ureticihaber.com
ureticihaber.com
KÖŞE YAZISI

Hak Edilmeyen Hakkın Topluma Etkisi

Hasan Yayla Hasan Yayla Yazarın tüm yazıları
29-08-2025 00:00 2 dk okuma
Paylaş:

  Hayat, adalet terazisinin hassas dengesiyle kurulmuştur, ancak bazen bu terazi, hak etmeyenlere hakkından daha fazla hak verilmesiyle yalpalar, dengesini kaybeder. Bu durum, adeta bir nehrin en verimli ana kolunun, verimsiz bir bataklığa yönlendirilmesi gibidir. Nehrin gücü o bataklıkta kaybolurken, asıl sulanması gereken topraklar kurur, verimini yitirir. Toplumda da liyakat ve emeğin yerini kayırma, torpil ve haksızlık aldığında, o toplumun toprağı çoraklaşır, geleceği yeşertme gücünü kaybeder. Bu, sadece bireysel bir mağduriyet değil, tüm toplumu saran sessiz bir hastalıktır.
Mesela tiyatro oyununda en yetenekli oyuncunun sahne gerisinde tutulup, en kötü oyuncunun başrol oynamasına izin verilmesine benzer. Perde açıldığında, izleyiciler etkileyici bir performans yerine, kötü bir oyunculuktan ibaret gösteriyle karşılaşır. Toplumda da liyakat sahibi, yetenekli ve çalışkan insanlar hakkını alamadığında, o toplumun sahnesi donuklaşır, yaratıcılığı ve yenilikçiliği geriler.
  Hak etmeyenlere verilen her fazla hak, adeta binanın temelinde kullanılan kalitesiz bir malzeme gibidir. Başlangıçta göz kamaştıran bu bina, en ufak bir sarsıntıda çatlamaya, yıkılmaya mahkumdur. Haksızlık, toplumun en temel değerlerini, adalet ve eşitlik duygularını kemirir. Bu zayıflık, sadece mağdurların değil, haksız kazanç elde edenlerin de ruhunu kemirir, vicdanlarını köreltir.
Hak etmeyenlere hakkından daha fazla hak verilmesi, aynı zamanda bir geminin kaptanının pusulayı değil, rüzgârın yönünü takip etmesine benzer. Kaptan, geminin güvenliğini ve hedefine ulaşmasını sağlamak yerine, en kolay yolu seçer. Sonuç olarak, gemi rotasını şaşırır, fırtınalı denizlerde savrulur, bir türlü limana ulaşamaz. Bir toplumun geleceği de liyakatsiz ve yetersiz insanların eline bırakıldığında, o toplumun geleceği de bir gemiye benzer, en ufak krizde batar.
Bu adaletsizlik, toplumda derin bir güvensizlik hissi yaratır. Vatandaşlar, hak ve hukuka olan inancını kaybeder. Bu durum, adeta kuyuya atılacak olan çok az zehire benzer; atıldığı alanı değil suyun tamamını kirletir. Güvenin sarsılması, toplumsal dayanışmayı zedeler, insanları birbirinden uzaklaştırır ve ortak gelecek inşa etme çabalarını engeller.
  Bu olumsuz yansımaların en trajik boyutu ise, gelecek nesillere olan etkisidir. Hak etmeyenlere verilen her haksız hak, sadece bugünün değil, yarının da sorunudur. Bu durum, adeta gelecekten çalınan bir umuttur. Oysa gelecek, hak edenlerin, çalışanların, üretenlerin omuzlarında yükselir. Haksızlık ise, gelecek nesillerin omuzlarına ağır bir yük bindirir.
  Hak etmeyenlere hakkından daha fazla hak verilmesi, sadece bireysel bir hata değil, tüm bir toplumu yozlaştıran, yavaş yavaş çürüten sistemik sorundur. Bu durumun üstesinden gelmek, sadece bireysel vicdanların değil, toplumsal bir uyanışın da eseridir. Liyakatin, adaletin ve eşitliğin ilke olarak benimsendiği toplumda, ne nehir gücünü kaybeder, ne tiyatro oyunu donuklaşır, ne de gemi rotasını şaşırır. Ancak o zaman, hakkaniyetli ve adil bir gelecek inşa edilebilir.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, ureticihaber.com yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Hasan Yayla — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.