https://www.ureticihaber.com/files/uploads/user/e653ca0b5ac63eb4e7649bf5513038de-82dfc3bf7d790607546a.jpg
Erol Sunat

Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz

20-04-2023 15:56 2696 kez okundu.

Anadolu Coğrafyasına Türk Milleti gelmeden Doğu Roma yani Bizans hakimdi. Ve bu topraklarda entrika vardı, hile vardı, vurgun vardı, tuzak vardı, kumpas vardı, yalan vardı, talan vardı, vur-kaç vardı, gasp vardı, insanların malına, canına, ırzına göz dikme vardı.

Türk Milletinin Oğuz boyu, Üçoklar, Bozoklar olarak 24 Oğuz boyu ile girdiler Anadolu’ya. Kınık gibi Selçukluyu kuran, Kayı gibi Osmanlı’yı bir cihan devleti yapan şerefli, seçkin Türk boylarına mensuptular. Anadolu gibi elde tutması oldukça zor olan bir coğrafyaya, adalet getirdiler, hoşgörü getirdiler, barış getirdiler. Fethettikleri yerlerin her birini Türkçe isimlerle değiştirdiler. Malazgirt’le açmış oldukları Anadolu kapılarına tam bir asır sonra Miryokefalon’da, Anadolu Türk’tür, Türk kalacaktır mührünü bastılar.

Sultan Alpaslan’ın çığır açtığı, Kılıçaslanların Türklük mührünü bastığı bu coğrafya ’da, Türk olmak, Türk olarak anılmak, Türk olarak yaşamak şereflerin en büyüğüdür. Türk Milleti, İslamiyet’le müşerref olduktan, Hak kapısına teslim olduktan sonra, İslam’ın ve Türklüğün bayrağını üç kıtada şanla, şerefle dolaştırdı. Bugün bütün dünyada, Türk demek aynı zamanda Müslüman demektir. Böylesi güzel bir özdeşleşme bir başka millete nasip olmamıştır.

Türk Milleti, kimliğini, kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini, inancını, itikadını, heyecanını, bir ve beraber olma duygusunu kaybetmediği müddetçe vatansız kalmamıştır ve kalmayacaktır. Binlerce yıldır, devlet kuran, devletsiz kalmayan, zulme boyun eğmeyen, başlıya baş eğdirip, dizliye, diz çöktüren bir millettir Türk Milleti.

Anadolu’yu adım adım fethederken, dağlara, taşlara, ovalara, yaylalara, nehirlere, göllere, şehirlere hep kendi ismimizi verdik ve o dille yani Türkçeyle konuştuk. Sangaryos’u Sakarya yaptık. İkonyum’u Konya, Magnesia’yı Manisa, Trapezus’u’ Trabzon, Amisos’u Samsun yaptık. Kızılırmak dedik, Yeşilırmak dedik, Aksu, Göksu dedik, Aladağ, Bozdağ, Bey dağları dedik. Uzun yayla, Uzun göl, Acıgöl dedik…

Akşehir, Beyşehir, Seydişehir, Eskişehir, Yenişehir, Viranşehir dedik. Anadolu’yu bir uçtan bir uca Türkleştirdik…

Bu topraklar, Alpaslan’ı gördü, Kılıçaslanları gördü, Alaeddin Keykubat’ları gördü, Süleymanşah oğlu Ertuğrul’u gördü, Ertuğrul Oğlu Osman Gazi’yi gördü, Sultan Murat Han oğlu Fatih Sultan Mehmet’i gördü, Sultan Beyazıt Han oğlu Yavuz Sultan Selim’i gördü, Yavuz Sultan Selim Han oğlu Muhteşem Süleyman’ı gördü, Sultan Abdülmecit Han oğlu Abdülhamit Han’ı gördü, Türkiye Cumhuriyetinin banisi Mustafa Kemal Atatürk’ü gördü. Bin yıldır, Türk’e yaraşır, Türk’e yakışır bir coğrafya gördü.

