Bugün sizinle, tarihin en vizyoner liderlerinden birinin çocuklara bakışını konuşalım istiyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir" sözü, aslında sadece güzel bir temenni değil; devasa bir eğitim manifestosudur. Bir ülkenin kaderinin, sınıflardaki sıralarda oturan o küçük yüreklerde şekillendiğini görmesi, onun dehasının en berrak yansımasıdır.
Atatürk, bir toplumun çağdaşlık seviyesine ancak nitelikli bir eğitimle ulaşabileceğine inanıyordu. 23 Nisan'ı sadece bir bayram olarak değil, ulusal egemenliğin teminatı olarak çocuklara armağan etmesi bu yüzdendir. Meclisin açıldığı o tarihi günü çocuklarla mühürlemek, "Bu devleti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizlersiniz" demenin en samimi ve stratejik yoluydu. Bu, çocuklara verilen değerin kağıt üzerinde kalmadığının en büyük kanıtıdır.
Bu sözde ilk bakışta, "insanlık görevi" vurgusu hemen dikkatimizi çekiyor. Yani çocuk yetiştirmek sadece anne-babanın ya da öğretmenin işi değil; topyekûn bir toplumun, hatta insanlığın ortak sorumluluğudur. Çocuk, sadece bir ailenin ferdi değil, insanlığın ortak mirası ve geleceğidir. Onu ihmal etmek, aslında kendi geleceğimizi, huzurumuzu ve medeniyetimizi ihmal etmek demektir.
Peki, "yarının büyüğü olarak yetiştirmek" ne anlama geliyor? Bu, çocuğu bugünden ciddiye almak, ona bir birey olarak saygı duymak demektir. Onu pasif bir dinleyici değil, soru soran, eleştiren ve çözüm üreten bir özne haline getirmektir. Atatürk’ün eğitimi bir "ulusal savunma" meselesi olarak görmesi, çocukların donanımlı yetişmesinin aslında vatanı korumakla eşdeğer olduğunu bizlere her fırsatta hatırlatır.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, dünyada çocuklara armağan edilen ilk ve tek bayram olma özelliğini hala koruyor. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin ne kadar sevgi dolu ve ileri görüşlü bir zemin üzerine atıldığını gösterir. Atatürk, çocukların neşesini, coşkusunu ve masumiyetini bağımsızlık meşalesiyle birleştirerek, onlara dünyanın en ağır ama en onurlu sorumluluğunu yüklemiştir: Özgürlük.
Bugün sınıflara girdiğimizde ya da parkta oynayan bir çocuğu izlediğimizde, o sözün ağırlığını tekrar hissetmeliyiz. Eğitimin amacı sadece bilgi yüklemek değil, o küçük çocukların içindeki "büyük insanı" uyandırmaktır. Onlara özgüven aşılamak, merak duygularını diri tutmak ve en önemlisi "insan" olmanın erdemlerini öğretmek, Başöğretmen’in bizlere bıraktığı en kıymetli mirastır.
23 Nisan sadece bayraklarla süslenmiş bir gün değil; bir uyanışın yıl dönümüdür. Bizler duyarlı bireyler olarak, her bir çocuğu yarının birer mimarı, bilim insanı, sanatçısı ya da lideri olarak görmeye devam ettikçe, Atatürk’ün o eşsiz vizyonu da yaşamaya devam edecektir. Bayramımız kutlu, geleceğimiz her daim aydınlık olsun.
Hasan Yayla
Konya Siyasetinde 40 Bin Kilometrekare Mesaisi
Dr. Cemil Paslı
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
İmdat Yayla
İnsanoğlu Yılmaz Deme, Yılmasa Dünya Bu Hale Gelmezdi
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Al Bayrağımızın Gölgesindeyiz
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Türk Eğitiminde Kadın Girişimcinin Yükselişi
Erol Sunat
Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara
İlayda Mangal (Psikolojik Danışman)
YKS’de Son 45 Günün Şifresi
Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli; Müdür Şiddeti
Ali Sait Öge (Gazeteci-Yazar)
Evlerine Gitmediklerimizin Kabirlerine Gittik
Mustafa Kaygusuz (Emekli Emniyet Müdürü)
Bir Derviş Hüseyin Taşkın...