https://www.ureticihaber.com/files/uploads/user/e653ca0b5ac63eb4e7649bf5513038de-82dfc3bf7d790607546a.jpg
Erol Sunat

Yüreğe Gömülmek!

19-08-2022 00:20 5497 kez okundu.

Eğer ki yüreklere gömülmüşseniz, yüreklere gömülü olanı kimse silemez! Sevilmek gerekiyor. Rabbimizin sevdirdiklerini silmeye kimin gücü yetebilir ki?

Yüreğe gömülenlerden olmayı Hz. Mevlânâ şöyle açıklamış, “Üzülme herkes ölür, kimi toprağa gömülür, kimi yüreğe.” demiş.

Yüreğe gömülmek parayla pulla olmuyor.

Çok istemekle, zorlamakla da…

Gönül kılı kırk yarıyor böyle mevzularda…

Yarıyor yarmasına da;

Son yıllarda hepimize bir haller oldu, her şeyi maddeye döktük!

Gönülle, kalple, yürekle bir işimiz kalmadı.

Yalandan dahi olsa gönül almayı unuttuk bu dönemde…

Varsa yoksa para, varsa yoksa maddiyat…

Sanki öbür tarafta ihtiyacımız olacak!

Sanki kefenin cebi var!

Hırsımız, tamahkarlığımız, aç gözlülüğümüz, fırsatçılığımız ayyuka çıktı!

Ne geçti elimize?

Direttik ne oldu?

Zorladık ne oldu?

İnsanları horladık, aşağıladık ne oldu?

Yalnız bıraktık!

Ellerinden tutmadık!

Ne derdin var diye sormadık ne oldu?

Feryatlarına, hıçkırıklarına, inlemelerine kulaklarımızı tıkadık!

Sınandıkça sınandık, geçtiğimiz tek bir imtihan var mı?

Kırma insan kalbini yapacak ustası yok dediler!

Anladık mı?

Her şeye karışmadık mı?

Sevgiye karıştık!

Mutluluğa karıştık!

Fitne ateşleri yaktık!

Ortalığı bulandırdık!

Dedikodular çıkardık!

Yalanlarla bezedik o güzelim yolları!

Bırakmadık insanları!

Mutluluğun, saadetin “Ali kıran baş keseni” olduk!

Her güzel şeye ben karar veririm!

Ben gül demeden kimsenin yüzü gülmez demekten kendimizi alamadık!

Rızkı bile kendi dağıttığımıza hükmettik!

Dedik ki, ben olmasaydım işin yoktu, aşın yoktu, ekmeğin yoktu!

Ne mi oldu?

Tuz koktu!

O tanıdığımız insanlar gitti, hiç bilmediğimiz, kendini bilmez, canavarlaşmış birileri geçti karşımıza!

“Ben” dedikçe, ardından ne kadar “ben” varsa koşarak gelen!

Egoları saçmaladı, etraflarında onları seven, onları tutan, onları savunan kalmadı!

Lakin, hayatlar dağıldı!

İnsanlar savruldu, kavruldu, paramparça oldu!

Ne geçti elimize?

Zalimin zulmü varsa sevenin Allah’ı var dedi insanlar!

Çok şükür ki, gölgesine sığınacağımız bir liman var dediler.

Sığındılar o limana, yaslandılar, o yücelerden yücesine….

Bu dünya nice Nemrutlar gördü, Firavunlar gördü, milyonlarca insanı öldüren sömürgeciler gördü, savaşları bitirmeyen, vahşetten ve ölümden beslenen devletler ve yönetenlerini gördü.

Bu dünya düştükleri bataklıktan insanları çekip çıkaranları, kurtaranları gördü. Huzuru gördü, mutluluğu gördü, sükunu gördü.

İnsanlık her şeyi görse de, bilse de durulmadı!

Yalan dünya, insanoğlunun asla sahip olamayacağı dünyayı insanlığın var olduğundan beri, bu dünya neden senin olmasın diye attı durdu önüne…Bir arada yaşamayı, bölüşmeyi, paylaşmayı bir türlü başaramadı dünyamız! Ne dün ne bugün!

Nemrutların izinden yürüyenlerden, Firavunların peşi sıra koşanlardan var mı yüreğe gömülen!

Bu insanlardan yüreğe gömülen bir tane örnek gösterilebilir mi?

