https://www.ureticihaber.com/files/uploads/user/e653ca0b5ac63eb4e7649bf5513038de-82dfc3bf7d790607546a.jpg
Erol Sunat

Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız

02-10-2024 00:54 2161 kez okundu.

Eğitim ihmale gelmiyor. Eğitime getirilen tasarruf tedbirleri, eğitimde tasarruf olmaz sözünün haklılığını bir kez daha ortaya çıkardı.

Mektepler ve muallimler olmasa Maarifi ne güzel idare ederdim diyen Maarif Nazırının kulakları çınlasın.

İşin içine mekteplerin yani okulların temizliği de eklendi.

Bir zamanlar tertemizdi okullarımız. Biz o temizliği, o kıt imkanlarda gören ve yaşayan bahtiyar öğrencileriz.

Eğitimin çarkları eskisi gibi dönmemeye başladı. Az biraz daha zorlanırsa çarkların dişlileri kırılacak…Çatırdama sesleri memleketin her tarafından duyulmaya başladı.

Okullarımızı açtık açmasına da okulların temizlik meselesini çözemedik.

Yardımcı Hizmetler sınıfı diye bir sınıf vardı Eğitimimizde. Bu sınıfı geliştiremedik.

Geliştiremediğimiz gibi fena budadık.

Şimdi işin içinden çıkılamıyor. Okul temizliği meselesi entübe halde…

Nefes alamıyoruz diyen okulların sesi sokaklara taşmış durumda.

Okullar kapanır kapanmaz yapmamız gereken temizlik personeli alma meselesini bugünlere bıraktık…

Rakam çok düşük…

Otuz bin personel alınıyor. Nereye, hangi okullara? Neden bu kadar az?

Bir temizlik personeline kaç okul düşüyor gibi trajikomik sorular dolaşıyor her yerde?

Almaya kalktığımız tedbirler hem yetersiz hem devede kulak kalıyor.

Milli Eğitim nasıl olurda okullarını temiz tutamaz sorusunun cevabını arıyor Veliler, öğrenciler, öğretmenler.

BİR ZAMANLAR TERTEMİZDİ OKULLARIMIZ

Eğitim ihmale gelmiyor. Eğitime getirilen tasarruf tedbirleri, eğitimde tasarruf olmaz sözünün haklılığını bir kez daha ortaya çıkardı.

Mektepler ve muallimler olmasa Maarifi ne güzel idare ederdim diyen Maarif Nazırının kulakları çınlasın.

İşin içine mekteplerin yani okulların temizliği de eklendi.

Bir zamanlar tertemizdi okullarımız. Biz o temizliği, o kıt imkanlarda gören ve yaşayan bahtiyar öğrencileriz.

Eğitimin çarkları eskisi gibi dönmemeye başladı. Az biraz daha zorlanırsa çarkların dişlileri kırılacak…Çatırdama sesleri memleketin her tarafından duyulmaya başladı.

Okullarımızı açtık açmasına da okulların temizlik meselesini çözemedik.

Yardımcı Hizmetler sınıfı diye bir sınıf vardı Eğitimimizde. Bu sınıfı geliştiremedik.

Geliştiremediğimiz gibi fena budadık.

Şimdi işin içinden çıkılamıyor. Okul temizliği meselesi entübe halde…

Nefes alamıyoruz diyen okulların sesi sokaklara taşmış durumda.

Okullar kapanır kapanmaz yapmamız gereken temizlik personeli alma meselesini bugünlere bıraktık…

Rakam çok düşük…

Otuz bin personel alınıyor. Nereye, hangi okullara? Neden bu kadar az?

Bir temizlik personeline kaç okul düşüyor gibi trajikomik sorular dolaşıyor her yerde?

Almaya kalktığımız tedbirler hem yetersiz hem devede kulak kalıyor.

Milli Eğitim nasıl olurda okullarını temiz tutamaz sorusunun cevabını arıyor Veliler, öğrenciler, öğretmenler.

Bir zamanlar, benim Milli Eğitimim öyle düşünceliydi ki…

Öğrencilerini üşütmezdi…Aç bırakmazdı…Korurdu, gözetirdi…

Kollarını ardına kadar açardı…Sevgi vardı o kollarda, şefkat vardı.

Okul benim okulum…

Sınıf benim sınıfım…

Öğretmen benim öğretmenimdi…

Bir zamanlar Milli Eğitim, benim Milli Eğitimimdi…

Okul Müdürleri saygın insanlardı. Okulları için yapamayacakları hiçbir fedakârlık olmayan Okul Müdürlerine ve Öğretmenlere sahipti Milli Eğitim.

Çiçek gibiydi okullar…

Tuvaletler tertemiz, pırıl pırıldı sınıflar.

Okula gitmek…Okullu olmak…Sınıfları doldurmak…

Bir başkaydı…

Bugün bile andıkça gözlerimiz doluyor…

O Milli Eğitim benim Milli Eğitimimdi…

Bizler o okullara ve öğretmenlerimize emanet çocuklardık…

Anamızdı, babamızdı öğretmenlerimiz…

Evlatlarından bizi hiç ama hiç ayırmadılar.

