Yürekleri Aynı Ritimle Atan İki Can

Hasan Yayla

29-05-2026 00:00

 Gönül coğrafyamızın sınırları haritalarla çizilemeyecek kadar derin ve köklüdür. Ne zaman "Azerbaycan" kelimesini duysak içimizde bir tel titrer, ne zaman Türkiye’nin başı sıkışsa Hazar’ın kıyısından bir feryat yükselir. Merhum Haydar Aliyev’in o zihinlere kazınan "İki devlet, tek millet" sözü, alelade söylenmiş bir siyasi mottomuz değil; etle tırnak olmuş, acıyı da sevinci de aynı sineye sığdırmış iki kardeşin asırlık kader ortaklığıdır. Biz aynı kökten beslenen, aynı rüzgârla savrulan ama düştüğü her toprakta birbirini gözünden tanıyan koca bir çınarız.

 Bu sarsılmaz bağın köklerine inmek için tarihin tozlu sayfalarını araladığımızda, karşımıza sadece cephelerde omuz omuza verilmiş mücadeleler çıkmaz; ruh dünyamızı şekillendiren muazzam bir inanç ve vizyon birliği de çıkar. İşte tam da bu noktada, Türk dünyasının ve İslam tarihinin en görkemli dönüm noktası olan İstanbul’un Fethi, hafızalarımızda apayrı bir pencere açar. 1453 yılında Sultan Fatih’in surları yıkan o sarsılmaz iradesi, sadece Bizans’ın başkentini değil, bütün bir Türk-İslam dünyasının geleceğini de şekillendirmiştir. İstanbul’un fethiyle çağ açıp çağ kapatan o ruh, bugün Bakü sokaklarında atan kalple aynı kaynaktan beslenmektedir.

 Peki, bu muazzam fethin Azerbaycan ile bağını kuran o görünmez köprü tam olarak nerededir? Dönemin kaynaklarına ve tarihi seyre baktığımızda, İstanbul’un kuşatması ve fethi sürecinde Doğu’dan, yani bugünkü Azerbaycan topraklarından gelen manevi desteğin, dua ordularının ve hatta ilim insanlarının izlerini görürüz. Fatih Sultan Mehmed Han’ın yanında saf tutan, ona yoldaşlık eden pek çok gönül sultanının kökleri Kafkasya’ya, Tebriz’e, Şirvan’a uzanır. O dönemde Hazar’ın öte yakasında yankılanan fetih müjdesi sevinci, yüzyıllar sonra Karabağ’ın azatlığında Şuşa’da dalgalanan Türk ve Azerbaycan bayraklarının yarattığı o muazzam gururla tamamen aynı hissin tezahürüdür.

 Tarih bizi zaman zaman farklı yollara sevk etmiş, araya yapay sınırlar, ideolojik duvarlar örmüş olsa da gönül köprülerimizi yıkmaya hiçbir gücün nefesi yetmemiştir. Sovyet döneminin o en karanlık, baskıcı günlerinde bile Azerbaycan edebiyatının usta kalemleri, şairleri satır aralarına Türkiye sevdasını gizlemişlerdir. Bahtiyar Vahapzade’nin "Bir ananın iki oğlu" şiiri, aslında hepimizin içindeki o gizli hasretin, o kopmaz bağın haykırışıydı. Biz birbirimizden kopmadık; aksine uzakta kaldıkça özlemle bilendik, birbirimizin sesine daha bir canıgönülden kulak kesildik.

 Bugün modern dünyada attığımız her ortak adım, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatlarından Hazar geçişli koridorlara, askeri ittifaklardan kültürel projelere kadar her şey, o köklü geçmişin günümüzdeki yansımalarından ibarettir. İstanbul’un fethiyle dünyaya adaleti ve hoşgörüyü haykıran o asil duruş neyse, Karabağ’ın otuz yıllık işgaline son verilirken ortaya konan o destansı kardeşlik dayanışması da odur. Türkiye ve Azerbaycan, sadece iyi günde bir araya gelen iki komşu değil; en zor virajlarda birbirine siper olan, geleceği de birlikte inşa etmeye yeminli iki candır.