Huzura, barışa, savaşsız yüzyıllara kavuşturduğumuz, adaleti sağladığımız, insanca yaşamanın rüya ve hayal olmadığını gösterdiğimiz coğrafyalar, biz çekildikten sonra kan ve ateş gölüne döndüler.

Günümüzün hamileri, süper güçleri, sözde medeniyeti, insan onuruna yakışan bir hayatı getirmeyi vaat etmişlerdi ya hani! Irak, Suriye, Ürdün, Mısır, Libya ve Tunus tarumar oldular cayır-cayır yanmaya devam ediyorlar. Dinmeyen gözyaşları, öksüz ve yetim kalan çocuklar, huzura muhtaç toplumlar, ölümüne kaçışlar, adaletin zerresinin yere düşmediği topraklar, kime hizmet ettiği bilinmeyen terör örgütleri, bulundukları coğrafyaları cehenneme çevirdiler.

Türk kavramı bugün kaybetmeyi göze alamayacağımız en değerli kavramlarımızın ilk sırasında. Hz. Mevlâna, “Hak kapısından ayrılmayan Türk, var olduğu müddetçe vatansız kalmaz!” diyor. Yunus’un dediği gibi, “Haktan inen şerbeti içtik elhamdülillah.” Hak kapısındayız, Hak kapısından bizi ayırmayan Rabbimize şükürler olsun. Rabbimiz izin verdiği müddetçe ne vatansız kalırız ne Türk olan adımızdan ne de Türkiye’mizden vazgeçeriz!

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun Hâlimiz Hâl Değil Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz Hayırlı Bayramlar Vefa Uzaklarda Kalan Bir His Karman Çorman Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde Neyi Arıyorsan O’sun Sen Mevlâna, Aşk, Pervane Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü Beysiz Şehrin Hikayesi Beddua Ananın Hikayesi Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz Elbet bir gün barışacağız Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür Emekli ne desin? Türk olmak Bayram Hürmetine Hekim Kızının Hikayesi Sevgi ve Barışa Yürümek Saltanat Hikayesi Uğursuzun Hikayesi Dün Bugün Yarın Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni Bak başının çaresine Keşmekeşin Hikayesi Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar Aşk Üstüne Olmaz Olmaz Deme Hikayesi Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” Düşe Kalka… Türkçenin Payitahtı Yıl Edebiyatsız Olmaz Ahalinin Hikayesi Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa Mevlânâ’nın Gecesi Bırakın Kendinizi Hoşgörüye Muhabbet ola Yıl Biterken Felek Vurmuşun Hikayesi Yazan Kalem Siyah Yol Gözüktünün Hikayesi “Ben Yoruldum Hayat” Kemankeş Kızın Hikayesi Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız Kara Vicdanlı Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? Ayakta Durmak Buysa Eğer Derinlerde Kaybolmak Meydanlar Er Meydanıdır Mızrak ve Çuval Meselesi Konya Şeker Efsanesi Darmaduman Dağ fare doğurmak zorunda mı? Kötü Gün Dostunuz Var Mı? Uçurumun Kenarı Dayının Hikayesi Müdür Kıyamet mi Koptu? Biz Bizden Gidemeyiz Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun ALPASLAN TÜRKEŞ Ramazan Hürmetine İhsan Ceylan Göl Şehrinin Hikayesi Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi Bey Kızının Hikayesi Vakit Vuslat Vaktidir Seyit Küçükbezirci Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür Buram Buram Konya Kokma KASIMPATI Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! Bu Benim Meselem, Derin Meselem” Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! Öfke hikayesi Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... Söküklerini Dik Sözlerinin Bazen... Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker Dertlinin Derdini Dinlemek! Eden Kendisine Eder!.. AYNA Diline Hâkim Olmak Ramazan Hikayesi -2 Ramazan Hikayesi Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed Fani Dünya Hoştur Amma... SON CEMRE SÖZ! YILBAŞI DEMEK ŞEB-İ ARUS Aşçı Dede Kimin Dedesi? Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! Ecdada Vefa! Yüreğe Gömülmek!