Kardeş gibi, kardeşten öte sınıf arkadaşlarımız vardı.

Kimi kan kardeşimizdi, kimi sıra arkadaşımız, kimi sırdaşımız.

Biz o yokluk dönemlerinin çocuklarıydık.

Kurşun kalem kıymetlimiz, silgi boynumuzda kolyemiz, saman yapraktı defterimiz…

Kimimizin çantası yoktu, kimimizin kalemtıraşı, kimimizin cetveli, gönyesi, pergeli…

Siyah önlüklerimiz, beyaz yakalarımız vardı.

Biz, Ellili yılların çocuklarıydık…

Elimizde beyaz tebeşir, kara tahtanın başındaydık. Sınıf geçmek zor, mezun olmak olay, hayat ve daha ilerisi tatlı bir hayaldi.

Ne sınıfımızı unuttuk ne öğretmenlerimizi ne okulumuzu…Ne de o günleri ve çocukluğumuzu…

Benim Milli Eğitimim var ya…

Samimiydi…İçtendi…Yanımızdaydı…Kalbimizdeydi…

Çare olurdu…Çare bulurdu…Çare tükenmezdi ki onda…

Tek bir meselesi ve hedefi vardı…

Eğitim…

Benim Mili Eğitimim de bambaşka bir aşk vardı…

Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz diyerek düşülürdü yola…

Sevinçliyiz hepimiz yaşasın okulumuz derdik…

Türküm, doğruyum, çalışkanım diye ant içmeden girmezdik sınıflarımıza…

Bugün elimizde her türlü imkân var.

Var lakin;

Öğrencilerimize günde bir öğün yemek veremiyoruz…

Okullarımızı temizleyemiyor, temiz tutamıyoruz.

Okul temizliği öyle fena S.O.S veriyor ki, veliler, öğretmenler ve öğrenciler cümbür cemaat tam kadro okuldalar…Çaresiz bir çırpınış içindeler.

Bu acı ve hazin manzara sürdürülebilir bir manzara değil…

Temizlik meselesinin okullarımızı felç ettiği, kilitlediği bir durum var ortada…

Okullarımızı temiz tutmak zorundayız, zorundayız amma acil bir neşter vurma zamanı gelmedi mi daha?

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun Hâlimiz Hâl Değil Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz Hayırlı Bayramlar Vefa Uzaklarda Kalan Bir His Karman Çorman Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde Neyi Arıyorsan O’sun Sen Mevlâna, Aşk, Pervane Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü Beysiz Şehrin Hikayesi Beddua Ananın Hikayesi Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz Elbet bir gün barışacağız Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür Emekli ne desin? Türk olmak Bayram Hürmetine Hekim Kızının Hikayesi Sevgi ve Barışa Yürümek Saltanat Hikayesi Uğursuzun Hikayesi Dün Bugün Yarın Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni Bak başının çaresine Keşmekeşin Hikayesi Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar Aşk Üstüne Olmaz Olmaz Deme Hikayesi Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” Düşe Kalka… Türkçenin Payitahtı Yıl Edebiyatsız Olmaz Ahalinin Hikayesi Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa Mevlânâ’nın Gecesi Bırakın Kendinizi Hoşgörüye Muhabbet ola Yıl Biterken Felek Vurmuşun Hikayesi Yazan Kalem Siyah Yol Gözüktünün Hikayesi “Ben Yoruldum Hayat” Kemankeş Kızın Hikayesi Kara Vicdanlı Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? Ayakta Durmak Buysa Eğer Derinlerde Kaybolmak Meydanlar Er Meydanıdır Mızrak ve Çuval Meselesi Konya Şeker Efsanesi Darmaduman Dağ fare doğurmak zorunda mı? Kötü Gün Dostunuz Var Mı? Uçurumun Kenarı Dayının Hikayesi Müdür Kıyamet mi Koptu? Biz Bizden Gidemeyiz Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun ALPASLAN TÜRKEŞ Ramazan Hürmetine İhsan Ceylan Göl Şehrinin Hikayesi Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi Bey Kızının Hikayesi Vakit Vuslat Vaktidir Seyit Küçükbezirci Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür Buram Buram Konya Kokma KASIMPATI Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! Bu Benim Meselem, Derin Meselem” Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! Öfke hikayesi Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... Söküklerini Dik Sözlerinin Bazen... Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker Dertlinin Derdini Dinlemek! Eden Kendisine Eder!.. AYNA Diline Hâkim Olmak Ramazan Hikayesi -2 Ramazan Hikayesi Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed Fani Dünya Hoştur Amma... SON CEMRE SÖZ! YILBAŞI DEMEK ŞEB-İ ARUS Aşçı Dede Kimin Dedesi? Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! Ecdada Vefa! Yüreğe Gömülmek!