 Bu can birliğinin en güzel tarafı da dilimizdeki o tatlı, sıcak ve yapaylıktan uzak samimiyettir. İstanbul Türkçesi ile Bakü’nün o şiirsel şivesi bir araya geldiğinde, kelimeler adeta birbiriyle kucaklaşır. Biz "ayrılık" derken de "görüşmek" derken de aynı hüzün ve neşeyle yoğruluruz. İki ülkenin insanı bir araya geldiğinde tercümana ihtiyaç duymaz; çünkü dillerimizden önce kalplerimiz birbiriyle konuşur, gözlerimiz aynı sevdayı muştular. Bu yüzden bizim edebiyatımız da şiirimiz de tarihimiz de ortaktır.

 Tarihten günümüze uzanan bu kutlu yolculukta gördük ki, biz sadece geçmişi değil, geleceği de bir olan bir milletiz. Fatih’in İstanbul’a girerken taşıdığı o asil ruh, bugün Hazar’ın dalgalarında, Anadolu’nun dağlarında yaşamaya devam ediyor. Türkiye ve Azerbaycan, yeryüzünde eşine az rastlanır bir kardeşlik hukukuyla, "İki devlet, tek millet" iradesiyle her geçen gün daha da kenetleniyor. Bu ezeli bağ, dünümüzü aydınlattığı gibi, yarınlarımızı da parlatmaya ve tüm dünyaya örnek olmaya devam edecektir.

