Son yıllarda Konya’da hangi esnafa, hangi sanayiciye dokunsanız hep aynı dertten muzdarip: "Çalıştıracak çırak, işi teslim edecek ara eleman bulamıyoruz." Şehrimizin devasa organize sanayilerinden tarihi Bedesten Çarşısı’na kadar her köşe başında yükselen bu serzeniş, artık geçici bir personel sıkıntısı olmaktan çıktı; üretimin geleceğini tehdit eden derin bir toplu sancıya dönüştü. O eski cıvıl cıvıl, ustasının gözünün içine bakan çırakların yerini ne yazık ki derin bir sessizlik ve boş tezgâhlar aldı.
Anadolu’nun üretim kalbi sayılan Konya, ahilik kültürünün, yani usta-çırak ilişkisinin harmanlandığı en köklü topraklardan biridir. Eskiden yaz tatili geldiğinde ya da bir çocuk okulda umduğunu bulamadığında "Eti senin kemiği benim" denilerek bir ustanın yanına güvenle emanet edilirdi. O dükkânlar sadece birer iş yeri değil; sabrın, ahlakın, hayatı ve mesleği öğrenmenin ilk basamağı olan birer okuldu. Şimdilerde ise bu köklü gelenek zincirinin en önemli halkası koptu ve ne yazık ki yeni nesil bu tezgâhların tozunu yutmak istemiyor.
Peki, ne oldu da bu kadim şehirde zanaat öğrenmek, bir ustanın rahlesinden geçmek gözden düştü? İlk olarak, toplumsal algılarımızda yaşanan o keskin kırılmaya bakmamız gerekiyor. Hepimiz çocuklarımızın masa başı bir işi olsun, klimalı odalarda takım elbiseyle çalışsın istedik; "Aman oğlum/kızım bizim gibi dirsek çürütmesin, üstü başı yağ olmasın" diyerek büyüttük onları. Hepsini üniversite kapılarına yığarken, aslında hayatın ve üretimin tam merkezinde duran, altın bilezik değerindeki mesleklerin içini kendi ellerimizle boşalttığımızı fark edemedik.
Tabii madalyonun bir de ekonomik ve sosyal güvence yüzü var, iğneyi biraz da kendimize batırmalıyız. Günümüz gençleri, haklı olarak sadece meslek öğrenmek değil, emeğinin karşılığını almak ve geleceğini güvende görmek istiyor. Eski usul "Haftalık harçlık" mantığıyla bugünün hayat pahalılığında bir genci dükkânda tutmak artık mümkün değil. Çalışma saatlerinin esnekliği, sosyal güvencenin eksiksiz yatması ve mesleğe başlayan bir gencin "Ben burada kendime bir gelecek kurabilirim" diyebilmesi, bu sorunun çözümünde en kritik eşiği oluşturuyor.
Diğer taraftan, eğitim sistemimiz ile sanayimizin ihtiyaçları arasındaki o meşhur makas bir türlü kapanmak bilmedi. Meslek liselerimiz son yıllarda ciddi bir atılım içinde olsa da sanayinin baş döndürücü hızına yetişmekte bazen geride kalıyor. Teoride harika olan eğitim, pratikte Konya Sanayisi'nin CNC tezgahının, döküm potasının ya da otomotiv parça üretiminin hızına ayak uyduramıyor; böyle olunca okuldan mezun olan genç, sudan çıkmış balığa dönüyor ve üretimin içine dahil olmakta zorlanıyor.
Bu durumun Konya ekonomisine faturası ise her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Fabrikalar sipariş yetiştirmek için çırpınırken, kapasitelerini sırf işi yürütecek teknik personel bulamadıkları için daraltmak zorunda kalıyor. Ustalar yaşlanıyor, zanaatkarlar unvanlarını devredecek kimseyi bulamadığı için dükkanına kilit vuruyor. Eğer bu gidişata acilen dur demezsek, çok değil on on beş yıl sonra paramız olsa bile bozulan makinemizi tamir ettirecek, evimizin tesisatını emanet edecek tek bir yerli usta bile bulamayacağız.
Konya’nın bu kanayan yarasına merhem olmak, sadece esnafın ya da sanayicinin değil, hepimizin ortak vazifesidir. Ailelerin meslek algısını değiştirmekten, mesleki eğitimi modernleştirmeye ve gençlere hak ettikleri insani çalışma şartlarını sunmaya kadar topyekûn bir seferberlik başlatmalıyız. Unutmayalım ki bir şehrin kalkınması sadece üniversite diplomalarıyla değil; alnının teriyle, elinin emeğiyle o üretimi omuzlayan gizli kahramanların, yani ara elemanların ve çırakların varlığıyla mümkündür.
Hasan Yayla
Altın Bilezik Yere Mi Düştü?
Dr. Cemil Paslı
Beni Seviyorsanız Resulümün (s.a.v.) Ahlakını Kuşanın! (3/31)
Özkan Buyrucu
Babacan Otorite ve Kurumsallaşma Sınavı
İmdat Yayla
Ahlak, Sosyal Düzeni Koruyan İlahi Bir Güvenlik Şerididir
Erol Sunat
Türk Yeter Ki Sağ Olsun
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Çocuklar YKS’ye, Anne Babalar Sabra Hazırlanmalı
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Bayramlık Olsun
Ali Sait Öge (Gazeteci-Yazar)
Unutulan Gazeteciler Ve Kaybolan Vefa
Ömer Kacar (Eğitim Gücü Sen İlçe Temsilcisi)
Kel Başa Şimşir Tarak; İki Kelimelik Devrim
İlayda Mangal (Psikolojik Danışman)
YKS’de Son 45 Günün Şifresi