Biliyor musunuz, bazen telefonumun o ısrarcı sesini kısıp sadece burnumun dikine gitmek bana en büyük özgürlükmüş gibi geliyor. Sürekli bir yerlere yetişme telaşı içindeyim ve aslında nereye gittiğimi bile unuttuğumu fark ediyorum. Navigasyon bana en kısa yolu çiziyor ama o yolun üzerindeki çiçekçiyi ya da eski bir kitapçıyı ıskalıyorum.
Belki de kendimi bulmak için önce o güvenli rotamdan sapmam gerekiyor. Haritadaki o mavi ok beni her zaman "doğru" hedefe götürse de, ruhumu besleyen şeylerin genellikle o çizginin dışında kaldığını hissediyorum. Benim için yanlış sokağa girmek, aslında hiç planlamadığım bir manzarayla tanışmak demek.
Kaybolduğumda, ister istemez etrafıma daha dikkatli bakmaya başlıyorum: Hangi ağaç açmış?, Hangi evin penceresi daha büyük?, Rüzgar şu an tam olarak nereden esiyor?... Hepsini ilk kez o an fark ediyorum. O anlarda dışarısı susuyor ve sadece kendi iç sesimle baş başa kalıyorum. Artık korkmuyorum; çünkü kaybolmanın bir acizlik değil, bir keşif yolculuğu olduğunu biliyorum. Belirli bir kalıba sığmaya çalışırken kendi renklerimi kaybettiğimi görüyorum. Oysa o meşhur "yanlış yol", bazen tam da ihtiyacım olan o dükkana veya o insana açılan kapı oluveriyor benim için.
Zihnimdeki o sürekli "Nereye gidiyorum?" sorusu, kontrolü bıraktığımda yerini sessiz bir huzura bırakıyor. Kendimi bulmamın, aslında ezberlediğim yollardan çıkıp yeni adımlar atmamla başladığını anlıyorum. Belirsizlik bazen benim en iyi pusulam oluyor, sadece ona güvenmem yetiyor.
Düşünüyorum da, her adımımın hesaplı olduğu bir hayatta sürprize yer kalır mı hiç? Arada bir direksiyonu kırıp o ıssız yollara girmek, içimdeki o meraklı çocuğu tekrar uyandırıyor. Hayatın sadece varılacak bir nokta değil, o yolun bizzat kendisi olduğunu duyumsuyorum.
Bugün bir çılgınlık yapıyorum ve bildiğim yolları bir kenara bırakıyorum. Telefonumu cebime atıyorum, başımı kaldırıyorum ve sadece yürüyorum. Kim bilir, belki de o hiç bilmediğim sokağın köşesinde, uzun zamandır aradığım o "ben", beni bekliyordur.
Hasan Yayla
Okullarımıza Uzanan El...
İmdat Yayla
ÇİFTÇİ; Herkesi Doyuran Kendi Aç Kalana Denir
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Tarım Fuarı Konya Da Buluşturdu
Dr. Cemil Paslı
Değişim/Eğitim Sabır İster
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Başbuğ’un İzinde Bir Ömür
Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)
Özgürlük Vaat Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Erol Sunat
Hayırlı Bayramlar
Ali Sait Öge (Gazeteci-Yazar)
Evlerine Gitmediklerimizin Kabirlerine Gittik
İlayda Mangal (Psikolojik Danışman)
Sınırsız Çocukluk, Zor Yetişkinlik
Mustafa Kaygusuz (Emekli Emniyet Müdürü)
Bir Derviş Hüseyin Taşkın...