01-1970 03:00 Kara Vicdanlı 01-01-1970 03:00 Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? 01-01-1970 03:00 Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? 01-01-1970 03:00 Ayakta Durmak Buysa Eğer 01-01-1970 03:00 Derinlerde Kaybolmak 01-01-1970 03:00 Meydanlar Er Meydanıdır 01-01-1970 03:00 Mızrak ve Çuval Meselesi 01-01-1970 03:00 Konya Şeker Efsanesi 01-01-1970 03:00 Darmaduman 01-01-1970 03:00 Dağ fare doğurmak zorunda mı? 01-01-1970 03:00 Kötü Gün Dostunuz Var Mı? 01-01-1970 03:00 Uçurumun Kenarı 01-01-1970 03:00 Müdür 01-01-1970 03:00 Kıyamet mi Koptu? 01-01-1970 03:00 Biz Bizden Gidemeyiz 01-01-1970 03:00 Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 ALPASLAN TÜRKEŞ 01-01-1970 03:00 Ramazan Hürmetine 01-01-1970 03:00 İhsan Ceylan 01-01-1970 03:00 Göl Şehrinin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi 01-01-1970 03:00 Bey Kızının Hikayesi 01-01-1970 03:00 Vakit Vuslat Vaktidir 01-01-1970 03:00 Seyit Küçükbezirci 01-01-1970 03:00 Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Buram Buram Konya Kokma 01-01-1970 03:00 KASIMPATI 01-01-1970 03:00 Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem 01-01-1970 03:00 Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş 01-01-1970 03:00 Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! 01-01-1970 03:00 Bu Benim Meselem, Derin Meselem” 01-01-1970 03:00 Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? 01-01-1970 03:00 Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! 01-01-1970 03:00 Öfke hikayesi 01-01-1970 03:00 Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle 01-01-1970 03:00 Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” 01-01-1970 03:00 Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ 01-01-1970 03:00 Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... 01-01-1970 03:00 Söküklerini Dik Sözlerinin 01-01-1970 03:00 Bazen... 01-01-1970 03:00 Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz 01-01-1970 03:00 Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker 01-01-1970 03:00 Dertlinin Derdini Dinlemek! 01-01-1970 03:00 Eden Kendisine Eder!.. 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 Diline Hâkim Olmak 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi -2 01-01-1970 03:00 Ramazan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Hoştur Amma... 01-01-1970 03:00 SON CEMRE 01-01-1970 03:00 SÖZ! 01-01-1970 03:00 YILBAŞI DEMEK 01-01-1970 03:00 ŞEB-İ ARUS 01-01-1970 03:00 Aşçı Dede Kimin Dedesi? 01-01-1970 03:00 Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! 01-01-1970 03:00 Ecdada Vefa! 01-01-1970 03:00 Yüreğe Gömülmek! 01-01-1970 03:00