Yok amma, sanki bu dünya kötülerin dünyasıymış gibi, kötülere kalmış gibi, kötülere hayran olanların, onların peşi sıra gidenlerin hiç eksilmiyor olması da, yalan dünyanın bir tezadı!

“Sevelim, sevilelim dünya kimseye kalmaz” diyen Yunus’u hatırlayan var mı?

Hani o Taptuk Emre’nin bizim Yunus mu diye sorduğu, Yunus!

“Yaratılanı hoş gör, Yaradan’dan ötürü” diyen Yunus!

“Ben gelmedim davi için/ Benim işim sevi için/ Gönüller dost evi için / Gönüller yapmaya geldim” diyen Yunus!

Yüreğinize gömülü kimlerin olduğunu şöyle bir düşünün!

Yürek o sıralamayı anında yapmaz mı?

En çok sevilenden itibaren devam eden bir sıralama…

Yüreğinize gömdükleriniz…

Bir de sizin nazarınızda, yüreğiniz yerine toprağa gömülü olanlar!

Biz sevmeyi unuttuk! Sevgiye giden yolları, köprüleri havaya uçurduk! Her tarafa kin ve nefret çiçekleri ektik! Kendiliğinden yetişip gelen sevgi çiçeklerini ise gördüğümüz yerde söküp, koparıp attık!

Sevgisizliğimizi sevgi diye anlatmaya, tanıtmaya, sempatik göstermeye çalıştık!

Ne mi oldu? Sevgisizlik tel-tel döküldü! Dağlar, taşlar, uçan kuşlar sevgi bu değil dediler!

Al sevgisizliğini, çal başına dediler! Sevgi diye sevgisizlikle bize gelme dediler!

Sevgisizler toprağa, sevgi dolu olanlar ise yüreklere gömülmeye devam ediyorlar!

 

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun Hâlimiz Hâl Değil Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz Hayırlı Bayramlar Vefa Uzaklarda Kalan Bir His Karman Çorman Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde Neyi Arıyorsan O’sun Sen Mevlâna, Aşk, Pervane Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü Beysiz Şehrin Hikayesi Beddua Ananın Hikayesi Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz Elbet bir gün barışacağız Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür Emekli ne desin? Türk olmak Bayram Hürmetine Hekim Kızının Hikayesi Sevgi ve Barışa Yürümek Saltanat Hikayesi Uğursuzun Hikayesi Dün Bugün Yarın Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni Bak başının çaresine Keşmekeşin Hikayesi Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar Aşk Üstüne Olmaz Olmaz Deme Hikayesi Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” Düşe Kalka… Türkçenin Payitahtı Yıl Edebiyatsız Olmaz Ahalinin Hikayesi Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa Mevlânâ’nın Gecesi Bırakın Kendinizi Hoşgörüye Muhabbet ola Yıl Biterken Felek Vurmuşun Hikayesi Yazan Kalem Siyah Yol Gözüktünün Hikayesi “Ben Yoruldum Hayat” Kemankeş Kızın Hikayesi Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız Kara Vicdanlı Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? Ayakta Durmak Buysa Eğer Derinlerde Kaybolmak Meydanlar Er Meydanıdır Mızrak ve Çuval Meselesi Konya Şeker Efsanesi Darmaduman Dağ fare doğurmak zorunda mı? Kötü Gün Dostunuz Var Mı? Uçurumun Kenarı Dayının Hikayesi Müdür Kıyamet mi Koptu? Biz Bizden Gidemeyiz Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun ALPASLAN TÜRKEŞ Ramazan Hürmetine İhsan Ceylan Göl Şehrinin Hikayesi Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi Bey Kızının Hikayesi Vakit Vuslat Vaktidir Seyit Küçükbezirci Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür Buram Buram Konya Kokma KASIMPATI Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! Bu Benim Meselem, Derin Meselem” Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! Öfke hikayesi Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... Söküklerini Dik Sözlerinin Bazen... Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker Dertlinin Derdini Dinlemek! Eden Kendisine Eder!.. AYNA Diline Hâkim Olmak Ramazan Hikayesi -2 Ramazan Hikayesi Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed Fani Dünya Hoştur Amma... SON CEMRE SÖZ! YILBAŞI DEMEK ŞEB-İ ARUS Aşçı Dede Kimin Dedesi? Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! Ecdada Vefa!