DİĞER YAZILARI Yarın Bayram! 01-01-1970 03:00 Neden Yazıyorum? 01-01-1970 03:00 Omuzlarımızdaki Gurur: 19 Mayıs 01-01-1970 03:00 1277 Mayısından Yapay Zekaya Dilimiz 01-01-1970 03:00 Konya Siyasetinde 40 Bin Kilometrekare Mesaisi 01-01-1970 03:00 SAHA EXPO 2026'da Sınırları Aşıyoruz 01-01-1970 03:00 Düşük Navlun, Yüksek Enflasyon 01-01-1970 03:00 Emek ve Dayanışmanın Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Başarı Mesai İle Değil, Kalple Ölçülür 01-01-1970 03:00 Atatürk Ve Çocuklar 01-01-1970 03:00 Algoritmaların Arasında Kalan Çocukluk 01-01-1970 03:00 Okullarımıza Uzanan El... 01-01-1970 03:00 Ateş Çemberinde Denge Sanatı 01-01-1970 03:00 Tapu Senedinden Anı Defterine 01-01-1970 03:00 Kendi Kayboluşumun Keşfi 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Yeni Dijital Eşiği 01-01-1970 03:00 Görünmez Prangalar 01-01-1970 03:00 Başarıyı Yeniden Tanımlamak Mı? 01-01-1970 03:00 Doğanın Uyanışı ve Ergenekon'un Mirası 01-01-1970 03:00 Bugün Bayram 01-01-1970 03:00 Enerji ve Lojistik Hattında Hürmüz Kıskacı 01-01-1970 03:00 İstiklal’in Sesi 01-01-1970 03:00 Türk Kültüründe Kadın 01-01-1970 03:00 Yeşil ve Mavi Bir Trakya Şehri 01-01-1970 03:00 Konya’da Gönül Sofraları 01-01-1970 03:00 Bozkırın Başkentinde Bir Cumhuriyet Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yolun Yarısına İki Kala 01-01-1970 03:00 Anadolu'nun Kalbinde Bir Şehir Destanı 01-01-1970 03:00 Konya Bir Velespit Şehridir 01-01-1970 03:00 İnsana Hürmet ve İnsanı Dinlemek 01-01-1970 03:00 Milli İstikbalin Şafağı 01-01-1970 03:00 Durdurulamayan Zaman: 6 Şubat... 01-01-1970 03:00 Lojistik Yönetiminde Maliyet ve Sürdürülebilirlik Dengesi 01-01-1970 03:00 Terörsüz Türkiye ve Suriye’de Lojistik Dönüşüm 01-01-1970 03:00 Fatih Özgökçen’in İl Başkanlığı’nda İlk Yılı 01-01-1970 03:00 Mukaddes Sancak 01-01-1970 03:00 İçindeki Anka’yı Uyandır 01-01-1970 03:00 Akdeniz’de İkinci Yüzyıl Hamlesi 01-01-1970 03:00 Türk Asrı Kararlılığı 01-01-1970 03:00 Gerçek Haber ve Haberciler 01-01-1970 03:00 Kendi Yerini Çizen Kalemler 01-01-1970 03:00 Geleceğin Rotasını Çizmek 01-01-1970 03:00 2026’ya Umutla Bakmak 01-01-1970 03:00 Kurumsal Hayatta Esneklik ve Hayatta Kalma 01-01-1970 03:00 Ahlakın Egemenliği 01-01-1970 03:00 Emanet ve Ahde Vefa 01-01-1970 03:00 Köprüler Kuran Miras 01-01-1970 03:00 Mevlânâ'nın Vuslat Gecesi: Şeb-i Arus 01-01-1970 03:00 Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) !? 01-01-1970 03:00 Sessiz Çoğunluk 01-01-1970 03:00 Güven İstismarı 01-01-1970 03:00 Algı, Tavır ve İşbirliği 01-01-1970 03:00 Türkiye'de Öğretmenlik 01-01-1970 03:00 Yusuf Has Hacib'den Kurumsal Dünyaya 01-01-1970 03:00 Yeşil Lojistik 01-01-1970 03:00 Konya'nın Cephe Arkası Kahramanlığı 01-01-1970 03:00 Milli Mücadele'de Konya ve Atatürk 01-01-1970 03:00 Aydınlığın Vizyonu ve Misyonu 01-01-1970 03:00 Yılmaz Bir İnsan Ne Demek 01-01-1970 03:00 Kaderin İnce İpliği 01-01-1970 03:00 Aile Dinamiklerinde Yaşa Bağlı Değişimler 01-01-1970 03:00 Lojistik Firmaları Üzerindeki Üçlü Baskı 01-01-1970 03:00 İlişkilerde Sınırlar ve Değerler 01-01-1970 03:00 Hamd ve Şükür 01-01-1970 03:00 Hayatta Ne Geç Kalmalı Ne De Erken Davranmalı 01-01-1970 03:00 Türkiye Yüzyılı Vizyonu ve Gençliğin Geleceği 01-01-1970 03:00 Zorunlu Eğitim Sisteminin Değişim Gerekliliği 01-01-1970 03:00 Menfaat ve İnsan İlişkileri 01-01-1970 03:00 Üretimin Sesi, Bir Ulusun Geleceğinin Aynasıdır 01-01-1970 03:00 Neden Beyin Göçü? 01-01-1970 03:00 Hayat Döngüsü 01-01-1970 03:00 Araftaki Renk 01-01-1970 03:00 Doğu Türkistan:Unutulmuş Bir Dramın Gölgesi 01-01-1970 03:00 Başarının Kilidi 01-01-1970 03:00 Depo ve Lojistik Operasyonlarında Kurumsallaşmak 01-01-1970 03:00 Zengezur Koridoru ve Türkiye 01-01-1970 03:00 Kuşak ve Yol Girişimi Nedir? 01-01-1970 03:00 Hak Edilmeyen Hakkın Topluma Etkisi 01-01-1970 03:00 Lojistik Ağındaki Stratejik Kilit Taş: Konya 01-01-1970 03:00 Zamanın Akışında İnsanlık Halleri 01-01-1970 03:00 Düşen Rekolte, Alarm Veren Tarım ve Gençler 01-01-1970 03:00 İdari ve Operasyonel Çalışanlar Arasındaki Uçurum 01-01-1970 03:00 Bir Yol Hikayesi 01-01-1970 03:00 Türkiye Eşittir Zamanın Çatladığı Merkez 01-01-1970 03:00 İnsanlığın Kırık Aynası: Neden Kötüye Gidiyoruz? 01-01-1970 03:00 Batık Müteahhit: Sadece İnşaat Değil, Hayatın Her Bir Köşesinde! 01-01-1970 03:00 Toksik Çalışanların Gizli Maliyeti 01-01-1970 03:00